ÇİZEN: CEMİLE AĞAÇ
ÇİZEN: CEMİLE AĞAÇ

1770 yılında Almanya' da (Bonn) doğdum. Çocukluğuma dair gidebildiğim en eski zamandan beri müzikle uğraşıyorum. Müzikle tanıştığımda belki 3 belki de 4 yaşındaydım. Babam saray müzisyeniydi. Bu sebepten müzikle tanışmamla beraber babamdan aldığım yoğun dersler de başladı. Babam inanılmaz katıydı, henüz dört yaşında bir çocuk için oldukça zor besteler seçiyor ve ağır çalışma programları hazırlıyordu. Çok iyi hatırlıyorum henüz boyumun bile piyanoya zor yetiştiği dönemlerde, zaman zaman saatlerce piyano çaldırırdı; öyle ki parmaklarımda güç kalmadığından bırakırdım; ama babam yine de çalmamı ister, gerekirse kızardı. Bu zamanlarda pek çok kez ağlayarak çalmaya devam ettiğimi hatırlarım.

1779'da ikinci bir hocam oldu: Christian Gottlob Neefe. 4 yıl sonra yapacağım ilk bestem Dressler' in Marşı Üzerine Çeşitlemeler, Neefe' nin yardımıyla yayımlandı. Bir ara hayatımın en unutulmaz gezilerinden birisi için Viyana'ya gittim. Çok çok farklı kişilerle tanıştım ve oldukça faydalı şeyler öğrendim; ama bir gün annemin öldüğü haberiyle hemen Bonn'e geri döndüm. Atlattığım zor günlerin ardından müzik çalışmalarıma tekrar başladım. Çünkü hayatımın müzik üzerine kurulu olacağı artık çoktan belli olmuştu. Bu dönemde çok moda olduğu gibi bir Kont'un hizmetine girdim. İsmi Kont Walstein idi. 4 yıl boyunca kontun orkestrasında viyola çaldım.

Bir süre sonra beni Almanya'ya bağlayan bir şey kalmadığı için Viyana'ya geri döndüm ve hayatımın sonuna dek burada yaşadım. Bu sürede oldukça yoğun müzik çalışmalarıma devam ettim; 1794'e dek Viyana aristokrasisi içindeki müzik âşıklarına saraylarda ve özel toplantılarda çaldım. Her şey oldukça iyiydi, beste çalışmalarıma bir taraftan devam ederken bir taraftan da piyanistlik ve öğretmenlik yapıyordum.

1798 yılında hayatımda oldukça önemli ve de olumsuz bir problemle karşılaştım, işitmemde artık sorun vardı. İleriki dönemlerde de artık hiç duymamaya başladım, bu durumla beraber insanlarla olan ilişkimi kopardım ve 21 yıl boyunca hiç kimseyle iletişim kurmadım. Hatta evlenmedim. Ancak 1819 yılında yazarak insanlarla diyalog kurmaya başladım. Bunca yıl çekilen yalnızlık çok derin acılar yaşamama neden oldu; ama en önemli senfonilerimi de işitme problemi yaşamaya başladıktan sonra besteledim, beni pek çok kişinin tanımasına neden olan 9. Senfoni Orkestramı bu dönemde yazdım, bir anlamda başıma gelen bu olumsuzluğun en güzel meyveleri doğdu.

Hayatımdaki olumsuzluk işitme engeliyle de kalmadı, henüz sağırlığa alışmışken Siroz Hastalığına da yakalanmıştım. Bu hastalık yavaş yavaş beni yatağa daha bağımlı hale getiriyordu; ama yine de müzik çalışmalarıma bir şekilde devam ettim. Zaman sağlığımı elimden almaya hızla devam etse de, duyamasam da, son anlarını yaşadığım şu an bile kafamda yeni besteler dönüyor. Kim bilir belki de benim kalbim notalarla atıyordur...

Yukarıda anlatılan hikâye hayatının son anlarında sağırlığına ve hastalığına rağmen müzikle uğraşmaktan asla vazgeçmeyen, klasik müziğin en iyi sanatçılarından birisi, dâhi sanatçı Ludwig van Beethoven' a ait. 26 Mart 1827'de en sert kış günlerinden birinde ölen Beethoven yaklaşık 30.000 kişinin katıldığı bir cenaze töreninin ardından Wahring mezarlığına defnedildi. 1888' de ise naaşı Viyana Merkez Mezarlığı'na Schubert' in mezarının yanına aktarıldı.

Beethoven, büyük modern bestecilerin ilkidir. Senfoninin ve sonatın klasik biçimlerini altüst etmiş, onları nasıl söylemek istiyorsa öyle yoğurmuştur. Böylece günümüz bestecilerine de modern müziğin yolunu açtı. Büyük sanatçının beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, dokuz senfoni, on yedi yaylı sazlar dörtlüsü, otuz iki piyano sonatı, on keman sonatı vardı. "Devam edin; sanatı yalnız uygulamayın onun kalbine nüfuz edin; bunu hak ediyor, çünkü sadece sanat ve bilim insanı tanrısallığa yüceltebilir." (Beethoven, 1812)

Dünyanın en iyi Klasik Müzik Bestecisi, Müzik Adamı, Piyanisti ve Öğretmeni: Ludwig van Beethoven (16 Aralık 1770-26 Mart 1827)