Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bugün Almanya'da yıllık ciroları 35 milyar Avro'ya ulaşan 70 bini aşkın Türk şirketi bulunuyor. Bunlardaki istihdam 370 bine neredeyse ulaşmış durumda. Türk toplumunun Almanya'da yaşamın her alanında yapmakta olduğu önemli katkılardan dolayı şüphesiz ki biz de mutluluk duyuyoruz' dedi.

Erdoğan, Almanya'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. 

Başbakan Erdoğan, Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in davetine icabetle 'Türkiye'den Almanya'ya iş gücü göçünün 50. yılı' münasebetiyle Berlin'de düzenlenecek etkinliğe katılmak üzere Almanya'ya gittiğini söyledi.

Türkiye ile Almanya arasında tarihten gelen bir dostluk ilişkisi olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, 'Hükümet olarak Almanya ile çok boyutlu ilişkilerimizin her alanda çeşitlenerek gelişmesine büyük önem atfediyoruz. Almanya ilişkilerimizin son dönemde artan üst düzey ziyaretlerle daha da güç kazandığını görüyoruz' dedi. 

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

'Son olarak geçtiğimiz şubat ayında CEBIT Uluslararası Bilişim Fuarı vesilesiyle Almanya'ya yaptığım ziyaret sırasında Şansölye Merkel ile bir görüşme gerçekleştirmiştik. Fevkalade verimli geçen bu görüşmede köklü ilişkilerimizi ve işbirliğimizi değerlendirme fırsatımız oldu. Almanya Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Wulff'un geçen yıl ülkemize yaptığı ziyaretin üzerinden henüz bir yıl geçmeden sayın Cumhurbaşkanımızın 18-21 Eylül 2011 tarihlerinde Almanya'ya ziyaretleri yine ikili ilişkilerimizdeki dinamizmin ve çeşitliliğin bir yansımasını teşkil etmiştir.'

İki ülke ilişkilerindeki en önemli noktalardan birini insani bağların oluşturduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

'Son 50 yıl içinde Almanya'ya gitmiş olan ve bugün toplam sayıları yaklaşık 3 milyonu bulan vatandaşımız var. Türk kökenli Alman vatandaşları iki ülke arasındaki dostane ve güçlü ilişkilerin pekişmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Başlangıçta misafir işçi olarak Almanya'ya giden vatandaşlarımız daha sonra orada artık kalıcı hatta Alman vatandaşı olmak suretiyle Alman ekonomisinde, Alman siyasetinde, Alman eğitim-öğretim alanında çok çok önemli yerler aldılar ve Almanya'ya bir çeşitlilik kazandırdılar aynı zamanda. Avrupa ülkeleri arasında Türklere ve Türk kökenlilere ev sahipliği bakımından birinci sırada yer alan Almanya'daki Türk iş gücü, bu ülkeye göçün 50. yılında misafir işçi kimliğini artık geride bırakmıştır. 

Türk toplumun birçok ferdi Almanya'da her alanda tekrar ediyorum, siyasi, ekonomik, kültürel ve sportif alanlarda önemli başarılara imza attılar. Bu süreç dördüncü kuşağa şu anda geçtiğimiz dönemde çok daha farklılık ve zenginleşerek devam eden bir süreç. Bugün Almanya'da yıllık ciroları 35 milyar avroya ulaşan 70 bini aşkın Türk şirketi bulunuyor. Bunlardaki istihdam 370 bine neredeyse ulaşmış durumda. Türk toplumunun Almanya'da yaşamın her alanında yapmakta olduğu önemli katkılardan dolayı şüphesiz ki biz de mutluluk duyuyoruz. Almanya'daki Türk toplumunun iki ülkenin ortak kazanımı olduğuna samimiyetle inanıyor ve bu köprünün güçlenerek devamı şüphesiz ki Almanya-Türkiye ilişkilerini çok daha farklı, olumlu istikamette zemine taşımaktadır.' 

'Almanya, Türkiye'nin en büyük ticari ortağı'

Başbakan Erdoğan, Almanya Federal İçişleri Bakanlığınca göçün 50. yılı dolayısıyla yarın düzenlenecek ana etkinliğe Almanya Başbakanı Angela Merkel ile katılacağını, burada konuşma yapacaklarını bildirdi.

