Özerklik ve özerklik fikri demokratik toplumlarda varoluşsal bir önkoşuldur. Siyasi alanın devlet karşısında, toplumsal alanın siyaset karşısında, düşüncenin her üçü karşısında özerk olması, olabilmesi bu tür toplumların ''olmazsa olmaz'' halleri, hatta özgürlük fikrinin ruhunu oluşturan ''erdemleri''dir. Siyasi tarihimiz bir yönüyle siyasi alanın darlığının tarihidir. Cumhuriyet geleneğinde siyaset hemen her zaman devlet gücünün bağımlı değişkeni olmuş, devlet alanına hapsolmuştur. Bu durumun türevleri de vardır. Siyaset nasıl devlet karşısında özerk olamamışsa, toplum ya da sivil saha da siyaset karşısında özerk olamamıştır. Benzer bir ...
Suriye''deki iç savaş bizim içimizi de şekillendirmeye başladı.Son zamanlarda kamuoyu araştırmalarında kendini hissettiren bir unsur var.Suriye.Tartışmayı tetikleyen ise Reyhanlı patlaması oldu.Mayıs ayına kadar siyasetteki iniş çıkışları büyük ölçüde çözüm sürecine borçluyduk.Mayıs ayından itibaren Suriye daha belirgin olmaya başladı.Bunda çözüm sürecinin sağlıklı ilerlemesinin de payı var.Çekilme süreci tıkır tıkır yürüyor.Süreç ilerledikçe korkuların gereksiz olduğu ortaya çıkıyor.PKK, 30 yıldır silahlı saldırılarıyla bölemediği Türkiye''yi, silah bırakınca bölecekmiş…Kara propaganda ile böyle bir hava oluşturmaya çalıştılar.İlk...
MHP ve CHP hiçbir şey önermiyorlar, sadece karşı çıkıyorlar. Bu halleriyle her iki partide de siyasetsizlik hâkim. Siyaset üretemedikleri için de daha bir hırçın oluyorlar.İşin gerçeği şu: Her iki parti de sorundan besleniyor. CHP sorunun yaratıcısı, MHP ise kaşıyıcısıdır. Türkiye''de var olan Kürt sorunu CHP''nin tekçi ve faşizan ulusalcı zihniyetinin ürettiği bir sorundur. PKK bu sorundan beslenerek dağa çıktı. MHP ise şehit kanları üzerinden milliyetçilik yaparak bir yandan Kürt milliyetçiliğini azdırdı, öbür yandan PKK''nın değirmenine su taşıdı. Bugün de öyle. Sorundan beslenen bu her iki partimiz doğaları gereği çözüme direniyorlar.A...
Etrafta pek çok tanıdık sima var. O halde ben buraya neden bu kadar yabancıyım? Neden elime almaya kalksam kayıp gidecekmiş gibi görünüyor her şey gözüme? Daha önce defalarca duyduğumu bildiğim bütün o sözleri, neden şimdi bu kadar garipsiyor kulaklarım? Neresi olduğunu bildiği bir yerin neresi olduğunu merak edip durmak... Bu nasıl bir şey? Nasıl bir muamma? Neden bu kadar yakıyor, kavuruyor insanın içini? Yollar, caddeler, sokaklar... Bu sonsuzmuş gibi görünen kalabalıklar, bu durduraksız döngü, bu yorgunluk verici devinime rağmen, bir yere götürmekten, ulaştırmaktan, bir istikamete yöneltmekten ne kadar uzak!İnsan, insanı merak ediyor is...
1970''li yılların başında sol terörün başlangıç yaptığı günlerde meşhur bir Yüzbaşı İlyas Aydın meselesi vardır. Bu meseleyle ilgili çok şey söyleniyor ama İlyas Aydın''a ne olduğunu kimse bilemiyor. Herkes sadece şahsi fikrini söyleyebiliyor. Türkiye üzerinde emelleri olanların neler yaptığına en iyi örnek aslında İlyas Aydın meselesi. Nasıl mı? Türkiye son 10 yılda özellikle demokratikleşme ve vesayet rejiminin aşılmasında müthiş işler yaptı. AK Parti iktidarıyla beraber Türkiye''yi babasının çiftliği gibi görenlerin ve istedikleri gibi at koşturanların harekat alanları iyice daraldı. Ama geçmişte böyle değildi. Başta MOSSAD olmak üzere ya...
İkinci Dünya Savaşı sırasında Stalin yönetiminin acımasız baskılarına dayanamayan bir grup Azeri Türk''ü, ''öz kardeş'' saydıkları Türkiye''ye sığınmaya karar verip yola çıkıyorlar (1945). Can pazarı bir kaçış yolculuğundan sonra Aras Nehri''nin üzerinde bulunan Boraltan Köprüsü''nü (Iğdır) geçiyorlar ve Türk sınır karakoluna sığınıyorlar. 146 Azeri Türk''ü kurtuluşun tarifsiz sevincini yaşıyorlar. Başka Karakol Komutanı olmak üzere Mehmetçikler, Azeri kardeşlerini bağırlarına basıyor, ekmeklerini onlarla bölüşüyor, yataklarını ikram ediyorlar. 146 soydaşın hayatlarını kurtardıklarını düşünerek onlar da mutlu oluyor.Sevinmekte acele ettikle...
Tekrardan İslamcılık tartışması alevlenir gibi oldu. Aslında İslamcılık yapmayanların İslamcılık üzerinde konuşmalarından ibaret olması nedeniyle aldatıcı bir tartışma. Oysa halihazırdaki durum, İslamcılık atfedilen bir siyasal kadronun, İslamcılığın gerektirdiği ilkelere değil ama kadrolara yaslanması durumundan ibaret. Yani İslamcılıkla prensipleri itibariyle ilgisi olmayan ama şu veya bu şekilde Müslümanları kollamayı amaçlayan bir kadro tarafından Müslümancılık yapılması söz konusu. Bu duruma bakarak İslamcılığın öldüğünü veya siyasal iktidarın İslamcı olduğunu ileri sürmek abesle iştigaldir.İslamcılık-Müslümancılık farkına vurgu yapan ...
Suriye''de yaşanan iç savaştan öyle görüntüler yansıyor ki, testere ile kesilen başlar mı dersiniz, kalbi bıçakla yerinden söküp dişlerinin arasında çiğnerken pis pis sırıtan vahşi insanlar mı dersiniz...Gözleri bağlı yan yana sıralanmış onlarca gencecik insanın bir yandan enselerine birer kurşun sıkılırken, diğer yandan tekbir sesi getiren vahşiler mi dersiniz?Söyler misiniz Allah aşkına...Böyle bir vahşeti kimin yaptığının zerre kadar kıymeti var mı?Esed''in askerlerinin ya da Özgür Suriye Ordusu mensuplarının yapmış olması neyi fark ettirir ki?Böyle bir vahşeti hangi gerekçe masum gösterebilir?Gözümüzün önünde 100 Bin insan hunharca ...
Modern ''uygarlık'' iddiası eşitlik temelinde insan merkezli bir ahlâk üzerine kuruludur. Hattâ, kadim uygarlıkları bu açıdan eksik ve duyarsız görmeyi de ihmâl etmez. Kadim olan ''tanrıyı merkeze alıp'' insanı ihmâl etmekle suçlanırken; modern uygarlık bu durumu düzeltmek ve insanı merkeze almakla iftihâr ediyor. Oysa pratikte işlerin böyle yürüdüğü söylenemez. Nedense coğrafya Batı''dan Doğu''ya kaydıkça insanın değerinde fiilen bir azalma oluyor. Aslında azalma ne demek; insan hayâtı çeperlere gittikçe büsbütün değersizleşebiliyor. Meselâ Ortadoğu''da ya da Asya''da insan kayıpları vak''ay-ı âdiyeden sayılmaya başlıyor. Suriye''de, yılla...
Delikanlı hızlı adımlarla AVM''deki kitapçıya girdi, doğruca kasaya yöneldi, Polat Alemdar''ın elinde tuttuğu kitaptan istiyorum dedi kendinden emin bir şekilde. Kasadaki genç kız birkaç saniye boş bakışlarla baktıktan sonra standın arkasındaki arkadaşına seslendi: Polat''ın kitabına alıcı geldi. Delikanlı, diğer kitaplarla göz teması kurmadan rafların arasından görevliye doğru yürüdü. Görevli hiç tereddütsüz kitabı raftan aldı, gence uzattı. Diğer kitapların birer adetle görücüye çıktığı kitapçıda alıcısının çokça olacağı tahmin edilen kitaba koca bir raf ayrılmıştı. Birkaç hafta önce rafta bulamadığım kitabı sorduğumda, hiç duymadım emin m...
Hürriyet ve Özgür Gündem gazetelerinde yer alan iki haberi gözden geçireceğiz. Haberlerden ilki gazetenin Pazar ekinde, diğeri ise gazetenin haftanın ilk günkü sayısında yayımlandı. Bu iki habere ilgimiz ilkinin haberciliğin ne derece ''sınır tanımazlık'' noktasına gelebileceğinin, ikincisinin ise onlarca gazetenin önemli bir gelişmeden kamuoyunu bugüne kadar nasıl bilgisiz bıraktığının iyi birer örneği olmalarından kaynaklanıyor. Hürriyet-Pazar''da yer alan iki tam sayfalık ''Annem beni akıl hastanesine kapattı'' başlıklı ''haber''den başlayalım. Haber başlığı okuyucuyu davet eden türden. Okuyucu bu haber başlığıyla karşılaşınca tabii olara...
Dün ilginç bir toplantıya katıldım. AVEA, Capital ve Ekonomist dergileriyle birlikte yola çıkmış; uzun zamandır planlanmış bir projeyi, TOBB''un Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı''nın da desteğini alarak hayata geçirmiş: Girişimci Kulübü.Şimdiden 80-90 üyesi bulunan Kulüp, lansman toplantısı için uluslararası girişimcilik konusunda tecrübeli GİST kuruluşundan Jeff Hoffman''ı konuk konuşmacı olarak davet etmiş. Jeff Hoffman, konuşmasında çok önemli konuların altını çizdi: ''İnternetin yaygınlaşması başarılı olmak için klasik eğitim almayı şart olmaktan çıkartıyor. Ancak eğitimli olanlar girişimcilikte çok daha başarılı oluyorlar. ...
''Başkasına ait olan bir üstünlükle övünmeyin'' diyor Epiktetos (Kılavuz Kitap, çev. B. Akar, Şule Y. İst. 2009).Bu cümleye bakarak biz de, başkasına ait bir düşkünlüğü (yanlışı, eksikliği vb.) gördüğünüzde sevinmeyin, diyelim.Öyleleri var ki, kendini kavgaya adamıştır. Hayatı kavga ekseni çevresinde döner. Kavga edecek bir vesile bulamazsa, icat eder. Onu da icat edemezse güneşe çıkıp gölgesiyle dövüşür.Ne yaptığı sorulduğunda, belki de dünyaya nizam verdiğini söyler.Ona göre herkes yanlış içindedir.Ona göre herkes cahilliğe batmıştır. Herkesin kusuru, yüzünden akmaktadır. Fakat yazık ki, bu kusur başkası tarafından görülmemektedir......
Küresel ekonomik toparlanmaya dair endişeler devam ederken, merkez bankalarının devasa büyüklükteki parasal genişleme hamlelerinden geri adım atmaları şimdilik pek mümkün gözükmüyor.Ekonomilerin bir türlü toparlanamaması ve buna paralel parasal genişleme hamlelerinin devam etmesi; zaten zor durumda olan gelişmiş ekonomilerin devlet bütçelerini hepten zora sokuyor.Gelişmiş ekonomilerin neredeyse tamamı küresel ekonomik krize yüksek borçluluk oranları ile yakalandı.Devletlerin borç almaya başlama tarihleri 13. yüzyıla kadar uzanmaktadır. O tarihten bu yana içlerinde küçük devletler ve imparatorluklar olmak üzere birçok devlet vergi toplayama...
Volkan Demirel ve Meireles''i bir umut cezaları ertelenebilir diye Ankara''ya getiren, fakat beklentisi boş çıkınca tribünde oturtan Fenerbahçe karşısında kadro dışı bırakılanlar dışında eksiği bulunmayan Trabzonspor, her şeyi ile konsantre olmaya çalıştığı kupa finalinde kupanın yanı sıra gelecek umutlarını da kaybetti. Sen böylesine önemli bir maç öncesinde yabancı futbolcularına ikinci sınıf futbolcu muamelesi yapıp değersizleştirirsen eksik yaparsın. Tolunay Kafkas da final öncesinde böylesine talihsiz bir süreç yaşadı. Finale yakışır bir atmosferde Trabzonspor oyuna tempolu ve atak başladı. Oyunun hemen başında Trabzonspor adına maçın k...