AKP uşağı sanatçılar!

Geçen Çarşamba günü bu sütunda, "AKP'ye oy veren herkes aptal öyle mi?" başlıklı yazımı dercetmeden evvel bir hayli tereddüt etmiştim.

Oldukça gergin bir toplumun daha da gerilmesine neden olabilecek bir sözü gündeme taşımak ne kadar doğruydu?

Biraz abarttım galiba; "gündeme taşımak" değil de "altını çizmek" diyeyim.

Zira...

Müjdat Gezen "Bazı anketlerde AKP'yi yüzde 50 gösteriyorlar. Aslında Aziz Nesin kriterlerine göre yüzde 60 çıkması gerekirdi..." şeklindeki lakırdıyı kıyıda köşede değil, çok izlenen bir televizyon programında serdetmişti.

Ama olsun, mahut söz gargaraya gelebilir, laf kalabalığı arasında kaynayabilirdi.

Nitekim öyle de olmuştu.

Ne zamanki "sosyal medya" söz konusu yazımı iktibas etti ve ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik haklı olarak tepkisini ortaya koydu, olanlar oldu.

Tereddüt etmekte ne kadar haklı olduğum da böylece ortaya çıktı.

Sağda solda internet sitelerindeki kimi yorumlarda, gösteri sanatlarına yıllar yılı hizmet vermiş bir sanatçımıza, yaptığı malum hakaretle mukabele edilmesi doğrusu hiç hoşuma gitmedi.

Maksadım bağcı dövmek değil, tuhaf bir "zihniyet dünyasını" dermeyan etmekten ibaretti.

Hazzetmediği partiye oy verenlerin birkaç paket kömür ve makarnaya satıldığını iddia eden; kendisi gibi düşünmeyen herkesi aptal zanneden; referandumda "evet" diyen kesimi "cahil" addeden; aklına yatmayana "göbeğini kaşıyan adam" veya "bidon kafa" diyen tuhaf bir zihniyet dünyasıdır bu!

Hulasa, anlamadığından nefret eden, nefret ettiğini anlama imkanını hepten kaybeden bu zihniyet dünyasının yılların sanatçısı Müjdat Gezen'imizi bile ne hale getirdiğinin görülmesini istemiştim.

Bu arada, değerli sanatçımız da yaptığı hatayı fark eder, özür dilerse nûrun alâ-nur olurdu.

Nerdeee!..

Tuttu, telefonla katıldığı bir televizyon programında mahut sözü tevile kalkıştı.

Tamam, kendi lafıdır istediğini yapar; ister yer, ister tevil eder. Ne ki, bu tarz teville, bütün bir milleti aptal yerine koymayı ne yapalım?

Hadi ona özür dilemek zor geliyor da saçmalıyor, Nazlı Ilıcak'a ne oluyor?

Müjdat Gezen'in o cümlesini Temel fıkraları çerçevesinde değerlendirmek mümkünmüş!

İyi o zaman, birileri de Nazlı Hanım'a münasebetsiz bir laf söylese ve ardından da, "Takma kafana, uygun bir fıkra çerçevesi ayarlarsın nasıl olsa..." dese ne olacak?

Neyse artık, yan yollarda daha fazla kelime yakmadan ana konumuza dönelim.

Müjdat Gezen aynı programda, "Ben politik mizah yapıyorum kardeşim!.." dedi ki, burası önemli.

Politik mizah yapmak, AK Parti'ye oy veren herkese aptal deme hakkını kimseye vermez, bu bir.

İkincisi, ben de politik mizaha, politik tiyatroya inanırım. 80'li yılların sonunda hem İslamcılıktan hem komünistlikten aynı anda yargılandığımız bir oyunumun program dergisine epigraf olarak şu sözü seçmiştim : "Tiyatro eylemi zorunlu olarak politiktir. Çünkü insanların bütün eylemleri politiktir ve tiyatro da bu eylemlerden yalnızca biridir. Tiyatroyu politikadan soyutlamaya çalışanlar bizi temel bir yanlışa sürüklemek istiyorlar ki, bu da politik bir tutumdur..." (Augusto Boal, Teatro do Oprimido)

Müjdat Gezen'imiz politik mizah hakkında adamakıllı düşünmüş mü acaba?

Madem korku imparatorluğundan dem vuruyoruz, mizah için bulunmaz böylesi bir ortamda neden sadra şifa mizah yapamıyoruz diyor mu?

Politik mizahın anakronizmin cenderesinde yaşamayacağı üzerine kafa patlatıyor mu?

Yoksa küfretmek, hakaret etmek kolayına mı geliyor?

Hadi belagat şehvetine kaptırıp o mahut sözü sehven söyledi, adam gibi özür dilemek bu kadar zor mu?

Hem özür dileme, hem de MSM'nin internet sitesinde aklını yele ver: "Bana bakın satılmışlar... Bana bakın AKP uşakları ve popo yalayıcıları... Benim korumalarım yok, zırhlı arabalarım yok, silahım yok... Daha doğrusu ben böyle zannediyordum... Ama varmış. Bu ülkede gerçek Atatürkçü gençler varmış..."

Bunlar bir sanatçının söyleyebileceği sözler mi?

Kışkırtıcılık yapmak değilse nedir bu?

Bir de, "Size popo yalayıcı, suya sabuna dokunmayan 'siz bilirsiniz efendim' diyen sanatçılar mı lazım? Ben onlardan değilim..." demez mi!

Başkalarını bilmem ama bize gerçekten suya sabuna dokunan sanatçılar lazım.

Ama...

AK Parti'ye senin gibi sanatçılar lazım; Bekir Coşkun, Emin Çölaşan, Mine G. Kırıkkanat ve Yılmaz Özdil gibi köşe yazarlarının lazım olduğu kadar.