TBMM Genel Kurulunda, Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanunlara taşınmasını öngören kanun tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelere geçilmesi kabul edildi.

'Temel yasa' olarak görüşülen tasarının tümü üzerinde CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, çeşitli kanunlarda değişiklik yapan tasarının, 'torba yasa' niteliğinde olduğunu söyledi.

Özyürek, Hükümetin, borçlanma limitini yaklaşık 5 kat artırmasının, 'Bütçede öngörülen vergilerin toplanamayacağının kabulü' anlamına geldiğini ifade ederek, Hükümette, 'borçla günü kurtarırız' anlayışı olduğunu, ancak borçlanmanın da bir bedeli olacağını ve faizlerin yükseleceğini savundu. Bütçenin gerçekçi olmadığını daha önce de dile getirdiklerini anımsatan Özyürek, 'Bütçe, biran önce revize edilmeli' dedi.

Varlık barışı uygulamasına ilişkin sürenin uzatılmasından ne umulduğunu soran Özyürek, varlık barışına ilişkin daha önce yaptığı 'Mevlana Yasası' benzetmesini yineleyerek, '(Döviz olarak dışarda ne varsa, ister kara ister ak, ne olursa olsun gelsin, sistemimize girsin) diyoruz' şeklinde konuştu.

Özyürek, internet üzerinden alkollü içecek satanlara 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmesine de değinerek, bunun 'siyasi ve ideolojik düzenleme' olduğunu ileri sürdü. Özyürek, 'Bu, bir yaşam biçimin topluma dayatılmasıdır. Bırakın içen içsin, içmeyen içmesin. İdeolojimizi topluma dayatmayalım' dedi.

Mustafa Özyürek, kaymakamlık sınavına ilişkin yapılan düzenlemeyle de Danıştay kararının yok sayıldığını iddiasında bulundu.

'ÇUVAL KANUN'

MHP Grubu adına söz alan Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da tasarıyı, 'torba kanun değil, çuval kanun' diye niteleyerek, içinde bir kısmı yargı kararlarını bertaraf etmeye yönelik olmak üzere her türlü düzenlemenin bulunduğunu söyledi.

Kalaycı, 2009 bütçesinde yer alan borçlanma, bütçe açığı, büyüme hedeflerinin şimdiden tutturulamadığını, Hükümetin ekonomik krize karşı gerekli önlemleri de alamadığını öne sürerek, borçlanma limitinin 5 kat artırmasının sorunları çözemeyeceğini savundu. Kalaycı, bütçenin ivedilikle revizyona tabi tutulması gerektiğini iddia etti.

Katılım öncesi ekonomik programda öngörülen makro hedeflerin şimdiden geçersiz hale geldiğini ileri süren Kalaycı, 'AKP'nin makyajı aktı. Kumdan kaleleri çöktü. AKP, ülkeyi sosyal facianın eşiğine getirdi' diye konuştu.

'VARLIK BARIŞI ALİ BEY İÇİN Mİ UZATILIYOR?'

DSP İzmir Milletvekili Harun Öztürk, hastalardan katılım payı alınmasının hem Anayasanın sosyal devlet ilkesiyle hem de prim sistemine aykırı olduğunu belirterek, 'Bunun sonucu, sosyal devleti rafa kaldırmaya kadar varabilir. Sağlığında prim ödeyen vatandaşlar, hastalığında da katılım payı ödeyerek hizmet satın alabilecek' dedi.

Bağımsız Tunceli Milletvekili Kamer Genç, tasarıda, bürokratlara fazla ödenen harcırah ve benzeri ödemeler konusunda af getirildiğini ifade ederek, devletin ne kadar borcundan vazgeçtiğini sordu.

Bir süre önce varlık barışının çıkarıldığını, Ali Türkkan adlı bir kişinin '5,5 katrilyon getireceğim' diyerek Cumhuriyet Vergi Dairesinde beyanda bulunduğunu anlatan Genç, ancak beyan ettiği parayı getirmediğini hatırlattı. Genç, 'Varlık barışını Ali Bey için mi çıkarıyorsunuz?' dedi.

AB Genel Sekreterliği Teşkilat yapısında öngören yasada, AB işleri uzmanı olabilmek için 45 olan yaş sınırının AK Parti'li milletvekilleri tarafından verilen önergeyle 50'ye çıkarıldığını anlatan Genç, 'Eskiden çoluk çocuklarınıza iş bulabilmek için yasa çıkarıyordunuz, şimdi babanıza iş bulmak için yapıyorsunuz. Bu memleketle bu kadar alay edilmez' diye konuştu.

'TÜRKKAN İLE İLGİSİ YOK'

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, Ali Türkkan ile ilgili düzenleme yapılmasının söz konusu olmadığını belirterek, tasarının, ekonominin gereği olarak hem içeriden hem de dışarıdan kaynak kazandırılmasının amaçlandığını söyledi. 'Türkkan, parayı 1 ay içinde getirmediği için yararlanamıyor' diyen Şimşek, varlık barışının uzatılması sebebinin Türkkan ile ilgisi olmadığını kaydetti.

Türkkan hakkında Gelir İdaresinin bir incelemesinin de söz konusu olduğunu bildiren Şimşek, 'Daha önce beyanda bulunup, bunun gereğini yerine getirmeyenler için inceleme söz konusudur. Gerek tahakkuk edilen vergiyi ödemediği gerekse de beyanda bulunduğu parayı ödemediği için de bundan sonra uzatmadan yararlanmaması söz konusudur. Bu konuda en küçük bir şüpheniz olmasın' dedi.

Şimşek, çeşitli kanunlarda değişiklik yapan torba kanunlara ilke olarak karşı olduğunu, bundan sonra benzeri düzenlemelerin Meclise gelmemesi için azami gayret göstereceğini söyledi.

Düzenleyici ve denetleyici kurullarla ilgili geçmişte yapılan fazla ödemelerin affının söz konusu olduğuna işaret eden Şimşek, 'Bunların çoğu, yapılan hatalı uygulamalardan kaynaklanıyor, bu parayı alanların hatasından değil. Kurumların verdiği görüş doğrultusunda yapılan ödemelerdir. Gönül ister ki böyle olmasın. Miktar çok yüksek değil. Tüm düzenleyici denetleyici kurullar açısından bakıldığında 3,5 milyon liralık borcun takibinden vazgeçiliyor' diye konuştu.

Özlük haklarıyla ilgili düzenlemelerin ilgili kanunlarda yer almasından yana olduğunu belirten Şimşek, sözleşmeli öğretmenlerin daimi kadrolara alınması konusunda kendisine gelen bir bilgi olmadığını, ayrıca Bakanlığından görüş istenmediğini söyledi.

Konuşmaların ardından tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçilmesi kabul edildi.