T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 8 TEMMUZ 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Dücane CÜNDİOĞLU

Bir sansürün 32 yıl boyunca gizli kalmış öyküsü

Cemil Meriç'in "Bu Ülke" adlı eserinin 1974 tarihli ilk baskısında üç kaçıştan söz edilir:

1. İrfan'a kaçış
2. Yunan'a kaçış
3. İran'a kaçış

Bu Ülke'nin daha sonraki baskılarında ise bu kaçışlara iki tane daha eklenir:

4. Mutlak'a kaçış
5. Batı'ya kaçış

Demek ki 32 yıldır "Bu Ülke" okurlarının haberdar olabildiği 5 kaçış var sadece. Oysa Ankara'dan gelen bazı kişiler devreye girmeseydi, bu zikredilenlerin arasında bir kaçış hikâyesi daha okuyacaktık; 32 yıldır farkına bile varmadığımız bambaşka bir kaçış hikâyesi daha...

TURAN'A KAÇIŞ

Evet, Ankara'dan gelenler müdahale etmeselerdi, bizler şimdi Cemil Meriç'in Bu Ülke adlı kitabında Turan'a kaçışın da hikâyesini okuyacaktık. Ne var ki 2004 yılında 29. baskısını 5000 aded olarak yapmış olan "Bu Ülke"de hâlâ Turan'a kaçıştan söz edilmiyor; hem de "Bu Ülke"nin ilk baskısı 180 sayfa iken, 2004 tarihli son baskısı 340 sayfa olmasına rağmen... Yıllar içinde gerçekleşen iştahalı müdahaleler kitabı şişirdikçe şişirmiş, genişlettikçe genişletmiş. Eh normaldir, tabii karşılamak lâzım. Tabii karşılanamayacak husus, onca şişmanlığına karşın "Bu Ülke"nin hâlâ eksik, hâlâ sansürlü basılıyor olması ve nedense hiç kimsenin bir türlü bu eksikliğin farkına varmaması...

Dilerseniz, bu sansür müdahalesinin nasıl gerçekleştiğini bizzat Cemil Meriç'ten dinleyelim:

- "Tanzimat'tan beri bütün nesiller birer kaçış neslidirler. Kimi İran'a, kimi Turan'a, kimi Yunan'a kaçmış. Bu Ülkeye "Turan'a kaçış"ı almadım. Ankara'dan Galip (Erdem) Bey geldi, [Ötüken Yayınevi'nin yöneticisi] Nurhan [Alpay] Bey ile beraber. "Ziya Gökalp bahsini çıkaralım!" dediler. Bir yazar olarak hür değilim. Tâbi [yayıncı], yazara bağlı olmalı, yazar tâbi'e değil."

Cemil Meriç, Turan'a kaçan Ziya Gökalp hakkındaki yazısının Bu Ülkeden çıkarılışına, bir başka vesileyle daha değinmiştir. Şimdi de bu değiniye bir göz atalım:

- "Ziya Gökalp hakkında yazı yazdığım zaman Ankara'dan geldiler, "Çıkar!" dediler. Ben de çıkardım. Yazı [daha önce] çık[mış]tı çünkü. Herkes okudu okuduğu kadar."

Evet, görüldüğü gibi Cemil Meriç bir yazar olarak hür değildi ve ister istemez sansüre boyun eğmek zorunda kalmış, en önemli kitabını gönlünce neşretmenin sevincini yaşayamamıştı. Meriç'in yazgısı bu... daha önce de iki kitabı benzer şekilde yayınevi sahiplerinin müdahalesinden kurtulamamıştı.

Bu Ülke'de "Turan'a kaçış" adıyla yayımlanacakken sansürlenen bu yazının orijinal adı neydi peki? Hemen söyleyelim: "Türkperestlik ve Türkiyat".

Hikâye burada bitmiyor. Bu yazı bir dergide yayımlandıktan sonra o dönemlerin sağcı bir gazetesinde çıkan bir söyleşide kendisine bir itirazda bulunuluyor ve Meriç de hemen kaleminin ucunu sivriltip aynı dergide bir tenkid daha neşrediyor. Bu yazının adı da: "Türkoloji".

Garip olan şu ki bu yazı, tam üç yıl sonra (1978'de), nasılsa Cemil Meriç'in Mağaradakiler adlı kitabına giriyor, ama bu sefer 1980 tarihli ikinci baskısından sessiz sedasız bir biçimde buharlaşıveriyor. Yazarının vefatından 10 yıl sonra (1997'de) üçüncü baskısını yapan bu kitap, 2005 yılında 12. baskısına ulaştığı hâlde, 26 yıl boyunca kimse bu Türkoloji yazısıyla bir daha karşılaşma imkânı bulamıyor.

Sizin anlayacağınız, Meriç'in 1973'de yayımladığı Türkperestlik ve Türkiyat yazısı 1974'de "Bu Ülke"ye sokulmazken, bu yazının devamı sayılabilecek 1975 tarihli Türkoloji yazısı da Mağaradakilerin ilk baskısında kısa bir süreliğine görünmesine rağmen 1980'den itibaren bir daha aslâ ortaya çıkmıyor.

Bu Ülke'ye uygulanan sansürün 32 yıl boyunca gizli kalmış öyküsünü bütün teferruatıyla ve bir dosya halinde, bu hafta çıkan "Tarih ve Düşünce" dergisinin 67. sayısında yazmış bulunuyorum: Cemil Meriç'ten Gökalp'e Ağır Tenkidler: "Ziya Gökalp Ezeli Çıraktır!" (Dileyenler hikâyenin aslını oradan okuyabilirler.)

Belirtmem gerekirse, "Bir Mâbed Bekçisi: Cemil Meriç" yazım "Doğu Batı" dergisinin, "Kronoloji: Aptalların Tarihi/Cemil Meriç'in Düşünce Yıllığı" adlı yazım da "Dergâh"ın son sayısında neşredildi.

Sorduğunuz için söylüyorum: Lütfen kusuruma bakmayınız, ben size bildiğiniz ve beklediğiniz gibi bir 'Meriç' anlatmakla vaktimi ziyan edemem.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi