AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
'Orak-Çekiç'in gölgesinde...

Programın organizatörü İgor Guriyeviç'in şaşkınlığı yüzüne vurmuştu. Bu kadar seyirci beklemiyordu. Biletlerin tükenmiş olması ise, Guriyeviç'i hem keyiflendiriyor, hem de üzüyordu. ''Ya neden daha büyük salon kiralamadım'diye de hayıflanıp duruyordu.

Rusların beklenmedik ilgisi, festival programına dahil olan semazenlere olmuştu. Bin kişilik salon hınca hınç dolduğu gibi, birçok insan da yer olmadığından salona alınmamıştı. Gözler merakla sema gösterilerini bekliyordu. Edep ve inancın yoğrulduğu zikir gösterisinden önce yeni tabiriyle sufi müziğin meşkiyle adeta insanlar büyülendi.

Kırmızı, mor, yeşil ve sarı ışıkların nur gibi yağdığı sahne o gün bir başka olmuştu. Adeta nur damlaları, rahmet gibi yere iniyordu.. Işıkların hüzmesi Allah Allah diyen dervişlerin yüzünü nurlandırmış, onları rahmet deryasında yüzdürüyor gibiydi.

İlahi müziğin vazgeçilmezlerinden olan neyden çıkan ses ise o gün bir başkaydı. Ney o gün taksim etmiyor adeta onlarca yılın yasağını deliyor gibiydi. İnsanı bir başka buuta götüren sesiyle, büyülü atmosferler ve helezonlar çizdi ve salondaki bütün herkesi hipnozu altına aldı.

Neye eşlik eden kanun ise, bir başka âlemin kapısını açmaya yetiyordu. Yürekleri kontrolü altına almayı başaran kanundan tekbirler fişkırıyodu. Tellerinden çıkan Allahu Ekber, Allahu Ekber nidaları, Çaykovsky adına yaptırılan salonu inletiyor, adeta meydan okuyordu.

Tamburdan çıkan notalar ise, dinsizliğin yüreğine saplanan bir hançer oldu. Hele ilahileri dile ve yüreğe indiren dervişlerin nidası ise, ilahi müziğin zirvesinin simgesiydi.

Sahnenin tepesinde dinsizliğin simgesi olan 'orak-çekiç'in gölgesinde ilk defa böyle bir ilahi müzik ve sema gösterisinin yapılması ise, ruhlara daha farklı bir haz veriyordu. Allah'ın rahmet dolu adlarının tek tek ilahilere dökülmesi, ve Rabb'e zikir edilmesi hele hele Moskova'da olması ise, bir başka keyf veriyordu.

Sufi müziğin ardından sahne alan semazenler, huşu içindeki yürekleri adeta kabarttı. Adab-ı muaşereti dinin pırlanta değerindeki ahlaki yapıyla harmanlayan semazenlerin, gösterisi ise son perde oldu.

Selamları, hoşamedileri ve duruşları özellikle Rus dostlarımızı etkilemesi ise kayda değerdi. Dervişlerin ilahi müziği eşliğinde döne döne Allah'ı zikretmelerinin yanısıra, huşu ve edepleriyle de gönüllere taht kurdular.

İşte budur dedirttiler. Bu yüzden Moskova'da tabiri yerindeyse gurbette yaşayan kişliler adına buna emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.


31 Haziran 2004
Pazartesi
 
OSMAN SÖNMEZ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED