T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 18 MART 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ali BAYRAMOĞLU

Hilmi Özkök ve sonrası

Türkiye'nin "değişim ve direnç kıskacı"nda seyrettiğini, son dönemlerde bir dizi krizin, "saray kavgası"nın bu çerçevede anlam taşıdığını sık vurguluyoruz.

Bu, bir çok ülkenin daha önce yaşadığı doğal ve anlaşılabilir bir gelişme...

Ne var ki Şemdinli skandalı, Jandarma'nın alan genişletmesi, iddianame krizi, yolsuzluk tartışmaları, çeteleşme eğilimlerinin gösterdiği gibi, "direnç" kimi zaman ciddi biçimde örgütleniyor, derinleşiyor, umutları kırıp, akılları karıştırıyor.

Bununla birlikte "direnç politikaları ve sorunlar", ağır ağır, alttan alta ilerleyen bir "değişimi görmemizi engellememeli"...

Dün gazetelerde bir konuşmadan pasajlar vardı...

Şunlar söylenmişti bu konuşmada:

"Sizlere tavsiyem, hiçbir zaman herhangi bir konuda ileri sürülen bir fikre karşı önyargıyla hareket etmeyiniz. Çok aykırı fikirlerle karşılaşabilirsiniz, hele bu fikirlere 'vatan haini bir düşünce' gibi çok iddialı bir önyargıyla yaklaşırsanız, fikirlerden istifade marjını daha başlangıçta sıfırlamış olursunuz. Asimetri yaratacak fikirlerden ürkmeyiniz. Bazen onlara bakar, yanlış, bazen de çok doğru olduğumuzu anlayabiliriz. Unutmayınız ki, uygarlık karşı fikirlerin çarpışmasıyla gelişmiştir..."

"Liderin önemli bir görevi de kafalarda fikirlerin yeşermesine ortam sağlamasıdır. Çünkü, düşünce yoksa eylem de yoktur. Öncelikle, insanların 'düşünce yapısı', değişimleri algılayacak şekilde hazırlanmalıdır..."

"Amaç, önce beynin içine bakacak, orada olanları sorgulama cesaretine sahip olacak ve gerektiğinde yeni kuramlara uyum sağlayabilecek insanı oluşturmaktır. İçeriye bakmadan dışarıyı şekillendiremezsiniz..."

Bu tür konuşma ve vurgulara bu ülkede sık rastlamayız.

Bu sözler sadece "farklılıkların bir aradalığı ve üretkenliğine işaret eden çoğulcu demokrasi anlayışı"nın değil, aynı zamanda "meşruiyetin iç sorgulamalardan doğduğunu vurgulayan çağdaş demokratlık ruhu"nun üzerine oturuyor...

Evet, yukarıdaki sözler Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün Harp Akademileri Komutanlığı'nda kurmay subaylara yaptığı konuşmadan...

Fikirlerin sahibi komuta katındaki orgeneral olunca, üstelik bu konuşma genç subaylara tasviye niteleğinde yapılınca, üzerinde daha dikkatle durmak gerekiyor.

Zira konuşma "asker-sivil ilişkilerinde demokrasi fikrine gönderme" yapmakla yetinmiyor. Aynı zamanda "askerin ordu bünyesindeki işlevi ve rolü açısından da demokrasi kavramının altını çiziyor."

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin devlet içindeki özerk yerine ilişkin eleştirilerimiz, ordunun asayiş meselelerindeki yöntem ve tavrına yönelik tepkimiz, Türkiye'nin en temel meselesinin hâlâ sivilleşme olduğu yönündeki görüşlerimiz ortada...

Bununla birlikte teslim etmek gerekir ki, Hilmi Özkök Türkiye'nin "demokratikleşme ve sivilleşme süreci"nin en kritik anlarında aldığı tavırlarla, değişime katkısı olan bir askerdir.

Ancak bundan daha önemlisi Genelkurmay Başkanı'nın ordu bünyesinde yeni bir anlayışı temsil ederek önünü açmasıdır.

Nasıl?

Siyasete müdahil bir kurum olarak ordu hemen her zaman kendi içinde gerginlikler, tartışmalar yaşamıştır. Bu tartışmalar ve ayrılıklar genel olarak bugüne kadar ordunun siyasete müdahale biçimi üzerine temellendirilmiştir. Bugün ise bu bölünmelerde "demokrasi fikri" de temel eksenlerden birisini oluşturmaktadır. Demokrasi fikri, siyaset-ordu ilişkileri açısından olduğu kadar, Silahlı Kuvvetler'in kendi iç tanımı ve askerin zihniyeti açısından da devreye girmiş bulunuyor. Hilmi Özkök'ün temsil ettiği ve taşıdığı işte bu gelişmedir...

Umarız önümüzdeki dönemde bu eğilim varlığını ve gücünü devam ettirir. Zira bu eğilimin derinleşmesi Türkiye'yi daha demokratik, orduyu daha güçlü kılacaktır...

Yine umalım Genelkurmay Başkanı, emekliye ayrılmadan, iki gün önce "açık mektup"ta altını çizdiğimiz hukuki ve demokratik gerekleri yerine getirsin, söz eyleme dönüşün.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi