|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Siyahların 'vebalı' muamelesi gördüğü günlerde siyahi dışlanmışlığın, sınıfsal ezikliğin gür sesi oldu Ray Charles. Kara parmaklarıyla klavyeye dokunup görmediği gökyüzüne bakarak hem acı kokan şarkılar, hem de aşk yüklü baladlar okudu.
Biz çoğu zaman hayatla, iyiyle ve aşkla düş kırıklığına uğratılanlar, her şeyi acıyla öğrenenler, bütün gecelerde güneşi bekleriz. Her yeni yemine inanırız, gece uykularına hasret kalırız... Her yalanda yeniden beklemeye başlarız, haziran ortasında Ray Charles'in, "Georgia on my mind" ve "Baby, Don't You Cry" şarkılarını özleriz. Ölümün ortasında hayata inanırız, biz böyleyiz. Yanılsamalardan uzak, akla gelmedik hayallerin peşinden koşarız. Bizim diyebileceğimiz bir pencereye, bir kapıya hasret kalırız, aysız, yıldızsız bir gecede tıpkı ince bir hastalığa yakalanmış gibi... Çoğu zaman aşksız, kalpsizlikler ortasında, kasvetli karanlıklarla çevrilir etrafımız. Kaçıp kurtulmak için bir çıkış yolu ararız. Kimseler bizi duymasa da, nasıl bir yarın olduğunu bilmesek de hep yarına inanırız. Pencereleri açıp bağırırız, hıçkırıklar yollarız. Bizi kahreden, içimizi yakıp kavuran ne varsa, vargücümüzle haykırırız uzaklara... Çok uzaklardan gelmeye başlayan çığlıklar, aslında hiçbir şey ya da her şeydir. Tatlı ve netameli ritimleriyle "Georgia on my mind" kalbimizin pencerelerini dövmeye başladığında Ray Charles çekip gitmiştir buralardan... 73 yaşında ölen "dahi", yani 20. yüzyılın ikinci yarısındaki evrensel ritimleri çok büyük ölçüde etkileyen Ray Charles yok artık. Sihirli parmaklarıyla klavyeye dokunarak, görmediği gökyüzüne bakıp dayanılmaz ritimler bırakan o "siyah adam" yalnızca büyük bir şarkıcı değil, inanılmaz bir piyanistti de. Siyah müziğin benzersiz sesi, 1960'ların başlarındaki "Hit The Road Jack" ve "Georgia On My Mind" gibi hit parçalarıyla o günden bu yana milyonların belleğinden hiç silinmedi. Sesinde hep acı ve hüzün vardı. Siyah olmanın "vebalı" olmak gibi bir şey olduğu o günlerde, siyahların dışlanmışlığı, ezilmişliği bu sesle simgelenmişti sanki. Ama o sadece acı kokan şarkılarla değil, aşk ve tutku yüklü baladlarla girdi milyonların kalbine... Caz ve soul gibi birçok siyah müzik türünü gospel ruhuyla ve adeta bir ağıt gibi söylemişti. Bu çizgide söylediği aşk şarkıları, zamanla onun efsanevi kimliğinin bir parçası oldu.
Ray Charles, altı yaşından beri şu fani dünyada hep "karanlık"ta yaşadı. Ama görülmeyeni duyarak, hissederek, içindeki aşkın ve tutkunun ritimlerini sesinde derinleştirdi.
|
|
|
|
|
|
|
|