Yaşlılık nasıl bir süreçtir?

Doğum, bebeklik, çocukluk, ergenlik vb. alt başlıklar altında incelenen insan hayatının son basamağı yaşlılık sürecini içerir. Yaşlanma birçok bakımdan kısıtlayıcı ancak bazı bakımlardan da genişletici bir süreçtir. Genetik yatkınlıklar ve daha başka biyolojik etkenler, genel sağlık durumu, mali kaynaklar, yaşam deneyimleri ve ilişkiler, güçlüklerle başa çıkmada gösterilen beceriler, kişisel tutumlar; yaşlanma sürecinin ne kadar kısıtlayıcı ya da ne kadar genişletici olacağını büyük ölçüde etkiler.

Yaşlanma sürecinde insan neler yaşar?

Kayıplar, yas tutma ve yalnızlık yaşlı insanların göğüslemek zorunda kaldıkları, en çok görülen ve en çetin üç duygusal sorundur. İleri yaşlarda yetişkinler sanki bir kayıp yağmuruna uğrarlar: Hastalık ve ölüm yüzünden eşlerini, dostlarını yitirirler; sağlıkları bozulur; yıllar yılı çalışa geldikleri işlerinden, statülerinden, saygınlıklarından olurlar; uzun yıllar yaşamış bulundukları yuvalarından ayrılırlar; duygularının keskinliğini ve dinçliğini yitirirler. İnsanın bu denli çok şey yitirmesine karşın ayakta kalabilmesi ve yaşamını başarıyla sürdürebilmesi hayret vericidir; ama yine de yaşlıların çoğu bunu başarır. Kayıpla birlikte mutsuzluk ve keder de gelir. Kişinin yalnızlığa düşmesi de mümkündür. Bunlar ruhsal bozukluk veya hastalık belirtisi değil, büyük önem taşıyan yaşam olaylarına karşı normal sayılacak tepkilerdir. İleri yaşlarda karşılaşılan ufak tefek sıkıntılar, güçlükler birbirine eklenerek insanın gözünde büyürler, altından kalkılamayacak şeylermiş gibi görünürler, dahası, insana her şeyin sonu gelmiş gibi gelir.

Kişi bu süreçle başa çıkmak için neler yapabilir ve yakınlarının desteğinin süreçteki yeri nedir?

Dış dünyayla olumlu bir şekilde yaşamsal ilişkilerini sürdürebilen kişi, yaşlanmanın getirdiği değişimleri ve bazı olumsuz etkileri daha iyi tolere edebilecek düzeyde olur. İnsanların mutlu ve iyimser olabilme kapasitesi yaşlılarda yaşamsal önem taşıyan kişilik özellikleri arasında yer alır. Yaşlı erişkinlerin, can damarlarından - yıllar boyunca edinmiş oldukları deneyimlerinden, kurdukları ilişkilerden, sahip oldukları yeteneklerden oluşan bu zengin güç kaynağından - yararlanmayı beceremedikleri sık sık görülmektedir. Yaşlanma sürecinde bu güç kaynağından destek alınabilir, alınmalıdır da. Yaşamımızı gözden geçirirken, çaresizliğe düşecek yerde can damarlarımızdan güç alarak, ileri yaşlarımızı sonun başlangıcı olarak değil; dinamik ve kesintisiz sürüp giden bir değişim sürecinin, bunalımlar, güçsüzlükler, sakatlıklar, çeşitli zorluklar gibi olumsuzlukların yanı sıra fırsatlar ve sevinçler de getiren bir dönemi olarak görmenin yolunu açmış olabiliriz. Olumsuzlukların bazıları hafifletilebilir, bazılarına ise uyum sağlanabilir. Fırsatlar ve sevinçler ise, kuşkusuz elden geldiğince arttırılabilir. Çevresi yaşlılara bu can damarlarını hatırlatmalıdır.

Yaşlı insanlara toplum olarak nasıl bakıyoruz?

Yaşlıları yerleşmiş kalıpların içerisine sokmaya çalışanlar çoktur. Bu kalıplar çoğu kez yaşlanmayı her yanıyla olumsuz bir süreç olarak görmemize yol açar. Bunlara bakılırsa, yaşlanan kişiler ya "umutsuz, işe yaramaz ve düşkün" durumdadırlar ya da bu duruma düşmek üzeredirler. 65 ya da 75 yaş deyince, hemen herkesin aklına "kocamış, çökmüş ve kafası durmuş" durumda olmayı çağrıştıran bir takım olumsuz sözcükler gelir. Çoğumuz bu insanları "çocuk" yerine koyar, sanki onlar "sağırlarmış, akıl hastasıymışlar ya da bunakmışlar" gibi davranırız. Gerçekte ise, yaşlı erişkinlerin büyük çoğunluğunda bu özellikler yoktur.