AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kurbanı kurban etmek

İslam, kurbanlık hayvana eziyet edilmesini asla onaylamıyor. İslam, başka zamanlarda da hayvana eziyet edilmesini onaylamıyor. Ağır yük yüklenmesini, dövülmesini, aç - susuz bırakılmasını günah sayıyor. Susuz kalmış bir köpeğe, bir kuyudan ayakkabısı ile su çıkarıp içiren günahkar bir kadının cennete gideceğini Hazreti Paygamber bildiriyor.

Kurbanlık hayvanla savaşmak diye bir şey İslam ahlakında, kültüründe, ibadetinde yok.

Kurbanlık hayvan, deyim yerindeyse adeta kutsanmış bir hayvandır. Öylesine sevilir, itina edilir... Anadolu'da kına sürer anneler kurbanlık koçların yünlerine... Çocuklar otlatır, su içirir. Sanki aileden biri olur kurbanlık...

Bütün bunlar böyle de, gene de, her varlığa can veren Kudret'in çizdiği hayat çerçevesi içinde kurban edilir kurbanlık hayvan...

Kurban deyince aklınıza sadece kanlı bir görüntü sergileme hesabı geliyorsa, kurban kesim mahallerinden kanlı görüntü fotoğrafı almak zor değildir. Böylece "Kan gölü"ne döndürürsünüz kurban ibadetini...

Üstelik kurbanlık hayvanların işkembeleri de vardır ve kurbanı pisliğe bulamak gibi bir niyetiniz varsa, kameranızı işkembenin içine sokar, oradan dilediğiniz görüntüyü alabilirsiniz...

Görmeden görmeye fark var.

Evet insanı isyan ettiren insani yanlışlar yapılıyor. İnsan her zaman yanlış yapar. Keşke yapmamayı başarabilsek...

Ama tüm insani yanlışları kurban ibadetinin üzerine giydirmek ve oradan kurban adına kanlı bir seremoni fotoğrafı çıkarmak iyi niyetin işareti değildir.

Denizden kan rengi bir görüntü çekmek ve bunu kurban ibadetine karşı yürüttüğünüz kampanyada malzeme olarak kullanmak...

Oysa o dere oraya on yıllardır akıyor ve kanalizasyon pislikleri taşıyor.

"Nerede belediyeler?", diye soracağınıza, "vurun kurbana!" diyorsunuz.

Ahlak nerede burada?

Üç gün içerisinde milyonlarca kurban kesiliyor.

Dev boğalar, insandan çok güçlü sığırlar kurban ediliyor. Güç yetirilemiyor ve hoş olmayan manzaralar ortaya çıkıyor. Belediyelerin Müslüman bir toplumun ibadet ihtiyaçlarını dikkate alarak alt yapı oluşturmalarını gündeme getirmek.... Evet, yapılması gereken bu. Belediyeler niçin var? İhtiyaçlara göre şehri düzenlemek için... 12 milyonluk bir şehrin kurban ibadetini gönül huzuru içinde yerine getirmesini mi önemsiyorsunuz, yoksa "Yahu, şu Avrupa Birliği sopasını da kullanarak milletin kurban ibadetinin canına okusak" diye bir hesabın içinde misiniz? Eğer niyetiniz birincisi ise, oturur, devlet olarak ve şehir yönetimi olarak planlamalar yaparsınız, kurban satış yerlerini, kurban kesim yerlerini en hijyenik şartlara göre düzenlersiniz.

Var mı böyle bir şey?

Son birkaç yıldır var bir hareket ama son derece yetersiz. Kurban satış yerleri ilkel, kesim yerleri hem sayıca az hem donanım olarak yatersiz... Vatandaş da kendi imkanlarına göre bir iş yapıyor... çünkü hayat boşluk kabul etmiyor... Yolunuz olmazsa trafiği düzenleyemezsiniz, insanlar birbirini incitir, kırar, saatlerce yollarda kalırsınız vs...

Suudileri eleştiriyoruz, hac ibadetini sağlıklı yapacak düzenlemeleri temin edemedikleri için...

Biz aynı şeyi kurban için ne kadar yapıyoruz?

Vur kurbana! Ahlaksızca!

Negatif kampanyanın bir başka boyutu daha var: Çocuklar kurbandan korkuyormuş!

İş bu rivayet yeni çıktı!

Gazetelerde "Aman çocuklara kesim anını göstermeyin" yollu uyarılar yapılıyor...

Kurban kesiminden korkan çocukların bulunabileceği doğru. Bu durumda olan yetişmiş insanlardan da söz edilebilir. "Ben tavuk dahi kesemem" diyen insanlara rastlamışızdır.

Ama insanların hayatında değer yargılarının da belirleyici etkisi vardır. İnsan kendini aşar bazı değerler için, hayatından bile fedakarlık yapar. Müslüman ailelerde çocuklar da, bir iklimi paylaşırlar ve o iklim içinde haksız yere kan dökmek insanlık çapında bir suç gibi algılanırken, kurban bir ibadet saygısı içinde içselleştirilir. Evet çocuk sever kurbanlığı, öper, onun melemesi ile ilgilenir, su verir ot verir, ama kurban gibi bakar ona, ailesi, adeta onun cennet için seçilmiş olduğu telkinini yapar çocuğa... Çocuk duaya katılır, tekbirlere katılır, besmeleye katılır... Bütün bunlar bir ruhaniyet ikliminde gerçekleştirilir. Bir boğazlama ameliyesi değildir kurban, Rabbin yakınlığını hissetme ameliyesidir. Kurbanın oluşum seyrine nüfuz eden hatıralar (Hz. İbrahim - Hz. İsmail kıssaları) kurbanlık koçla onu Rabbin katına sunan insan arasında ruhi buluşmalar sağlar.

Bir İslam ülkesinde yaşadığı halde kurbana Fransız kalanlar, dışardan bakıp sadece akan kanı ve işkembenin içini görür. Ne yazık ki Türkiye'de bir kesimde böyle bir ecnebileşme süreci vardır.

Kurbanla ilgili bir konuya daha temas etme ihtiyacı hissediyorum: Cezalar! Ak Parti'nin kurban kesme işindeki yanlışlıklara ceza ile yaklaşmasını gerçekten çok abes bulduğumu belirtmek isterim. Korkum şuydu: Ya binlerce insan, medyadaki şamataya bakıp, "Şurada hayvan yanlış kesiliyor, burada hayvana işkence yapılıyor", tarzında ihbarlarda bulunsaydı... ve kurban iklimi, böyle ihbarlarla zabıta operasyonlarına ve ceza yağdırmalara sahne olsaydı... THK'nın deri toplama operasyonlarındaki gerilimler gibi... Alın size İzmir! En çok ceza orada kesilmiş. Neden acaba? Yönetimde CHP'li bir belediyenin bulunması buna yol açmış olmasın! Ya CHP'li belediye sayısı fazla olsaydı...

Ak Parti ne yaptığını biliyor mu? Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe "Böyle olmuyor, önlemler çok sert olacak" buyurmuş. Dilerim gazeteye yanlış aksetmiş olsun. Başbakan yürütülen kampanyadaki kötü niyetin altını çizmişken, sayın Bakan'ın kampanyaya gaz vermesi anlaşılmıyor.

İbadet alanının cezacı bir yaklaşımyla tanzimi toplumda kötü çağrışımlar yapıyor.

Tıpkı bunun gibi TCK 263'te "Gayrı kanuni eğitim" adı altında getirilen düzenleme de Ak Parti'nin vebal hanesinde yerini koruyor ne yazık ki.


24 Ocak 2005
Pazartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED