Gelinen nokta ürkütücü.Fiili ve sembolik şiddeti içeren, asayiş ve sokak meydan okumaları ile kaosu öne çıkaran, siyaset dışına doğru seyreden bir ortamı soluyoruz.Farklı niyetler ve kesimlerin, Aleviler, Kemalist gruplar, tepkisel gençler, legal, illegal sol örgütlerin isyankar siyasallaşmasına tanık oluyoruz…Muhafazakar kesimde buna karşı tepkiden kaynaklanan, iktidar gücüne referans ve bunun doğrulanmasıyla tek bloklu otoriter başka bir siyasallaşma yaşanıyor.Toplumsal ve siyasal kutuplaşma her unsuru, her aktörüyle had safhada... Risk pek çok: Sıcak karşılaşmalar, kimlik ayaklanmaları, siyasetin ve meşruiyetin, fikrin tahribatı, as...
Ona, cennete giden yolu sorma. Dolambaçlı ve engebeli yolu tarif eder.[STANISLAW JERZY LEC]Sanmıştım ki Türkiye -yüzde 100'üyle- bir bütün olacak.Yüzde 50 - yüzde 50 diye bölüneceği hiç aklıma gelmezdi.**Sanmıştım ki Alevi-Sünni, Türk-Kürt, dindar-laik, başörtülü-başı açık, sağcı-solcu… ayrımları tarihe karışacak.Herkesin birbirine adım başı kimlik soracağı hiç aklıma gelmezdi.**Sanmıştım ki kendi acılarından ders çıkaran insanlar bir şefkat, merhamet ve kardeşlik dili konuşacaklar.Rutubetten nem kapılacağı, savaş naraları atılacağı; hakaret, küfür ve iftiraların birbirine karışacağı hiç aklıma gelmezdi.**Sanmıştım ki Türkiye'de...
Gezi haklı başladı ama öyle devam etmedi. Hele de Başbakan''la yapılan görüşmedeki mutabakat dışarıya çıkıldığı anda bilinmez bir sebeple sona erdiğinde durum netleşti. Sonuçta polis müdahale etti, Gezi boşaltıldı. Eylemler yer yer sürüyor, belki bir müddet daha devam edecek. Ama Türkiye''nin belki daha da uzayacak bu son 20 gününü uzun süre konuşacağız gibi gözüküyor. Ama Nilüfer Göle''nin bendenizi oldukça şaşırtan analizindeki ''yeni vatandaş'' türü olarak değil; Cumhuriyet Mitingleri''nin söylemi ve tarzı küresel formlara göre güncellenmiş versiyonu olarak…Aslında Türkiye''de hiçbir hareketlilik olmadığını, tüm bunların birtakım güçleri...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Başbakan Erdoğan''ı bir suikast tehlikesine karşı uyardı.Bence çok zamanlı ve yerinde bir açıklama…Üstelik böyle bir uyarının bir muhalefet liderinden gelmesi takdire şayan…Ülkeyi yönetenlerin iyi korunması gerektiği konusunda sıklıkla yazı kaleme alıyorum. Ülkeyi yönetenlerin iyi korunmasının o ülke halkı üzerine bir borç olduğuna inanıyorum.Son olarak 16 Ekim tarihinde bu köşede, ''Başbakan Erdoğan''ın güvenlik problemi'' başlıklı bir yazı kaleme almıştık. Yazının üzerinden henüz birkaç gün geçmişti ki, Başbakanlığın önünde 2 farklı olay cereyan etti. Bunlardan birinde, Bakanlar Kurulu toplantısı başladı...
Duvardaki rafın üzerinde büyükçe bir radyo. İhtiyarlar toplanmış. Biri yeleğinin cebinden köstekli saatini çıkarıp bakıyor. 'Aç bakalım' diyor 'Acanslar başlayacak.'Radyonun düğmesi çevriliyor, önce ışık yanıyor, ardından ince bir cızırtı.Radyo ısınacak, biraz sonra ses gelecek ve haberler başlayacak.Memlekette neler olmuş, dünyada neler olmuş ahali öğrenecek.Bugün 'Haberler' veya 'Haber bülteni' denilen naneye o zamanlar 'Ajans' veya 'Ajanslar' deniyordu.Biz o zamanlar ufaklıktık ve niye öyle söylendiğini tam anlamaz, aklımız ermeye başladıktan sonra da kikir mikir kendi kafamızdan ti'ye alırdık.'Yahu bizimkiler haberlere ajanslar di...
