AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K R O N İ K  M E D Y A
Hayır olmaz, illâ ki
o fotoğrafı da basacak!

Geçen hafta sonu yapılan lise giriş sınavları... Ahmet Kabaklı İlköğretim Okulu son sınıf öğrencisi Zeynep de sınava girenler arasında...

Öğrenci sınava gireceği Cumhuriyet Lisesi'nin bahçesine "türbanla" gelmiş.

Ancak kuralı o da pek güzel bildiğinden sınav salonuna girerken "türbanını" çıkarıp, boynuna "fular" yapmış...

Gazeteciler Zeynep'e hangi okulda okumayı amaçladığını da sormuşlar.

Zeynep, Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi'ni kazanmayı ve öğretmen olmak istediğini söylemiş.

Görüyorsunuz, hikâyenin buraya kadar olan faslının hiç mi hiç "haber değeri" yok...

Bir öğrenci sınav salonuna kadar "türbanla" geliyor, sonra da kurala uygun olarak sınava giriyor...

Peki bu basit, benzeriyle çokça karşılaşılabilecek olan olayı nasıl yapmalı da bir "haber" haline dönüştürmeli?

Sorunun cevabını haberin yer aldığı Hürriyet gazetesi iyi biliyor.

Tahmin ettiğiniz gibi, tabii ki Zeynep'in bir "türbanlı", bir de "türbansız" fotoğrafını alt alta sayfasına koyarak...

Gazete şöyle der gibi: Böyleyken böyle oldu...

Zeynep "türbanlı" fotoğrafında doğrudan objektife bakıyor....

Zeynep "türbansız" fotoğrafında bakışlarını önüne dikmiş olarak sessizce bu "operasyon"un bitmesini bekliyor...

Haberi yapan gazeteci gibi Hürriyet de çok memnun... Nihayet, "türbanlı" bir öğrencinin "türbansız" halini "ölümsüzleştirmeyi" başarmış durumdalar!

İkinci fotoğraftan açıkça belli oluyor ki, Zeynep bu "operasyon"dan hiç mi hiç memnun değil, "operasyon"un bir an önce son bulmasını bekliyor...

Zeynep nasıl memnun olsun ki? Gönüllü olarak seçtiği bir giyim tarzını kurallar gereği yarı yolda terketmesine rağmen "gazeteci ordusu" peşini bırakmayarak mutlaka onu çok yaralamış...

Peki haberi yapan gazeteci ve Hürriyet gazetesi "türban"ın altından "ne çıkacağını" sanıyordu ki, "haber değeri" olmayan bu olayı haber yapıyor? Yoksa bu takımın bu yönde bambaşka beklentileri mi vardı?!

Yoksa haberi yapan gazeteci ve Hürriyet gazetesi bu haberiyle Zeynep'i şu yönde ikna etmeye mi çalışıyor: "Bak Zeynep, 'önceki' ve 'sonraki' halin böyle, niçin hâlâ ısrar ediyorsun?"

Zeynep'in sınavı nasıl geçti tabii ki bilmiyoruz; ama Zeynep bu sınava girerek şu gerçeği çok güzel belledi herhalde: Ülkedeki gazeteci ağabeylerden korkacaksın, korkman gerekir! (K.B.)


En ünlü 'İpekçi' değil ama 'cereyan'a ilk o göğüs gerdi...

"Sabetayistler" mevzuunda inisiyatifin "İslamcılar"dan "ulusal sol"culara geçmesinin nedenleri araştırılırken, paralel bir mesainin, konuya ilişkin "tez"lerin "kitleler"e ulaşmasında Hürriyet'in gösterdiği heves üzerinde yürütülmesinde fayda var... Gazetemiz yazarlarından Taha Kıvanç birkaç yazıdır işin bu yanını deşiyor... Kıvanç, dünkü yazısında da Hürriyet genel yayın yönetmeninin bu "tez"lere ilişkin yaptığı değerlendirme üzerinde yoğunlaşmıştı. Biliyorsunuz, Ertuğrul Özkök kısaca "zırva" diyordu bu "tez"ler için. Taha Kıvanç haklı olarak şu soruyu sormuştu dün: "Sorun tezin 'zırva' olup olmadığı değil; sorun yayın yönetmeniyle Ankara temsilcisinin 'zırva' gözüyle baktıkları bir yayının günler ve günler boyu Hürriyet gazetesinde nasıl yayınlanabildiği..." Bu soruyu, çok "tehlikeli" bir soyadına sahip bir yazar da sormuş Radikal iki'de. Küçük bir farkla: Gazeteci ve yazar Leyla İpekçi, yavaş yavaş ırkçı bir "sürek avı" karakterine bürünmekte olan kampanyaya sayfalarını açan Hürriyet'e değil de, o sayfaların, "6-7 senesini beraber geçirdiği" editörlerine sitem ediyor... (A.G.)


16 Haziran 2004
Çarşamba
 
YÖNETENLER: Kürşat Bumin
Alper Görmüş


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED