Post-modern darbe dönemine damgasını vuran gelişmelerden biri de 1997'deki TSK'nın bütçe krizi olmuştu. Kuzey Irak'a düzenlenen operasyon sorasında bir helikopterin düşmesi nedeniyle 11 asker şehit olduğu olayın ardından, kaza 8 Haziran 1997'de Hürriyet Gazetesi tarafından "Harekât için Ödenek Krizi" başlığıyla haberleştirildi. Haberde kazanın ödenek yetersizliği yüzünden olduğu iddia ediliyordu. Refahyol Hükümeti'nin Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, dönemin Genel Kurmay 2. Başkanı Çevik Bir ve Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak'ın hükümeti yıpratma çabalarına dönüşen 'ödenek krizi' iddialarının perde arkasını anlattı. TSK'ya örtülü ödenekten yüksek miktarlarda kaynak aktardıklarını anlatan Şener, "Silah alımı için para veriyorsunuz, onlar ülke savunması için alınan tanklarla Sincan'da yürüyor. Örtülü ödeneğe rağmen bütçe krizi çıkarmak istediler" dedi.

PARAYI ALIP KARA PROPAGANDA YAPTILAR

Şener, kanun gereği örtülü ödenekten yapılan harcamaları o günlerde söyleyemediklerini belirterek, "28 Şubat'ta bizi askere ödenek vermemekle suçladılar. Ama asker örtülü ödenekten de para aldı. Bu para belgesiz, faturasız, evrak olmadan harcanabilen bir paraydı" dedi. Şener, şunları söyledi: "O günlerde basına da söylemedim. Dallanır budaklanır, yakışık kalmaz diye konuşmamıştım. Ama asker verdiğimiz bütçenin yanında örtülü ödenekten de para almıştı. Miktarını vermeyim. Örtülü ödeneğin kullanıldığı yeri bile söylemek suçtur. Yüksek bir miktar. Örtülü ödenekten verilmesinin anlamı belgesiz, faturasız, evrak olmadan kullanılabilecek bir para anlamına geliyor. 1997'nin Mart ya da Nisan ayları içinde normal bütçeye ek olarak örtülü ödenekten bu parayı aldılar. Ancak buna rağmen Haziran ayında 'hükümet para vermiyor' diye kara propaganda yaptılar."

KULLANAMAYACAKLARI KADAR PARA VERDİK

Ödeneklerin bütçede tertibi olduğunu anlatan Şener, "Ama siz, maaşını verdiğiniz personele bu işleri yaparsanız o başka. Batı Çalışma Grubu'nun yapacağı masraflar takip ve fişleme masraflarıdır. Bunun için de askeri personeli kullandılar" dedi. Kendi hükümetleri döneminde TSK'ya ayrılan payın eski hükümetlere göre çok daha artırıldığını ifade eden Şener, şunları kaydetti: "Daha önceki hükümetler döneminde, Genelkurmay'ın talep ettiği bütçenin yüzde 70'i ancak verilmişken, 1997'de askere istediği bütçenin 95'ini verdik. Daha önce bütçede yer alan ödeneğin sadece yüzde 40'ı yıl ortasında serbest bırakılırken, biz bu ödeneğin yüzde 60'ını serbest bıraktık. Bu oran o kadar yüksekti ki, kullanamayacakları bir dilimi serbest bırakmış olduk. Sözde krizin yaşandığı Haziran ayında asker verdiğimiz bütçenin yüzde 60'nı bile harcayamamıştı."

İçeride başka kapıda başka

Askerin örtülü ödenekten yüksek miktarda para almasına rağmen, 1997 yılı Haziran ayında 50 trilyon ek ödenek talep ettiğini söyleyen Şener, "Biliyorsunuz ek ödenek talepleri yılsonunda Maliye Bakanlığı'na iletilir. Tartışmanın çözümlenmesi için Başbakanlık'ta bir araya geldik. Bir tarafta, Başbakan Necmettin Erbakan Hocamız, Abdullah Gül ve ben, diğer tarafta da Çevik Bir ve üç paşa vardı. Biz ödenek yeterli olmasına rağmen 9. aydan itibaren bu bütçe talebini değerlendirelim dedik. O toplantıda anlaştık. Basına açıklama yapılmaması kararlaştırıldı. Fakat Çevik Bir kapıdan çıkarken, "Başbakan bizi haklı buldu" diye bir açıklama yaptı. Ertesi gün yayınlanan gazetelerde ise "50 trilyon ödenek yarın ödeniyor" başlıklarıyla haberler yayınlandı" dedi.

Poyrazköy silahları ödenekle alındı

Poyrazköy ve diğer kazılarda bulunana silahlarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Cemil Ertem, bu silahların envantere kayıtlı olmadığını söyledi. Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un da silahları envanter dışı olarak açıkladığını hatırlatan Ertem, "Yeditepe Üniversitesi ve İstek Vakfı'nın sahibi Bedrettin Dalan'a ait arazide Poyrazköy'deki arazisinde bulunan silahlara bakalım. Genel Kurmay Başkanı İlkler Başbuğ, basın toplantısı yaparak o silahların TSK envanterine kayıtlı olmadığını söylemişti. Bir süre sonra Emniyet bir açıklama yaparak, o silahların emniyet envanterinde de olmadığını açıklamıştı. Peki o silahlar nerden geldi? Tabi ki örtülü ödenekten. Örtülü ödenekle alınan silahlardan bazıları envantere dâhil edilmedi" dedi.

Medya destekli kara propaganda

Kuzey Irak harekatında ödenek krizi çıktığı haberi, Hürriyet'te yayınlandı. Daha sonra ise Hürriyet'in o dönemki Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, "Meğer 11 şehit gerekiyormuş" başlıklı bir köşe yazısı kaleme aldı.

YARIN: AKIN BİRDAL - BENİ ERGENEKON VURDU

Düzeltme

Yazı dizimizin Bülent Orakoğlu'yla ilgili dünkü bölümündeki, "Cuntanın, sivil iktidardan habersiz PKK ile görüştüğü ve Genel Kurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak'ın, Çetin Doğan'la birlikte hareket ettiği" sözlerinin kendisine ait olmadığını söyledi. Orakoğlu, cuntanın PKK ile görüştüğünü ancak irtibatı sağlayan isimleri belirtmeyeceğini kaydetti.