Logo... Yazarlar...

DÜCANE CÜNDİOĞLU


Eş'ârîlik-Mâturidîlik tartışmalarına küçük bir katkı!

T ürk(iye) Müslümanlığı tartışmalarının gerek seviyesine, gerekse üslûbuna dâir kanaatlerimi daha önce açıklamış ve bu proje'nin işçilerinin sadece ehliyetten değil, mensûbiyet ve âidiyet duygularından da yoksun oldukları izlenimini veren tavırlarına yönelik eleştirilerimi Yeni Şafak okurlarıyla paylaşmış, bu arada Eş'arîlik-Mâturidîlik (zât-sıfat), İlm-i Kelâm (akıl-nakil), Gazâlî-İbn Rüşd (beyan-burhan-irfan), Muhyiddin b. Arabî-İmam Rabbanî (vahdet-i vücûd-vahdet-i şühûd) Osmanlılık (gelenek, yerlilik, köksüzlük, tarihsizlik, yurtsuzluk) ve sâir meseleler hakkındaki belli başlı husûslara da işaret edip geçmiştim.

Okurlardan aldığım iletilerin çoğunda, Eş'ârîlik-Mâturîdilik meselesinde ve bâhusûs, aleyhinde bulunmanın marifet sayıldığı Kelâm İlmi'nin sağlıklı bir biçimde anlaşılması konusunda daha ziyade tafsilât verilmesi talep olunuyor. Köşe yazılarında bu tür meseleleri tafsilâtıyla ele almayı hem doğru, hem de münasib bulmamakla beraber, yine de bazı başlıklara işaret etmenin ve okuru piyasaya sürülen ucuz fikirlerin parlaklığına aldanmamaları maksadıyla uyarmanın faydadan hâli olmayacağına inanıyorum. Binaenaleyh ilmî mirasımızdan bî-haber olan geniş kitlelerin dahî bazı hakikatleri bilmek ve tedavülde olan fikirleri mukayese etmek hakkı vardır!

Bu düşünceyle klasik metinlere istinad etmek ve insanların kolayca erişemeyeceklerini zannettiğim kaynaklara atıf yapmak yerine, Türkçe yazılmış bir metinden (hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde îrad ettiği hilafet hakkındaki meşhûr nutkuyla tanınan Seyyid Bey'e ait bir metinden) kısa bir iktibasta bulunmayı uygun buldum. Umarım ki parlak iddialarla ortaya çıkmanın cazibesinden kendisini kurtaramayan günümüz Türk aydını, yüzyılımızın başlarında yazılmış bu metni okur, üzerinde düşünür ve öteki haline getirdiği kendi ilmî mirasının ürünlerini biraz olsun anlamaya çalışmak lâzım geldiğini farkeder; zira böyle bir teşebbüs, herşeyden evvel kendileri için ilmî olmaktan ziyade ahlâkî bir vecibedir.

İlmî vecibelerini yerine getiremeyenlerden, hiç değilse ahlâkî vecibelerini yerine getirmelerini beklemenin bir hak olduğu inancıyla sizi Seyyid Bey'le başbaşa bırakıyorum:

"İnsan için en büyük kemâl hakâyık-ı eşyâya kesb-i vukûf etmek ve herşeyden evvel mübdiini ve hakikat-i ulûhiyeti bi-kader'il-imkân bilmekten ibaret olup buna vusûl ise ancak iki tarîk ile mümkün olabilir. Biri nazar ve istidlal tarîkidir, diğeri riyazet ve mücahede tarîkidir. Birinci tarîkde maksada vûsul için tefekkürât, kıyasât ve istidlalât-ı akliye'ye istinad olunur, ikinci tarîkde ise yalnız riyazet ve terbiye-i ruha ve mücahede-i nefse itina olunur. Nazar ve istidlal tarîkine sâlik olanlar, ya akl ile nakli cem ve telfik ederek bir din ve şeriata ittiba ederler veyahut hiçbir dine tâbi olmayarak mücerred aklı rehber ittihat eylerler. Birincilere Mütekellimîn, ikincilere Hukema-i Meşşâiyyûn ıtlak olunur. Riyazet ve mücahede-i nefs tarîkine sülûk edenler de kezalik usûl-i riyazet ve mücahedede bir şeriata tevfik-i hareket ederler veya etmezler. Birincilere Sufiyye/Mutasavvıfa denir. İkincilere de Hukema-i İşrakiyyûn nâmı verilir. Bunlar tarîk-i riyazet ve mücahede'de mücerred kendilerinin vaz'ettikleri usûle istinad ve bu suretle istihsal eyledikleri hakâyık-ı keşfiyye ve işrakiyyeye itimad eylerler; hukema-i kadîme-i Yunaniyye'den meşhur Eflatun ile bir rivayette hakîm-i şehîr Sokrat onlardandır."

"(...) Gerçi Eş'âire ile Maturidiyye beyninde bazı mesâil-i itikadiyyede ihtilaf var ise de ihtilaf-ı vâki mesâil-i müteferria ve cüz'iyeye mütedâir olup usûl u esasât-ı itikadiyede müttefik olduklarından ve ihtilaf ettikleri mesâilin ekserinde beynlerini tevfik kabil olduğundan birbirlerinden ayrılacak ve yekdiğerini bid'at ve dalâlet-i itikadiyeye nisbet edecek kadar aralarında ihtilaf yoktur. Bu sebebe mebnidir ki Eş'âire tabiri bazen Ehl-i Sünnet mürâdifi ve Ehl-i Bid'at mukabili olarak istimal olunur ve bu surette bi-tarîk'it-tağlib Maturidiyye'ye dahî şâmil olur." (Seyyid Bey, Usûl-i Fıkıh Dersleri, I/2-3; 6-7, Hukuk Matbaası, İstanbul, 1330)
 


  18 Şubat 1999 Perşembe


Okurlardan aldığım iletilerin çoğunda, Eş'ârîlik-Mâturîdilik meselesinde ve bâhusûs, aleyhinde bulunmanın marifet sayıldığı Kelâm İlmi'nin sağlıklı bir biçimde anlaşılması konusunda daha ziyade tafsilât verilmesi talep olunuyor.


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED