03 Ocak 2010 Pazar
Çanlar İran için çalıyor!

ABD'nin Irak işgalinin gerekçesi olarak kullandığı 'nükleer silah' taktiği bir kez daha vizyonda. ABD-İngiltere ittifakının 'tehdit' olduğuna inandırmaya çalıştığı ülke İran, iddiaya sayfalarında yer veren gazete ise The Times.

Önce ABD Genelkurmay Başkanı 'Amerikan ordusunun İran'a askeri müdahale için hazır olması gerektiğine inanıyorum' dedi. Akabinde The Times İran'ın nükleer silah yapmaya yönelik yüzlerce sayfalık gizli belgelerine ulaştığını yazdı. Halbuki İran yönetimi, barışçıl amaçlı, kendilerini korumak için nükleer silah programı yürüttüklerini reddetmiyor.

Karşı çıktıkları nokta, atom bombasına sahip olanların başka ülkeler hakkında karar almaya çalışması. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, diğer ülkeler nükleer program geliştirirken İran neden geliştirmeyecek diye soruyor haklı olarak.

Nükleer silahın mucidi, savaş anında kullanan tek devlet ABD. 2. Dünya Savaşı'nda 120 bin kişinin ölümüne sebep olan ABD; müttefikleri dışında bir devletin nükleer silah geliştirme ihtimaline bile tahammül edemiyor.

1979'a kadar ABD'nin müttefiki olan İran, devrimden sonra 'şer ekseni'ne kaydı ve ABD için tehdit unsuru oldu. Coğrafi konumu nedeniyle Orta Doğu'da krizin tam ortasında yer alıyor İran. Nükleer güçler tarafından kuşatılmış durumda. Doğuda Pakistan(1998) ve Hindistan(1974), batıda İsrail(1960), kuzeyde Rusya(1949). İran'ın komşuları dışında Çin'in 1964, İngiltere'nin 1952, Fransa'nın 1960 ve Kuzey Kore'nin de 2006 yılında nükleer silah denemesi yaptığı biliniyor dünya kamuoyunca.

The Times birkaç ay içinde İran kararının verilmesi konusunda aceleci. Çünkü acele edilmezse, altı ay içinde, İran'ın nükleer programının vurulmasının imkansız hale geleceğinden endişeli. Duyulan endişe İran'ın bir saldırı anında kendini koruyabilmesinden kaynaklanıyor.

Dış siyaset konusunda istikrarlı bir devamlılığa sahip ABD. Başkanlar değişiyor ama strateji hep aynı. İran ve Irak'ı askeri, ekonomik yaptırımlar yoluyla dışlamayı hedefleyen 'çifte kuşatma stratejisi', 1990'lı yıllarda Başkan Clinton tarafından yürürlüğe konuldu.

11 Eylül saldırılarından sonra sahip olduğu nükleer silahlardan dolayı 'şer ekseni' ülkeler arasındaki yerini aldı İran. ABD, Bush'un ağzından kendisini 'tehdit' altında hissettiği her durumda, saldırıya geçme hakkı olduğunu 'güvenlik stratejisi' adıyla ilan etti.

Herhangi bir tehdit unsurunun kendisine saldırmasını beklemeden; henüz tehdit, düşünce aşamasındayken 'vurma' anlayışına dayanıyor güvenlik stratejisi. Anlaşıldığı üzere terörü desteklemek, insan hakları ihlali, nükleer program çalışmaları yapmak 'olağan şüpheli' İran'ı vurmak için kullanılacak bahaneler yalnızca.

Hatırlanacağı üzere benzer belgeler Irak'ın işgali için de gerekçe olarak kullanılmıştı. Irak'ı işgal kararının altında imzası olan dönemin İngiltere Başbakanı Blair, Aralık başında, nükleer silah olmasaydı da Irak'ın işgal edilmesi konusunda başka sebepleri haklı çıkarmaya çalışırdık dedi.

Sahip olduğu petrol ve doğal gaz yatakları dünya ekonomisinin vazgeçilmez bir oyuncusu yapıyor İran'ı. Nükleer silah bahanesiyle Irak'ın başına örülen çorap bu kez İran için devreye giriyor. Çünkü asıl maksat İran'ı küresel sisteme dahil etmek. Ama küresel sistemin kontrolünde dahil etmek. Nükleer silah raporları, Ladin'in ailesinin İran'da gizlendiği haberlerinin özellikle peş peşe haberleştirilmesinin üzerinden birkaç gün geçmeden İran'da muhaliflerin polisle çatıştığı haberleri düştü ajanslara. Kimliği bilinmeyen saldırganlar muhalif gösterilerde başı çekiyor. ABD'den bir açıklama: göstericilerin yanındayız. Tahran hükümetinin sivillere yönelik 'haksız baskısını' kınadığını belirtiyor Obama.

İran'ın küresel sistemle ilişkisinde kilit rol oynayan Abu Dabi'nin ekonomik krizle sarsılması tesadüf değil! Önce Abu Dabi üzerinden vuruldu İran. Sonra Yemen'de sessiz ve gizlice cepte açtı ABD. Önleyici saldırılarla olası terör saldırılarının önüne geçmek için. Yemen'den temin ettiğini iddia ettiği patlayıcıyı iç çamaşırında saklayarak uçağa binme başarısı gösteren bir eylemci yakalandı ABD'de! Babası tarafından aylar önce yetkili makamlara ihbar edilmiş bir eylemci.

İran küresel ekonomiye eklemlenmediği için hedef tahtası. Geçmişte uygulanan özelleştirme ve ekonomiyi yeniden yapılandırma girişimlerinin, halkın iktisadi durumunu iyileştirmediğinin farkında olan Ahmedinejad, ekonomi üzerinde devlet kontrolünün olmasından yana.

Devletleri ekonominin dışına iterek hareket kabiliyetini sıfıra indiren küresel sistem; bir taraftan 2010 yılında devlet iflaslarına sahne olurken, diğer taraftan İran gibi sisteme kafa tutan devletleri ortadan kaldırmak için çabalayacak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Diyalog Gazetecilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Haberi PaylaşFacebookGoogle BookmarksTwitterMixxLiveDel.icio.usDiggYahoo! My WebStumbleUponRedditTechnoratiSlashdotHaber.gen.trOyylaTusulMynet EksenimLimklinkibolBuzla
 YAZARA AİT YAZILAR   [ TÜM YAZILAR ]