|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bizim gençliğimiz Amerika ile Rusya arasındaki soğuk savaşın en yoğun olduğu yıllarda geçti. Ancak bizim kuşağımız Anadolu insanının geleceğini Kapitalist ya da Komünist ekonomi öğretilerinde aramadı. Biz sanatın zenginliği ve şiirin gücünün herşeyi kuşattığının bilincine kültür ve edebiyat dergilerinin çevresinde oluşan sohbet halkalarında vardık. Cumhuriyet döneminde tarih ve kültürüne yabancılaştırılan Anadolu insanının, kendi kaynaklarına dönmede çığır açıcı bir görev yüklenen dergilerin başında Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat ve Mavera gelir. Sözü edilen dergilerin kurucu ve yazarları arasında Maraşlı sanatçı ve aydınların ayrı bir yeri vardır. Maraş Avrupalı ülkelerin silahlı güçlerine karşı koymada öncülük yaptığı gibi, yetiştirdiği sanatçı ve aydınlarla kültürel yabancılaşmaya karşı verilen savaşta da ilk safta yer almıştır. Bu bağlamda Necip Fazıl Kısakürek, orta öğrenimini Maraş'ta tamamlayan Sezai Karakoç ve Akif İnan, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu Türkiye'nin kültürel ve siyasal dönüşümünün mimarlarıdır. Ahırdağı'nın eteklerinde uzanan Maraş Anadolu düşüncesinin fışkırdığı ve yabancılaşmaya karşı yerli sanatın bayrağının yükseldiği, ödülleri dirilmiş bir şehirdir. Maraş'a vurgun, Ankara'daki üniversite öğrenciliğinden başka, şehirin sınırlarının dışına çıkmayan Murat Bayazıt, Haydar İncimez, Çoşkun Canlı ve Ahmet Ünsal ile birlikte dağdaki yayla evinde misafir etmeden bırakmadı. Pakdil onun Maraş tutkusunu vurgulamak için "Murat'ı ne zaman görsem ya Maraş'a gidiyor ya da Maraş'tan geliyor olur" derdi. Silahlı güçlerden daha çok silahsız güçlerin belirleyici olduğu bir yüzyılda "edebiyatsız medeniyet, medeniyetsiz edebiyat" düşünülemez. Her medeniyetin yıldızının parlamasında edebiyatın tartışılmaz ve belirleyici bir yeri vardır. Medeniyetleri medeniyet yapan yöneticileri değil, sanatçılarıdır. Nasıl Shakespeare'siz ve Goethe'siz bir Batı medeniyeti düşünülemezse, Mevlana'sız ve Yunus'suz bir İslam medeniyeti de düşünülemez. Maraş'ın derin, yalın ve yiğit sesi Erdem Bayazıt'ın başkanlığında Maraşder'in düzenlediği sempozyumda iki oturumda Maraşlı ya da liseyi Maraş'ta tamamlamış düşünür ve sanatçıların eserlerinde Maraş'ın etkileri incelendi. Onlar bir ayaklarını Anadolu'ya atarak, diğer ayaklarıyla da Doğu'dan Batı'ya bütün dünyayla alışveriş içinde olmasını bilmişlerdir. Doç. Dr. Ali Rıza Abay, Necip Fazıl, Dr. Hüseyin Yorulmaz, Rasim Özdenören, Dr. Turan Karataş ve Dr. Ahmet Ağır, Sezai Karakoç, Dr. İsmail Kıllıoğlu, Nuri Pakdil ve Dr. Osman Sarı da, Karacaoğlan'ın şiir ve sanatında Maraş'ın izlerini inceleyen sunumlar yaptılar. Doç. Dr. Recep Duymaz da sunumunda edebiyat ve medeniyet ilişkilerini ele aldı. Anadolu'da kan kardeşliği değil, düşünce kardeşliği önemlidir. Düşünceye dost olan, tarih, coğrafya ve kültüre de dost olur. Düşünce birliği, birbirini hiç tanımayan insanları arkadaşa, arkadaşları da kardeşe çevirir. Bu yüzden Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergilerinin çevresinde, yabancılaşmaya karşı bütün Anadolu kenetlenmiştir. Herbiri birer üniversite olan bu dergiler Anadolu insanına "Yepyeni bir dünya" armağan etmişlerdir. Anadolu denizi arayan bir nehir gibi, sürekli güzelliğin peşinde olmuştur. Maraş güzelliğin şiirini yakalayan şehirdir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |