Türk romanının ilk kadın yazarı Fatma Aliye Hanım, Ahmet Mithat Efendi'nin öğrencisiydi. Bugün giriş bölümünü okuyacağınız Muhadarat'ı ve sonraki romanlarını onun teşvikleriyle kaleme aldı. Türk romanının bir kadın tarafından verilen ilk örneği olma özelliği taşıyan Muhadarat, gerek ele aldığı konu, gerekse üslup bakımından onun ustasının izinde yürüdüğünü gösteren bir eserdir. Fatma Aliye bu romanda bir aşk ve kıskançlık hikâyesi çerçevesinde, Tanzimat dönemi Türk romanının belli başlı konularından olan kadının toplumdaki yeri meselesine de değinir. Fatma Aliye Hanım, bu romanın ardından Re'fet (1897), Ûdî (1899) ve Enin (1912) isimli üç roman daha yazdı. Romanları dışında ilmi ve felsefi eserleri de bulunan yazarın kadınlar hakkındaki Nisvan-ı İslam adlı eseri kendi zamanında Fransızcaya ve Arapçaya, Ûdi romanı Fransızcaya çevrildi. Geleneksel Hint şiirinin son büyük temsilcisi olarak kabul edilen Nobel ödüllü Rabindranath Tagore, Kıyıda isimli şiiriyle sayfamıza konuk oluyor. Bengalce yazan Hintli şair 7 Mayıs 1861'de Kalküta'da doğdu, 7 Ağustos 1941'de aynı kentte öldü. Tagore adı Bengalcede 'efendi, soylu kişi' anlamına gelen 'Thakûr' sözcüğünün İngilizce söylenişidir. 1877'de İngiltere'ye hukuk öğrenimi için gönderildi. 1891'de babası tarafından ailenin mülklerin yönetmekle görevlendirildi. 1901'de Bolpur yakınlarında Santikiketan'da özgür bir ortamda eğitim vermeyi amaçlayan bir okul kurdu; bu okul, 1924'de Batı ve Hint geleneklerini kaynaştıran Visna-Bharati Üniversitesi'nin oluşumuna yol açtı. Dünyanın pek çok ülkesini gezdi, konferanslar verdi. 1915'te İngiltere Krallığı tarafından "Sir" unvanı ile onurlandırıldı, ancak dört yıl sonra İngilizlerin Amritsar'da giriştiği bir toplukıyımı protesto ederek unvanı geri verdi.