AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Yeni camide teravih namazı

Bu geniş kubbeli cami, yapılalı çok olmadı. Eskiden bunun yerinde küçük bir mescit vardı. Çevrede iş yerleri ve apartmanlar çoğalınca cemaat de çoğaldı, mescide sığmaz oldu. Cami yaptırma ve yaşatma derneğinin çabalarıyla mescit yıkılıp yerine bu bina yapıldı. Birçok yeni camide olduğu gibi, bunda da Osmanlı mimarisini hatırlatan çizgiler var. Bu mimarinin yerindeliği ve başarısı konusunda duyduğum şüpheyi bu cami karşısında da duyuyorum. Kubbede ve duvarlarda günümüz hattatlarının çalışmaları yer alıyor. Özellikle kubbe kenarını saran İhlâs Sûresini okuyabilmek için başımızı gereğinden çok kaldırmak zorunda kalıyormuşuz gibi geldi bana. Caminin genişliği ile kubbe yüksekliği arasında bir oransızlık mı var? Caminin duvarlarına yerleştirilmiş saatleri sayıyorum. İki tane karşıda, birer da yan duvarlarda; toplam dört tane. Fazla değil mi?

Yeni yapılmış birçok camide rastladığım bir tuhaflık burada da dikkatimi çekiyor: Minberin konumu. Cuma ve bayram namazlarında imamın hutbe okumak üzere üzerine çıktığı minber, sanki caminin olağan bir parçası değil de, sonradan eklenmiş bir sürprizmiş gibi tuhaf ve uyumsuz duruyor işte. Uyumsuzluk minberin kendisinde değil, yerinde oluyor genellikle. Meselâ bu camide minber, sağ ön köşeye yanaşık yerleştirilmiş ve sağ duvarda yer alan bir pencerenin ve süslemelerinin yarısından çoğunu çaprazlama kapatmış durumda. Mimar ile minber arasında böyle bir habersizlik, kopukluk nasıl olabiliyor, bir türlü anlamıyorum. Bu pencereyi hiç açmamak veya oraya minberin yerleştirileceği düşünülerek uygun boyutlarda başka bir pencere yapmak ya da minberi pencereyi kapatmayacak şekilde yerleştirmek daha hoş olmaz mıydı? Şimdiki durumda o pencereye ve süslemelerine büyük bir haksızlık edilmiş olduğu besbelli. Müslümanların böyle bir haksızlığı, zevksizliği işlemeleri de, buna tahammül ediyor olmaları da üzüyor beni. Estetiğe henüz sıra gelmedi diye avunabilir miyiz, bilmiyorum.

Cami dolu sayılır. Ben arkalardayım. Çocukların, gençlerin ağırlıkta olduğu saflarda. İmam teravih namazında halkımızın "namaz sûreleri" olarak bildiği "Elemtere'den aşağısı" denen kısa sûreleri okuyor. Bu okuyuşların cemaat için bir çeşit eğitim, yanlışları düzeltme vesilesi olduğunu düşünürüm ve her akşam aynı sûrelerin tekrarlanmasından hiç rahatsızlık duymam. İmamın namaz kıldırışı, okuyuşu güzel fakat hoparlörün sesi, gereğinden çok açılmış. Nitekim imam efendi, bir arada "Sesi kısın!" diyor. Söyleyişindeki azarlayıcı edânın bizim bilmediğimiz makul bir sebebi olabileceğini düşünüyorum: "Kaç kere söyledim size, bu düğme burada duracak diye!" demiştir belki müezzine.

Teravihin ilk sekiz rekatını kıldıktan sonra camiden ayrılmayı düşünüyordum. Bunu yapan birkaç gencin olduğunu görünce, bu düşüncemden vazgeçtim. Yeni düşüncem "Vitir namazını evde kılarım!" oldu. Fakat vitri kılmadan çıkan bazı gençler olduğunu görünce ondan da vazgeçtim. Tesbih çekmeden camiden ayrılanlar, teravihin ilk sekiz rekatından ve yirmi rekat tamamlandıktan sonra ayrılanlardan daha çok oldu. Ben de onlarla birlikte çıktım.

Cemaatteki bu davranış çeşitliliği, kimilerine âhengi ve birliği bozucu bir olumsuzluk gibi görünebilir. Bana öyle görünmüyor. Bu çeşitlilik, İslâm'ın, bağlılarına sunduğu seçenek bolluğunu, özgürlük ve iradeye tanınan alanın genişliğini gösteriyor bence. Bu genişlik sanki militarist disipline karşı, gönüllü kulluğu besleyen bir nitelik de taşıyor ve bu gönüllülüğün kökleri, Peygamber Efendimiz'in uygulamalarına dayanıyor. Meselâ, yolculuk sırasında kimileri ruhsattan yararlanıp oruç tutmazken, kimileri azimeti tercih edip oruç tutmuştur da O, ne oruçlu olan seferîleri alkışlamış, ne de oruç tutmayan seferîleri kınamıştır. Bu olgunun ve bu davranışın çok büyük, çok değerli bir anlamı olduğuna inanıyorum. Bu anlamı kavrayabilseydik tarihimizde ve toplumumuzda "yobazlık" diye bir şey kolay kolay ortaya çıkmazdı.


26 Ekim 2004
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED