T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Riski seven bir yanım var

Aydoğan Vatandaş, genç yaşına rağmen 'Apokalipse', 'Haarp' ve yayınlanır yayınlanmaz toplatılan ve hakkında 5 ayrı dava açılan 'Armegedon' adlı üç kitaba imza attı. Aydoğan Vatandaş'la 'yasaklanan kitaplar'ını ve 'ilgi alanları'nı konuştuk.

Armagedon/Türkiye-İsrail Gizli Savaşı adlı kitabınız 1998 yılında toplatıldı ve dava açıldı. Kitabı yayımlamadan önce böyle bir sonuç bekliyor muydunuz?

Elbette bekliyordum. Kitabı yazarken savunmalarımı da hazırlıyordum. O dönem çok ilginç bir dönemdi. Her an darbe olabilir endişesiyle yaşanılan bir dönemdi. Kitabı yazdığımda 23 yaşındaydım. Kitabı okuyan, yazdıklarımın farkına varan neredeyse herkes 'bu kitabı 30'undan sonra yazamazdın' dediler bana. Bu değerlendirme doğru olabilir. Armagedon'u, sahip olduğum bilgilerin bana yüklediği sorumluluk duygusuyla yazdım. Bir tür zorunluluktu bu. Madem ki biliyordum o halde yazmalıydım. Yetişme tarzımdan kaynaklanan 'hiçbir şeyi zamana bırakmama' ilkesi önemli bir itici güç oldu. Bir şey yapılmalıysa o an yapılmalıdır. Sonucuna daha sonra katlanırım diye düşündüm hep. Kazandığım da oldu kaybettiğim de.

Halk arasında toplatılan kitapların gerçeği yansıttığına inanılır ve bu kitapların satışları yasaktan olumlu etkilenir. Sizin kitaplarınız nasıl etkilendi?

Benim kitaplarım da bu yaygın inanıştan fazlasıyla etkilendi elbette. Daha önce de ifade ettiğim gibi insanların tutuklandığı, her gün darbe endişisiyle yaşadığı bir dönemde yazdım kitabı. Hatırlarsanız Orgeneral Çevik Bir emekli olduktan sonra bazı gazeteciler yavaş yavaş seslerini yükseltmeye başladılar. Ben bu kitabı yazdığımda Çevik Bir Genelkurmay II. Başkanı'ydı. Böyle bir dönemde böyle bir kitabın yazılmış olması kuşkusuz bir teveccühü de beraberinde getirdi. Bu da son derece normal.

Neden hep gizli, tehlikeli konularla ilgileniyorsunuz?

'Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır' sözünden belki. Belki de riski seven yanımla ilgili. Bu tür konulara özellikle eğilmiyorum aslında. Kendimi buna odaklamış değilim. Ancak kimi zaman öyle şeyler öğreniyoruz ki, sorumluluk gereği ister istemez bu tür alanlarda yazıyorum.

Bu tür konulardan sıkıldığınız olmuyor mu hiç?

Sıkıldığımı söyleyemem ama kimi zaman strese girdiğimi söyleyebilirim. Yazdığınız bir yazıdan ya da bir haberden sonra açılan bir tehdit telefonu huzurunuzu kaçırabiliyor. Bunlar insanı rahatsız ediyor.

Çalışmalarınızı nasıl yapıyorsunuz?

İyi ve de disiplinli çalışıyorum. Yoğunlaştığım konuyla ilgili çok iyi araştırma yapmaya çalışıyorum. Daha önemlisi yapmaya çalıştığım şey ne denli zor olursa olsun, kesinlikle başarabileceğimi düşünüyorum. Bu yüzden de ortaya iyi bir eser çıkıyor.

Şu anda hangi proje üzerinde çalışıyorsunuz?

Şu an Türkiye için ne yapabilirim, nasıl bir vizyon belirleyebiliriz bunu araştırıyorum. Hazırlamakta olduğum iki kitabım var. İzin verirseniz şimdilik isimleri bende kalsın.

Görevleri herşeyi mümkün kılar

Aydoğan Vatandaş, gazetecilerin tehdit edilmesi hakkındaki düşüncelerini şöyle belirtiyor:

"Armagedon adlı kitabımla ilgili yargılanırken çok sıkı, psikolojik bir baskı yaşadım. Toplam 5 davada 30 yılla yargılanıyordum. Bundan daha kötü bir tehdit o sırada olamazdı sanırım. Aslında bu konuda yapacak bir şey de yok. Türkiye'de herkesi ortadan kaldırmak mümkündür. Devletin öyle birimleri var ki, bırakınız Türkiye'yi, Yeni Zelanda'da bile darbe yapar ve yasal olarak hiçbir şey yapamazsınız. Ancak Genelkurmay Psikolojik Harp Dairesi'nin kuruluş yapısını ve çalışma esaslarını incelediğinizde, bu yaptıklarının kesinlikle görev alanı içerisine girdiğini görüyorsunuz. Mehmet Eymür, 'Yeşil'i kullanması ile ilgili olarak sorulan bir soruya 'bizim görevimiz bunu mümkün kılar' diyordu. Başbakan Ecevit de birtakım gizli görevlilerden bahsediyor. Başbakan gizli görevlilerden bahsedeceğine, bu gizli görevlilerin görev alanlarının yeniden tanımlanabilmesini sağlamaya çalışmalıdır. Bu da şimdilik çok zor gözüküyor."

Okuyucuların kendisine, edindiği bilgilerin kaynağını sorduklarını ve çok iyi tepkiler aldığını söyleyen Vatandaş, ihtiyaç duyduğu konularla ilgili her türlü kitabı okuduğunu belirtiyor: "Kitap okuma konusunda biraz pragmatistim. Neye ihtiyaç duyuyorsam onu okuyorum. Bu bazen hazırlamakta olduğum bir yazı ya da kitapla ilgili Türkçe ya da İngilizce bir kitap oluyor ya da yeni çıkmış bir şiir kitabı."

Havva Setenay İLHAN

 
5 kıtadan 180 film gösterilecek
Sinemaseverleri zorlu bir maraton bekliyor; 14-29 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek 20. Uluslararası İstanbul Film Festivali gösterim programında 5 kıtadan katılacak 180 film bulunuyor.

Gevaş'ta Vizontele Sineması açıldı
Vizontele ekibi, filmin çekildiği Van'ın Gevaş ilçesinde coşkuyla karşılandı. Gişe rekoru kıran film için Gevaş'ta yapılan galaya,Yılmaz Erdoğan, Ömer Faruk Sorak, Demet Akbağ ve Beşiktaş Kültür Merkezi'nin diğer oyuncuları katıldı. Filmine gösterilen ilgiden dolayı mutlu olduğunu belirten Erdoğan, insanları sinema salonuna çekebilen bir film yaptığını söyledi. 25 yıldır sineması olmayan Gevaş'ta, Beşiktaş Kültür Merkezi'nin katkılarıyla Vizontele adı verilen 300 kişilik bir sinema salonu açıldı. Açılış Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ ve Vali Vekili Niyazi Tanılır tarafından yapıldı. Daha sonra Gevaş Belediye Başkanı Faik Tan ile Kaymakam İbrahim Çomaktekin, Erdoğan ile Akbağ'a başarı plaketi verdi.

Çocuk edebiyatı
İkbal bu sayısında çocuklar için kitapların ne ifade ettiği sorguluyor. Olcay Yazıcı, çocuk kitaplarının içeriğini irdelerken 'çocukluğu sanal cennetlerle kuşatıyor!" diyen Mustafa Ruhi Şirin, çocuklara hayatı tozpembe gösteren çocuk kitapları yerine, edebiyat düzeyi iyi ayarlanmış kitaplar sunmamız gerektiğini belirtiyor. Sözlü (şifahi) çocuk edebiyatının yerini teknolojik cihazların almasını eleştiren İsmail Kara ise Türkiye'de henüz nitelikli bir çocuk edebiyatı bulunmadığının altını çiziyor. (Tel: 0212-572 24 77)

Şehrin kültürü
Şehir Kültürü'nün son sayısında, belediyecilik tecrübesi, yerel yönetimler teorisi, kent kültüründen kesitler, şehir hayatının değişik örnekler üzerinden analizlerini yazılarıyla aktaran isimler ise şöyle: Şehir kültürü ve tarihi araştırmacısı Beşir Ayvazoğlu, şehir planlamacısı ve mimar Dr. Turgut Cansever, Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, Prof.Dr. Veysel Eroğlu, Prof.Dr. Edibe Sözen, Doç. Dr. Nurdoğan Rigel, Doç.Dr. Davut Dursun, Dr. Yalçın Akdoğan ve araştırmacı Bahar Öcal Düzgören. (Tel: 0216-316 05 11)

1 Mart 2001
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED