Cemaat nereye koşuyor

Ergenekoncular, Bayrak, Kur'an ve silah üzerine ölme ve öldürme yemini ediyorlardı.

Paralelciler ise Çağlayan Adliyesinde intikam yeminleri ediyor.

Ergenekoncular Silivri önünde bekliyorlardı.

Paralelciler Çağlayan'ı mesken tuttular.

Ergenekoncuların Emine Ülker Tarhan'ı vardı, Paralelcilerin İdris Naim Şahin'i var.

Ergenekon'la Paraleli düşman kardeşler sanırdık. Meğerse Paralelin içine, Ergenekon kaçmış.

Paralelin Emniyet müdürlerini görüyor musunuz, her biri Ergenekon'un Veli Küçük'ü, Çetin Doğan'ı havalarında.

Onla, ne yaptıysak vatan için yaptık havalarındaydı. Vatansever kahramanlardı her birisi! Bir darbeden diğerine koşturmuşlar, ama üstlerine geçirdikleri vatanseverlik şalının altında faili meçhul cinayetlerini örtmeyi başarmışlardı.

Paralelin emniyetçileri de yalınkılıç yolsuzlukla mücadele eden kahramanlarmış. Kimisini anası, hırsızlar utansın diye göndermiş, kimisi annesi için okuduğu hatmi şerifin 5 cüzünü tamamlayamamış.

Ne kadar da benziyorlar Silivri önündeki görüntülere. Ne kadar da tanıdık geliyor bu kahramanlık hikayeleri kulaklarımıza.

Her şey tamam da bu melekler ne için çıkarıldılar adliyeye.

Tevhid-Selam örgütü diye bir örgüt icat etmişler. Bunların içine Ergenekon kaçmış dedim ama eksik olmuş. 28 Şubat kaçmış içlerine. 28 Şubat'ta da icat etmişlerdi aynı örgütü.

251 kişi için Tevhid-Selam örgütünden dinleme kararı alınmış. Sonra örgütün içine doldurmuşlar 2280 kişiyi. 3 yıl boyunca dinlemişler. 289 kişi için isim vermeye bile gerek duymamışlar. X işaretiyle dinlemişler tas tamam.

Tam da 17 Aralık darbe sabahı getirip teslim etmişler, 3 yıldır dinledikleri dosyayı. Darbe başarılı olursa her birisi toplanıp içeri tıkılsın diye. Darbe başarılı olamamış.

'Dönemin Başbakanı' diye fezleke düzenledikleri Recep Tayyip Erdoğan devrilmemiş. Tabii tabiattaki fizik kuralları işlemeye başlamış. Deviremeyenler, devrilmeye başlamış. Talat Aydemir ve Fethi Gürcan misali. Onlar İsmet Paşa'yı deviremeyince, İsmet Paşa onları devirmişti.

Paralelciler Erdoğan'ı deviremeyince, Başbakan paraleli devirdi. O misal yani.

Paralel medya algı operasyonu yapa dursun işin ne yolsuzlukla, ne rüşvet operasyonuyla ilgisi var. Sorguda, Başbakanı niye dinlediniz diye soruluyor.

Bu dinlemeleri hangi ülke hesabına yaptınız, Hangi ülkeye servis ettiniz?

Ekranlara sığmıyordunuz.

Yasa dışı dinmelerin, şantaj-montaj kasetlerinin bizimle bir ilgisi yok diyordunuz.

Hatta devlet imkanları elinizde çıkarın ortaya. Hizmetten başka bir gayesi olmayan bir camiayı niye suçluyorsunuz diye meydan okuyordunuz.

Ne oldu?

Hani bu dinlemeleri siz yapmamıştınız?

Hani bulun çıkarın birlikte hesap soralım diyordunuz?

Hani bunlar Başbakan'ı camiaya düşman etmek için uydurulmuş yalanlardı.

Daha ilk operasyonda tüm iddialarınız çöktü.

Yasadışı dinlemeler yapanlara sahip çıkıyorsunuz.

Demek ki dinlemeleri yapanlarla suç ortağıymışsınız.

Demek ki siz sadece okullar açıp, dershaneler kuran, Türkçe olimpiyatları yapan bir hizmet hareketi değilmişsiniz?

Yasa dışı işler yapanlara sahip çıkmanız sizin organize işler yapan bir örgüt olduğunu ortaya koydu.

Kendi ellerinizle ispat ettiniz bunu.

Ha bir de adalet mevzuu var.

Sahi adalet mi dediniz?

İnsanları sorgusuz, sualsiz, neyle suçlandıklarını bilmeden, iddianameleri hazırlanmadan 6 yıl, 7 yıl içeride tutarken adalet neredeydi?

Gizli tanıklarla insanları terör örgütü üyesi yapıp, sahte isimlerle dinlerken adalet neredeydi?

Dost sofralarını paylaştığımız, Fethullah Gülen'i ziyaret ettiğimiz, Türkçe Olimpiyatlarına katıldığımız zamanlarda terör örgütü üyesi olarak gösterilip, telefonlarımız dinlenirken, adalet neredeydi?

Hadi adaleti bıraktım, hizmet bu işin neresinde?

Türkiye Cumhuriyeti'nin en dindar ve en muktedir Başbakanı'nı devirmeye çalışırken, İslam bunun neresindeydi?.

Dinlemelerle, şantaj-montaj kasetleriyle ilgimiz yok diyordunuz ya, bu operasyona sahip çıkmakla, kendi iddianızı kendi elinizle çürüttünüz.

7 Şubat operasyonundan bu yana bir kez olsun özeleştiri yapmadınız. Bir kez olsun diyalog yolunu seçmediniz, çözüm aramadınız. Savaşı tercih ettiniz.

Geldiğiniz nokta ortada.

Baş üstünde tutuluyordunuz, şimdi nezarethanelerdesiniz.

Türkçe olimpiyatlarını yapmak için yarışıyordu şehirler, bu yıl Türkiye'de olimpiyat yapamadınız.

Devlet adamları selam gönderiyordu Pensilvanya'ya, şimdi kırmızı bültenler hazırlanıyor Fethullah Gülen'e...

Hak bir dava uğruna yargılansanız amenna. Bütün ehli iman arkanızda duralım. Bediüzzaman Hazretleri iman hakikatleri uğruna hapislere atıldı. Siz ise yasadışı dinleme, casusluk ve darbecilikle suçlanıyorsunuz.

Bunların hizmetle ne ilgisi var?

Cemaat medyası, 'Koş İsmail koş'u pek sevmiş gözüküyor.

İsmail'i boş verin de sahi cemaat nereye koşuyor?

Bir gün olsun biz ne yapıyoruz, bu hizmet nereye gidiyor, biz neyle suçlanıyoruz diye sordunuz mu?

Cemaat nereye koşuyor diye düşünmenin vakti hala gelmedi mi?