Bertolt Brecht''in ''Bay Puntila ile Uşağı Matti'' (Herr Puntila und sein Knecht Matti) adlı çok güzel bir oyunu vardır. Bay Puntila geniş arazileri olan oldukça zengin bir adamdır. Uşağı Matti ise adı üstünde uşak. Puntila sert mizaçlıdır. Sert mizaç da laf mı; ceberrutun, mendeburun önde gidenidir. Astığı astık, kestiği kestik derler ya onlardan.Uşağı Matti'ye yapmadığını bırakmaz. Lakin kafayı bi güzel çekip iyice kelle paça oldu mu, yani ayyaşlığın dibini buldu mu hamur gibi olur. Öyle halim selim bir adama dönüşür ki, ceketinizin üst cebine koyasınız gelir. Uşağı Mutti''yle kanka olur; sarılır, öper bir daha öper. Puntila içti mi ...
Anayasa Mahkemesi''nde yeni üyelerin yemin töreni vardı.Tülay Tuğcu da Anayasa Mahkemesi eski Başkanı sıfatıyla törendeydi.Programın sonunda Tülay Tuğcu ile bir müddet birlikte yürüdük.Ona ''Hudson Senaryolarını'' sordum.''Maalesef öyle şeyler oldu. Bir de dost bildiklerinin bunları konuşması insanı üzüyor tabi'' demişti.Kayıtlara geçmesi için yazmıştım o günlerde bunu.Hudson senaryolarını hatırladınız değil mi?Hudson senaryoları arasında,''Dehşet senaryoları'' diye bir bölüm vardı.Dehşet Senaryosu''na göre, Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, bir suikast sonucu öldürülüyor, Beyoğlu''nda patlayan bomba 50 kişinin ölümüne neden oluy...
Bugün dün''ün aynasıdır. Gelecek ise aynadan aynaya yansıyan yanıltıcı görüntülerin içinde, dün bağlantısı kurarak arandığında belki kendisini ele verebilir. Gelecek üzerine yıllar sonraya sıçrayarak iddialı yorumlar yapanlar arasında zamanla ''doğru söylüyormuş'' dedirten düşünce adamına rastlamak vahada su bulmak gibi bir duyguya benziyor. Rahmetli üstad Halit Refiğ''in 2003 yılında ''Amerika''nın Kaderi İstanbul''a Bağlı'' başlıklı yazısını NPQ Türkiye dergisinde yayımlarken Yayın Kurulu''muzda bu iddianın ''uçuk'' olup olmadığını tartışanlar olmuştu.Ben de tam bir yıl önce (10 Haziran 2012) şöyle yazmışım:''Obama''nın kaderi Erdoğan''a ...
Hakikati gerçeklerde aramak her zaman doğru bir başlangıçtır. Fırsat buldukça gençler ve orta yaş kuşağından rastladıklarım ile ''geleceğe dair ümitler ve kaygılar'' üzerine konuşuyorum. Öğretmenlerimizle sohbet ediyor, bilgiler alıyorum. Keşke ortalık sakin olsaydı da bu bilgileri gönül rahatlığı içinde paylaşabilseydim. Zira her cümlenin yanlış uçlara çekildiği bir ortamda söz söylemek zor bir zenaat. Araştırmalarımın amacı, ''Gelecekte ülkemiz ne tür meydan okumalar ile karşılaşabilir ve biz bu meydan okumaları nasıl savuşturabiliriz'' sorusuna cevap aramak. Bu sorunun kendisi bile aslında bir kaygıyı ifşa ediyor. Zira bugün atılan her adı...
Dünya barışının mimarları, Maurice Duverger''in ''Seçilen Krallar''ı değil, insanlığın ''Seçilen Edebiyatçılar''ı olacaktır. Edebiyatçı yazması gerekeni yazmaktan kaçınmaz. Çünkü, edebiyat hayattır, hayat edebiyattır. Bu yüzden, edebiyatçı çağının düşünce ve eyleminden sorumludur. Edebiyata yansıyan, hayata yansır. Hayatın ağacını yetiştirmeden, edebiyatın meyvası yenilmez.* * * Edebiyatı sevenler hayatın içinde olurlar, hayatın içinde olanlar edebiyatı severler. Bunun için, düşünceyi eylemden, eylemi düşünceden ayırmayan, Fethi Gemuhluoğlu, ''edebiyata dost olmayan, insana dost olmaz'' derdi. İnsanın kirlenen ruhu edebiyatla yıkanır, karar...
Sonunda ağızlarındaki baklayı çıkardılar. Ulusal Kanal'ın başındaki Levent Kırca 'Erdoğan'ın finali de Menderes gibi olacak' dedi. Bir defa daha: Şapka düştü, gayrı milli ulusalcılar göründü!Batı Bey'in Aydınlık'ı da 'Diktatör İstifa' diye manşet attı.Gezi kıyafeti giymiş ayaklanma provasında Derin ABD ve İsrail'le aynı safta yer tutan Aydınlıkçılardan bahsediyorum:Maskeleri düşmüştür!Eylemcilerin İstanbul'daki Başbakanlık ofisini basma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasından dolayı karalar bağlamış olan CNN International mı?Erdoğan'ın Kazlıçeşme mitingini güya 'hükümet karşıtı bir miting'miş gibi gösterdi! Bir şapka daha düştü...
Türkiye''de son on yıldır, tepede yaşanan hesaplaşmayı ayrı tutacak olursak, toplumsal olarak ''sükûnetli'' bir dönem sürdüğü söylenebilir. Kemalist elitler güç ve zemin kaybettikçe farklı kesimlerden kitleler Ak Parti''ye ya destek verdi ya da muhalefetini geri çekti. Biyolojik ömrünü tamamlamış, Cumhuriyet elitlerinin dayandığı statüko etkinliğini kaybetmesine karşın toplumsal bir muhalefet oluşturamadı. Bunun nedeni, siyasal desteklerini yitirmelerinden çok uygulanmakta olan mevcut neoliberal politikalara, küreselleşmeye uyum stratejilerine temelden itiraz edecek bir fikirden mahrum olmalarıydı. Kendilerinin gerçekleştirmek istedikleri bir...
Taraf gazetesi manşet atmış:''Yüzde 50''nin Devleti''Altına da fotoğraf ve yorumlar döşemişler.Fotoğraflardan birinde elleri arkadan kelepçeli beyaz önlüklü bir doktor…Diğerinde ise sakallı ve başörtülü yurttaşlarımızın Kazlıçeşme mitingindeki görüntüleri…Yapılan yorumlar ise ilginç ve düşündürücü. Güya Taksim yasak ve kelepçeli, Kazlıçeşme ise serbest…Vermek istedikleri mesaj şu: İşte AK Parti iktidarındaki özgürlük! Yüzde 50 serbest iken ötekiler kelepçeli!Attıkları başlık, derin ulusalcı-sol-liberal karması güruhun ''sivil faşizm'' retoriğinin 2013 versiyonu: ''Yüzde 50''nin Devleti''…Bu kadar çarpıklığa ve manipülasyona pes doğrus...
Granada''dan ayrılan kafile içindeki küçük kız çocuğu olup bitenlerin farkında değildi şüphesiz.Oysa Katolikler Müslümanlara verdikleri sözü tutmayacak, baskılarını artıracak ve bunun sonucunda ailesi muhtemelen önce Kuzey Afrika''ya oradan Ortadoğu ve sonunda belki İstanbul''a ulaşacaktı kuşaktan kuşağa…Kim bilir…Küçük kız çocuğu yola düşen kafilenin sessizliğini anlamaya çalışsa beceremiyor, kendisi de susuyordu.O, bahçelerinde çiçek açmış kiraz ağaçlarından ayrıldığı için üzgündü.Yakında güzelim kırmızı kirazları toplayacaktı oysa……Endülüs, farklılıklarını büyük bir zenginliğe dönüştürebilen çok özel ve özgün bir örnek olarak kaldı ...
Mühendisliğin en önemli merkezlerinden kabul edilen MIT Üniversitesinde (Massachusetts Intstitute of Technology) ''Yeni Nesil Şehirleri'' hakkında birkaç proje hakkında bilgi aldım. Boston, Amerika''nın bir üniversite şehri... Nüfusun neredeyse yüzde 30''u öğrenci veya akademik kariyerle ilgili… Nüfusunun 1 milyonun altında olması, onun idari ve konumlandırmasını daha farklı kılıyor. İki ay önce Boston patlamasının izlerini hala halkın üzerinde görmek mümkün. Hafta sonu kalabalık gruplar, patlamanın olduğu yere gelip çiçek bırakıyor ve maraton koşusu sırasında patlama yaşandığı de spor ayakkabılarını buraya asıyor. Avea CEO''su Erkan Akd...