Myanmar'ın batısındaki Arakan (Rakhine) eyaletindeki Rohingya Müslümanlarını hedef alan şiddet olaylarında hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin çelişkili bilgiler geliyor. Şu ana kadar olay bölgesine girebilen tek yabancı ekip olan Birleşmiş Milletler'in yardım ekipleri, ölü sayısının ne hükümetin verdiği kadar az, ne de aktivistlerin bildirdiği kadar yüksek olduğunu aktardı.

Yerel kaynaklar ve resmi makamlar, şiddet olaylarında hayatını kaybedenlere ilişkin oldukça çelişkili bilgiler veriyor.

Myanmar resmi makamları, olayın "Rohingya Müslümanları ile Budistler arasında yaşanan bir çatışma olduğunu" ve ölü sayısının 80 civarında olduğunu açıklarken, Rohingya Müslümanlarının aktivist grupları ise rakamın çok daha yüksek olduğunda ısrar ediyor.

Bölgedeki kaynaklardan alınan bilgiye göre, Myanmar yönetimi önceliğini olay bölgesindeki çatışmayı kontrol altına almak olarak belirledi.

Yerel kaynaklar ise çatışmaların nispeten yavaşladığı bilgisini doğruluyor.

Yaklaşık 100 bin Rohingya Müslüman'ın yerinden edildiği bölgede, sıkı yönetim ilan edilmiş durumda.

Bu arada, Myanmar'ın diğer bölgelerinde yaşayan Müslümanlara yönelik herhangi bir olumsuzluk yaşanmamış olması, Arakan olaylarının dini bir çatışma olmaktan çok etnik bir çatışma olabileceği şeklinde de değerlendirmelere neden oluyor.

Bölgedeki gözlemciler, Myanmar'da iktidarda 2010'dan beri seçimle işbaşına gelmiş bir hükümetin olduğunu, ülkede bir reform sürecinin sürdüğünü ancak son olayların bu süreci tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyor.

Saldırılar Müslümanlığa karşı

İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) Myanmar Sorumlusu Sait Demir, geçen hafta Myanmar'da olduğunu, ülkeye giremediklerini yalnızca Rohingya Müslümanlarının yaşadığı Bangladeş sınırındaki kamplara girebildiklerini anlattı. Bölgeden kaçan halkla göç yollarında görüştüklerini kaydeden Demir, "Son bir ay içerisinde bin 500 civarında Müslüman katledilince, Arakanlı Müslümanlar Bangladeş'e sığınmak istedi. Fakat Bangladeş hükümeti, siyasi şartların ve maddi imkanlarının yetersiz olması sebebiyle bunu kabul etmiyor. Bangladeş'e girmeyi başaran yaralılar da kaçak olarak gelebiliyor. Tedavi olmakta bile zorlanıyorlar. Camileri yakıyorlar. Camilerin etrafını kuşatarak Cuma namazına gidilmesini bile engelliyorlar. Saldırılar tamamen Müslümanlığa karşı" diye konuştu.