Merkel ile 'Göç toplumumuzu nasıl değiştiriyor?' konulu bir açık oturuma katılacaklarını anlatan Erdoğan, açık oturumda Almanya'da yaşayan Türk kökenli 6 göçmenin de bulunacağını söyledi.

Göçün 50. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlerin ardından Merkel ile çalışma yemeğinde bir araya geleceklerini bildiren Erdoğan, 'Görüşmemizde ülkelerimiz arasında çok boyutlu ilişkileri ve yakın işbirliğini değerlendireceğiz. Siyasi ilişkilerimizin yanı sıra ticari ilişkilerimizin güçlendirilmesi imkanlarını da ele alacağız' diye konuştu.

Almanya'yı Türkiye'nin en büyük ticari ortağı olarak nitelendiren Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen sene 29 milyar avroya ulaştığını söyledi. Başbakan Erdoğan, 'Şansölye Merkel ile Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın karşılaştıkları sıkıntıların çözümü için birlikte neler yapabileceğimizi de gözden geçireceğiz. Ayrıca Avrupa Birliğine üyelik sürecimiz, Kıbrıs ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da vuku bulan son gelişmeler başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası konularda da düşünce alışverişinde bulunacağız' dedi. 

Almanya ziyaretinin ardından Türkiye'nin üyesi olduğu G-20'nin 3-4 Kasım'da yapılacak Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere Fransa'nın Cannes şehrine gideceğini anlatan Erdoğan, ziyaretinde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de kendisine eşlik edeceğini anlattı.

G-20'nin 2008'deki ekonomik ve mali krizden bu yana liderler seviyesinde toplanmaya başladığını anımsatan Erdoğan, G-20'nin ekonomik ve mali krizin üstesinden gelinmesi, finansal sistemin güçlendirilmesi ve küresel ekonomik büyümenin sağlanması amacıyla ortak politika önerileri geliştirdiğini ve bunları uygulamaya aldığını söyledi. 

Erdoğan, G-20'nin küresel ekonomi ile bağlantılı ticaret, kalkınma, enerji, yolsuzlukla mücadele, gıda güvenliği, istihdam ve sosyal politikalar gibi alanlarda da küresel sorunlara, küresel çözümler getirme gayretinde olduğunu da belirtti.

'Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin birlikte yer aldığını G-20 platformunu, bu sorunların da ele alınması için en uygun platform olarak görüyoruz' diyen Erdoğan, gelişmekte olan ekonomilerin, artan ekonomik ağırlıklarıyla orantılı küresel ekonomik yönetim içindeki seslerinin de artmasını istediklerini, bu çerçevede G-20'nin etkinliğinin korunmasına önem atfettiklerini bildirdi. 

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

 'Ekonomik ve mali kriz karşısında güçlü bir duruş sağlayan ülkemiz, G-20'nin uluslararası ekonomik ve mali sistemin güçlendirilmesinin ve reformuna yönelik çalışmalarına destek veriyor ve aktif katkı sağlıyor. Cannes zirvesi gelişmiş ülkelerin yüksek kamu borcu, mali sistemdeki zayıflıklar, mevcut borçlarının dönüştürülebilir hale gelememesi noktasındaki sıkıntıları, finansal piyasalardaki çalkantı, ekonomik büyümede yavaşlama ve yüksek işsizlik gibi küresel ekonominin güç sınamalardan geçtiği bir döneme rastlıyor olması Türkiye'nin de nasıl bir noktada olduğunu göstermesi bakımından önem arz ediyor. 

Zirvede krizin atlatılması bakımından atılması gereken cesur, kararlı ve koordineli adımlara ilişkin siyasi desteğin sergilenmesi hususunda G-20 liderlerine önemli görevler düşüyor. Küresel ekonominin büyüme rayına yeniden oturtulması için G-20 çerçevesindeki çok taraflı işbirliğine dayalı çabaların önemine inanıyoruz. Bu çerçevede tecrübelerimizi diğer G-20 üyeleri ile paylaşıyoruz. Almanya'yı ziyaretimin ülkelerimiz arasındaki köklü ilişkilerin daha da pekişip güçlenmesine vesile teşkil etmesini, Cannes'te katılacağımız G-20 Liderler Zirvesi'nde ise tüm liderler ile birebir ikili görüşmelerimizin olmasının yanında ortak değerlendirme toplantısında da kanaatlerimizi ortaya koymak suretiyle orada da yapacağımız görüşmelerin inanıyorum ki ciddi bir uluslararası koordinasyonun sağlanması bakımından çok büyük faydalar temin edecektir.'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz artık CHP'nin bu gensorularından bıktık. Gensoru çok sulandı. Çok sulandığı için de cevaplandırmaya dahi değer vermiyorum ama Alman vakıflarının CHP Genel Başkanlığına veya Genel Başkanına kalmış olması da manidardır ve Alman vakıfları CHP Genel Başkanı gibi bir avukat kendilerine bulmuş durumdalar' dedi.

Erdoğan, Almanya'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin, Alman vakıflarıyla ilgili daha önce bazı açıklamaları olduğunu hatırlatıp, bu konunun Almanya Başbakanı Angela Merkel'le görüşme sırasında gündeme getirip getirmeyeceğini ve CHP'nin bugün bu açıklamalarla ilgili gensoru önergesi verdiğini hatırlatarak nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, Erdoğan şunları söyledi:

'Biz artık CHP'nin bu gensorularından bıktık. Gensoru çok sulandı. Çok sulandığı için de cevaplandırmaya dahi değer vermiyorum ama Alman vakıflarının CHP Genel Başkanlığına veya Genel Başkanına kalmış olması da manidardır ve Alman vakıfları CHP Genel Başkanı gibi bir avukat kendilerine bulmuş durumdalar. Bunu iyi düşünmeleri lazım, başarılı bir avukat değildir. Fakat, Almanya seyahatimde bu tabii ki gündeme gelecektir. Benim sözüm biliyorsunuz sadece Alman vakıflarıyla ilgili olmamıştır. Alman vakıflarının yanında da aynı zamanda kredi kuruluşlarıyla Alman Kalkınma Bankası gibi, bunlar da benim ifademin içinde yer almıştır ve bunların nereye gittiği, kimler aracılığıyla gittiği, bunların hepsi gündeme gelmiştir. Almanya'da gündeme geldiğinde zaten bunları konuşacağız, orada da gerekli değerlendirmelerimizi yaparız.'

Bedelli askerlik

Başbakan Erdoğan, 'hükümet ve Genelkurmayın bedelli askerlik konusunda anlaşmaya vardığı, elde edilecek gelirin şehit yakınlarına ve gazilere verileceği' yönünde haberlerin hatırlatılması ve bu konuda yapılan bir çalışma olup olmadığının sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

'Yeni bir çalışma değil eski bir çalışma ama süreç itibarıyla 'şu gün olacak' diye bir şey yok. Bizim de tabii gönlümüzde yer alan bir an önce neticelendirip, tüm çerçevesini, içeriğini açıklamak suretiyle bu adımı atmaktır. Tahmini çerçevesi ne olacak, içeriği ne olacak bunun üzerindeki çalışmalarımızı Milli Savunma Bakanlığı vasıtasıyla yapmak suretiyle belli bir noktaya getirdikten sonra zaten açıklarız ama şu anda 'içeriğinde şu var, tarih şudur' dememiz yanlış olur. Netice alacağımızı umuyorum.'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bizim dönemimizde, 2004'ten itibaren iletişim vergisi bizim vergilerimizin arasında özel iletişim vergisi olarak bu süreçte yerini almıştır, bir deprem vergisi olarak değil. Bunu şu anda bazıları sulandırıyor. Böyle bir vergi bir defa söz konusu değil. Bunu iyi bilelim' dedi.

Erdoğan, Almanya'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamaların ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 'Deprem vergileriyle ilgili olarak harcanan kalemlerle ilgili çok eleştiriler oldu. Bu eleştirilere ilişkin neler söyleyeceksiniz?' sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, 'deprem vergileri diye bir verginin olmadığını' söyledi.

Bu olayın sadece 1999'da bir yıllık konulduğunu, ondan sonra bu verginin mesela 'iletişim vergisi' olarak çeşitli adlarda buna dönüştüğünü anlatan Erdoğan, iletişim vergisinin Avrupa Birliği süreci ile alakalı olarak, IMF programını desteklemek ve ekonomik istikrara da katkıda bulunmak üzere konulmuş bir vergi olduğunu söyledi.

