27 Mayıs'ın özü ve diğer yüzü: Köpek ve bebek davaları...

Bugün 27 Mayıs... İlk darbenin 50. yılı... Dün darbeyi ve insani-siyasi sonuçlarını hatırlattık. Bugün Yassıada'yla devam edelim...

Hatırlamak arınmak ve unutmak için gereklidir. Hatırlama tekerrürü zorlaştırır.

Unutma ise tekerrür imkânsız hale gelirse mümkün olur.

Neler oldu o ve takip eden yıl?

Darbeyi takip eden 2,5 ay boyunca, dönemin ünlü idare, anayasa, ceza hukukçularının katkılarıyla darbe hukukunun ilk adımları atılmıştı.

Ardından Yassıada özel bir mahkeme olarak tanzim edilecek, özel siyasi bir yargılama yapılacaktı.

11 ay sürdü yargılamalar.

Yassıada'da 17 davaya bakıldı.

Yassıada'da görülen davalar şunlardı:

1- Anayasayı ihlâl davası, 2 - Köpek davası, 3 - 6/7 Eylül davası, 4 - Bebek davası, 5 - Vinylex davası, 6 - Zimmet davası, 7 - Arsa davası, 8 – Gemi, 9 - Değirmen davası. 10 - Barbara davası, 11 - Örtülü ödenek davası, 12 - Radyo davası, 13 - Topkapı olayları davası, 14 - Çanakkale ve Geyikli davası, 15- Kayseri olayları davası, 16 - Demokrat İzmir gazetesinin tahribi davası, 17 - (27 - 28 Nisan), Ankara ve İstanbul olayları davası, 18 - İstimlâk yolsuzluğu davası, 19 Vatan Cephesi yolsuzluğu davası.

Çoğu muğlâk yolsuzluk iddiaları üzerine oturan, bir kısmı ise siyasi kararlarla ilişkin davalardı bunlar.

Bir kısmı ise Topkapı olayları davası gibi İnönü'nün Menderes ve Bayar tarafından öldürtülmek istendiği gibi uydurma suçlamalardan oluşuyordu.

Bir kaçına değinelim...

Şüphe yok ki, en önemli dava "anayasayı ihlâl davası"ydı.

Ve bu davadaki belli başlı suçlamalar, kuvvetler birliği ilkesinin üzerine oturan 1924 Anayasası'na göre, doğru ya da yanlış, ama yasal çerçeveye oturan siyasi kararlardı, Meclis kararları, siyasi tercihlerdi.

Kırşehir'in siyasî sebeplerle ilçe haline getirilmesi, Seçim Kanunu'nda yapılan değişiklikler, Meclis Tahkikat Komisyonu'nun kurulması, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun çıkarılması, Meclis Tahkikat Komisyonu'nun aldığı kararlar bunlar arasında yer alıyordu.

Bu nedenlerle yargılanmak, asılmak, şüphe yok ki siyasetin de yıllar boyu askıya alınması anlamına geldi.

Ve gelelim Yassıada'nın iç yüzünü ortaya koyan utanç vesilesi olan sembol davalara...

Önce "köpek davası"...

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve eski Tarım Bakanı Nedim Ökmen'in nüfuz ve makamlarını suistimal ederek, Afgan Kralı tarafından armağan edilen bir köpeği, yirmi bin liraya Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi'ne kendi çıkarlarına sattıkları ileri sürüldü.

Sanıklar mahkûm oldular...

Bir başka utanç davası, "bebek davası"ydı.

Adnan Menderes'in Ayhan Aydan'dan yeni doğmuş gayri meşru çocuğunu, doktor Fahri Atabey'i Ankara'ya çağırtarak öldürttüğü iddia edildi bu davada. Bebek doğum sonrası ölmüştü aslında. Bu dava 7 oturum devam etmiştir, tutanakları gerçekten utanç vericidir. Beraat etmiş olsa da Menderes'in sıkıntılı anlarını bu davada yaşadığı söylenir.

Ve "Barbara davası"...

Meclis Başkanı Koraltan yargılandı bu davadan...

Koraltan'ın, hasta olan eşine ilâç getirmek için aldığı dövizle, "Barbara" adlı bir Alman kızını getirttiği, böylece Türk Parasını Koruma Kanunu'na aykırı hareket ettiği iddiası üzerine açılmıştı dava...

Sanıklar mahkûm oldular...

İşte asker ve siyasetin ilişkisinin başka yüzü...

Siyasetin ve siyasetçiye yönelik tahkirin ilk sayfası...