Seksenli yılların başında öğretim görevimi Ankara Üniversitesi'nden Cidde Kral Abdülaziz Üniversitesi'ne aktardım. Cahit Zarifoğlu, "Bir daha göremeyebilirsin, İstanbul'da Necip Fazıl'a uğramadan gitme" diye uyardı. Yücel Çakmaklı ve Ahmet Bayazıt ile birlikte, Üstad'ı evinde ziyaret ettik. Türkiye'nin çalkantılı bir dönemden geçtiği, sağ ve sol çatışmasının doruk noktasına ulaştığı günlerde, sinemada neler yapılabileceği konuşuldu.
Söz dönüp dolaşıp, benim yurt dışına gitmeme geldi. Üstad, birden öfkeyle karışık bir sesle "Ben okyonus ortasında batmakta olan bir geminin sos sinyalleri vermesi gibi, çığlık çığlığa tehlike mesajları veriyorum, siz yurt dışına gidiyorsunuz" dedi. O ömrünü Anadolu insanının, tarihindeki aydınlık günlerini bugüne taşımasına adamıştı. Türkiye'nin yeniden Avrupa'nın büyük ekonomik ve kültürel gücü olduğu günleri görmek istiyordu.
Şairler ülkelerin geçmişlerini geleceklerine, geleceklerini geçmişlerine bağlayan köprülerdir. Onlar toplumların hem geçmişlerini, hem de geleceklerini bugüne taşırlar. Çünkü, onların gözünde, dünya bir gündür, o gün de bugündür. Bugünü en güzel biçimde değerlendirebilmek için, geçmişin bütün ayrıntılarıyla incelenmesi, geleceğin de ayrıntılı olarak tasarlanması gerekir. Bugünün değerlendirilmesinin yol haritası, şairlerin ölümsüz şiirlerindedir.
Anadolu insanının geçmişiyle birlikte geleceğini bugüne taşıyan şairlerden biri de, geçen yıl yitirdiğimiz Erdem Bayazıt'tır. Bayazıt'ın başkanlığını yaptığı MARAŞDER, kurucularından Kenan Seyithanoğlu'nun, yorulma bilmez gayretleriyle, hacimli bir "Erdem Bayazıt'ın "Düşünce, Sanat ve Eylem Dünyası" kitabı hazırlıyor. Kitabın editörlüğünü Dr. Hüseyin Yorulmaz yüklendi. MARAŞDER, Bayazıt'ı sevenlerden yazı, fotoğraf ve mektup bekliyor.
Anadolu insanının düşünce ve eylem dünyasına yeni boyutlar kazandıran şairler, ona bazen Yahya Kemal gibi geçmişten, bazen de Sezai Karakoç gibi gelecekten bakmışlardır. Onların izledikleri şairlerle birlikte onları izleyen şairler bugüne odaklanarak, hayatı yaşanır kılmaya çalışmışlardır. Onlar güzel düşünmenin, güzelliği aramanın ve güzel olmanın kaynağını Batı'nın seküler kültüründe değil, Doğu'nun kutsal kültüründe aramışlardır.
Sanatı güzelliği aramak olarak bilenler, geçmişle gelecek arasında olduğu gibi, görünen dünyayla görünmeyen dünya arasında da köprüdürler. İnananların dünyasında ruhlar ölümsüzdür. Geçmişin ruhlarıyla geleceğin ruhları bir arada yaşadıkları gibi, bugünü değerlendirmek için, birbirleriyle de yardımlaşırlar.
Ölümsüzlüğün sırları, geçmiş ile gelecek arasında köprü olan şiirlerde gizlidir.
Ölümsüzlüğün şiirini yakalayanlar, ölümden sonra şiirleriyle yeniden doğarlar.
Şairler ölümsüzlüğü şiirleriyle tadarlar.