Erdoğan, 'İletişim vergisi aynı zamanda ekonomik istikrarın da sağlanması ile alakalıydı. Bizim dönemimizde, 2004'ten itibaren iletişim vergisi bizim vergilerimizin arasında özel iletişim vergisi olarak bu süreçte yerini almıştır, bir deprem vergisi olarak değil. Bunu şu anda bazıları sulandırıyor. Böyle bir vergi bir defa söz konusu değil. Bunu iyi bilelim' diye konuştu.

'El ele vermemiz lazım'

Bir gazetecinin 'Anamuhalefet liderinin bir iddiası vardı, sizin de milletvekiliniz olan Van Erciş eski Belediye Başkanı Fatih Çiftçi'nin yıkılan binalara izin verdiğine ilişkin. Bu iddiaları nasıl değerlendireceksiniz?' sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

'Şu anda milletvekilimiz olan Fatih Çiftçi arkadaşımız ile alakalı sorunuzda ifadeyi şöyle kullanıyorsunuz 'yıkılan binalara ruhsat verdi' diyorsunuz. Bakın, bir defa yapı denetim kuruluşları vardır. Bunlar, bizden önceki iktidarlar döneminde kurulmuştur, yapı denetim kuruluşları projeleri onlar. Bunun yanında denetleme yükümlülüğü vardır. Yapılan, yani onayladığı projenin uygulaması esnasında da bunları denetleme sorumluluğu, yükümlülüğü vardır. Burada belediyelerin bir sorumluluğu yok mudur? Belediyelerin de sorumluluğu vardır. Belediyeler de yine aynı şekilde bu projeler üzerinden inşaat ruhsatlarını verir ve bunun takibini yapar. Burada milletvekilimizin hangi inşaatlara ruhsat verdiği, vermediği, bu noktada benim herhangi bir bilgim yok. Bu tür binalar varsa, bunlarla ilgili olarak gerek yapı denetim kuruluşları, gerekse belediye başkanlarının ortak sorumlulukları vardır. Bunu zaten ben kendi genişletilmiş il başkanları toplantımda da açıkladım. Bu, partimin bir milletvekili olması, olmaması, bunlar hiçbir şeyi değiştirmez. Bunu söyleyen Kılıçdaroğlu, aynı şekilde bunu ülke genelinde, diyelim ki geçmiş dönemlerde olan diğer depremlerde CHP'li belediyelerin olduğu yerler için acaba böyle bir şeyi seslendirdi mi, konuştu mu, konuşuyor mu? Bunu bir defa genelleyelim, ilke haline getirelim. Ben, belediye başkanlığı yapmış bir insan olarak, bunu genelliyorum. Diyorum ki, bunu bir ilke haline getirelim. Şu anda zemin etütlerinden, kentsel dönüşüm, değişimlere varıncaya kadar hepsini inceleyelim.'

Van'da Toplu Konut İdaresinin de yaptığı konutlar olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

'Oralarda herhangi bir sıkıntı yaşamadık ama yine de endişelerim yok mu, yine de endişelerim var. Yine sonunda olay insan merkezli olarak yürüyor. Siz her türlü ihaleyi yapıyorsunuz kağıt üzerinde, proje üzerinde her şey yerinde, doğru. Denetim noktasında eğer insan, bir inşaat mühendisi, şantiye mühendisi bu işi iyi denetlemiyorsa, takip etmiyorsa bu tür bedel karşınıza çıkabilir. Eğer zemin etütleri iyi yapılmamışsa bu tür bedel karşınıza çıkar. Bunları görmemiz lazım onun için de şimdi yeni bir yasal düzenlemeyle bu işin taa zemin etütlerinden tutunuz, şu andaki sıkıntılı olan ne kadar bina varsa gecekondusuydu, kaçağıydı, şu anda güçlendirme noktasındaki sıkıntıydı gibi depreme dayanıklı olmadığını tespit ettiğimiz ne kadar bina varsa, burada el ele vermemiz lazım.' 

'Kılıçdaroğlu da bu çıkış yollarını ortaya koysun'

Kendisinin üç tane çıkış yolu ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

'Sayın Kılıçdaroğlu da bu çıkış yollarını ortaya koysun. O, bu işlerden pek anlamaz ama anlayanları çalıştırsın. Ortaya çıkış yollarını koysun. Bak ben bir şey diyorum, biz diyoruz ki, Toplu Konut İdaresi ile bir kentsel, dönüşüm başlattık. Bunu niye yapıyoruz? İşte şehirlerimizdeki bu sıkıntıları aşabilmek için yapışıyoruz, fakir fukaraya, garip gurabaya bu tür imkanları sağlayalım diye yapıyoruz. Niye yapıyoruz? Bu tür sıkıntılı binaları yıkalım, bu binalardakilere diyelim, 'Bak kardeşim biz sana şurada ev yaptık, gel buraya otur. Senin şu andaki mevcut binan şu değerdedir. Bu değeri peşinatın olarak sayalım, gel burada yerleş.' Eğer binanın değeri daha fazlaysa eyvallah daha fazla, 'Ben iki daire istiyorum', buyur sana iki daire, 'üç daire istiyorum', üç daire. Biz toplu konutu kar amacıyla yapmıyoruz. 

Bundan sonraki süreçte de özellikle bu kentsel dönüşüm değişimde bu şekilde yapmayacağız. Bütün mesele, ülkemizin geleceğinde bu tür sıkıntıları yaşamayalım istiyoruz. 'Efendim ben binamın olduğu yerde tekrar oturmak istiyorum.' Peki, biz sana kira ödeyelim, burada zemin etütleri müsaade ediyorsa, buralarda yapacağım binalardan sana daire verelim. Onu da yapıyoruz. Buna da 'hayır' dedi. O zaman kusura bakma, bu yeni yasayla kamulaştırma yetkisini alacağız ve bu kamulaştırma yetkisiyle oraları kamulaştırıp, belli bir sürede yıkarak, oralara bu adımları atacağız. Çünkü biz göre göre, oralarda bu binaların kalmasına müsaade edemeyiz. Bunu her alanda söylüyorum.'

'8 ay gibi bir sürede...'

Türkiye'nin deprem tehdidi altında olan bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, 'Böyle bir ülkede eğer biz, bugün vatandaş bu işe yaklaşmıyor diyerek, eğer biz buna başımızı eğersek bu ülkenin geleceği hep bu sıkıntıyı yaşayacaktır' diye konuştu.

Depremde 601 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

'Bunların bizdeki meydana getirdiği bir sıkıntı var. Allah onlara rahmet etsin, milletimizin başı sağ olsun. Yaralılarımız var, onlara şifalar diliyorum. Ama suratla inşallah, benim hedefim 8 ayda kalıcı konutları bitirebilmek. Belki bu, oralarda kış şartları biraz zor bundan dolayı bizi sıkıntıya sokabilir. Ama hedefimiz 8 ay gibi bir sürede Elazığ'da, Bingöl'de olduğu gibi, bu konutları bitirip sahiplerine teslim etmek. 20 yıl burada, eğer borçlanma durumu söz konusu olursa 20 yıl gibi de bir vadeyle biz orada kendilerini konut sahibi yapacağız. Buralarda faiz uygulaması kesinlikle olmayacak. Sadece bir enflasyon farkı neyse bu fark olacaktır. Bunun dışında herhangi bir şey olmadan bu işi bitireceğiz. Ayrıca da şunu söyleyeyim, depremle ilgili şuanda gelen bütün destekler hepsi de bu hizmetler içerisinde ayrıca yerini bulacaktır, bunun da açıkça ifadesini vereyim.'

Van ziyareti

Bir gazetecinin 'Van'a ziyaret tarihinin beli olup olmadığını' sorusunu Erdoğan, 'Şu anda cumartesi, arefe günü itibarıyla Mesut Barzani'nin bir davetim üzerine Türkiye ziyareti var. İran'dan sonra. Kendileriyle burada bir görüşmem olacak. Büyük ihtimalle, yani bayram sonrası inşallah, bayram haftası daha doğrusu, arkadaşlarımız oradaki çalışmaları da belli bir noktaya getirecekler, Van'a, Erciş'e olan ziyaretimi gerçekleştireceğim' diyerek cevapladı.