03 Temmuz 2009 Cuma
Ekonominin ergenekomik yüzü ve devlet BABA

Siyasi oluşumların ekonomik bağlantılarının açığa kavuşturulmadan tam çözümlenmesi beklenmemelidir. Acaba parasal güç mü daha önce gelir yoksa iktidar gücü mü? Belki de tam güce ulaşmak için her türlü varlığın kullanılması gerekir.

Türkiye'ye baktığımızda yakın tarihimizin inanılmaz iniş-çıkışlarla geçtiğini görüyoruz. Bir anda dünyanın sayılı başarılı ülkeleri arasında yer alırken, sonra birden en diplerde geziniyoruz. Orta yolu bulan bir ekonomik yapıyı bir türlü oturtamıyoruz. İyi ama neden ekonomide istikrarı bir türlü yakalayamıyoruz?

Yakın tarihimize baktığımızda ülkemizde bir ana eğilim oluştuğunu görüyoruz. Birinci adımda siyasetin beceriksizliğinin bize lanse edildiğini anlıyoruz. Siyasiler eğer devre dışı tutulursa Türkiye çok daha iyi yönetilir havası kabul ettirildi. Ve bu kabul çerçevesinde inanılmaz bir üst kurul cumhuriyeti haline geldik.

Türkiye nasıl üst kurul cumhuriyeti haline getirildi? Sorunu burada aramak gerekiyor. Bu sorunu ise uygulama hataları yönünden basın olarak da izlemek gerekiyor. Örneğin Türkiye ekonomisini temelden yıkan bir erken emeklilik sistemi nasıl karşılanmıştı? O günkü gazetelere, işçi sendikalarının bu olaya yaklaşımlarına bugün yeniden bakmak gerekiyor. Hatta bu uygulama ile yıllarca birikmiş yüz milyarlarca dolarlık zararlarla bakmak gerekiyor.

Kamu bankalarının hortumlanırcasına adına "görev zararı" denilen sistemle içlerinin nasıl boşaltıldığına bakmak gerekiyor. Kim ne verirse 5 lira fazlası diyebilen zihniyetin bu ülke halkına yüklediği birikimli milyarlarca dolarlık zararı yeniden incelemek gerekir. Hatta aile fotoğrafına giren banka hortumcularının faturalarını yeniden incelemek gerekir.

Aslında bazı ekonomik uygulamaların bu ülkeye yılların maliyetini nasıl yüklediğini hesaplamak gerekiyor. Oysa dün olduğu gibi bugün de yaklaşımların ana kaynağı siyasi tarafta aranmaktadır. Mesela devlet baba gibi görülen uygulamaların aslında milleti nasıl batırdığı neden hiç hesaplanmamıştır? Bu ülkeye yüz milyarlarca dolarlık maliyetler yükletip, ekonominin geleceğini ipotek altına alan uygulamalar hiç rejim riski olarak görülmemiştir.

*Mesela bu ülkenin 500 milyar dolarını batıranlar babalar gibi karşılanırken bir kızın başını örtmesi rejim tehlikesi sayılmıştır.

*Mesela aile albümünde banka hortumcusu ile bu ülkenin milyarlarca dolarını çalanları sorun görmezken ailede bir başörtülü varsa bunu derhal sorgulayanlar çıkıvermiştir.

*Mesela siyasi rant uğruna ülkeyi bataklığa taşıyanlara babalar gibi bakılırken bir kızın başörtüsü ile okuma girişimine ülkeyi başına yıkıvermişlerdir.

Örneklerimiz sayısız verilebilir. Kısaca ülkeyi ekonomik olarak bataklığa taşırken işi sadece demokratik seçim sistemine bırakmayı tercih ederken, siyasi tarafta üç kuruşluk hareketlere neden isyan ediliyordu?

Bir gün Harp Akademilerinde birkaç kurmay albay arkadaşa Türkiye ekonomisini temelde sarsan bu uygulamalara karşı aynı dönemlerdeki askeri başkaldırışların ne kadar komik olduğunu anlatmıştım. Karşıma gelen cevap çok ilginçti. "Keşke Yeni Şafak'ta yazmasanız" dendi. Yani işin doğru veya yanlışlığı değil nerde yazdığınız önemli olabilir miydi?

Bugün Türkiye geçmişin bu ekonomik olaylarını da sorgulamalıdır. En azından geçmişten ders almak adına sorgulamalıdır. Mesela "Çankaya'nın şişmanı işçi düşmanı" sloganı nereden nasıl gelmişti?

Bu uygulamalar sonrası Türkiye nasıl bir üst kurullar cumhuriyeti haline geldi? Bugün gerçekten sorgulamamız gereken bir başka nokta da burasıdır. Rahmetli Ecevit bile Üst Kurullar Cumhuriyeti olmamızdan şikâyet etmişti. Bugün de birçok bakan bu üst kurulların uygulamalarından şikâyet ediyor. Hatta bugün ekonominin birçok temel sorununun kaynağının bu üst kurullardan geldiğini görmemiz gerekiyor.

Devlet baba diyen zihniyettin yerine büyük üst babalar geldi. Her şekilde ellerini öpüyor ama onları sorgulamıyoruz. Ekonomiye bir de geçmişten bakıp ders almamızın zamanı geldi de geçiyor bile. Bu yola karşı çıkanların ilginç kazaları ise işin çapası olsa gerek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Diyalog Gazetecilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Haberi PaylaşFacebookGoogle BookmarksTwitterMixxLiveDel.icio.usDiggYahoo! My WebStumbleUponRedditTechnoratiSlashdotHaber.gen.trOyylaTusulMynet EksenimLimklinkibolBuzla
 YAZARA AİT YAZILAR   [ TÜM YAZILAR ]