Dünya çapında jenerasyonlar X ,Y ve Z kuşakları olarak adlandırılıyorlar. 1961-1979 doğumlular için X, 1980-1999 için Y ve sonrası doğumlular için Z kuşağı tanımlaması yapılıyor. Kuşaklar arası farklar normal hayatta göze çarptığı gibi asıl iş dünyasında uyum konusunda büyük sorunlar oluşturuyor. Bu dönemde üniversitelerden yeni mezun olan Y kuşağı, çok farklı kişisel özellikler ve düşünce yapısı ile yetişiyor. Bu durumu avantaja çevirebilen şirketler için problem olmasa da, bazı şirketlerde kuşak çatışması yaşanmaması olanaksız gibi görünüyor. Uzun yıllar çok uluslu ve kurumsal şirketlerde yöneticilik yaptıktan sonra eğitim, danışmanlık ve koçluk hizmetleri veren ŞAPKA danışmanlığı kuran Müge Çevik, 'X kuşağı, iş hayatına girdikleri dönemde iş olanakları nispeten kısıtlı olan, iyi eğitime ve yabancı dil bilgisine sahip kişilerin daha az olduğu bir dönemden geliyor. Bu dönem işveren odaklı ve çalışanın kendinden önce şirket menfaatlerini koyduğu bir dönem olarak görülüyor. Ayrıca X kuşağının karakteristik özelliklerinin, belirli çalışma saatleri, çok çalışma, mevcut şartlarla yetinme ve uzun yıllar aynı şirkette çalışarak kendine sağlam bir yer edinme gibi motivasyonlar içerdiği görülüyor. Y kuşağı ise zamanın getirmiş olduğu yenilikler ile yüksek eğitim düzeyi, yabancı dil bilgisi ile donanımlı, çalıştığı şirkete fayda sağlamanın iki yönlü bir ilişki olduğunu düşünen, taleplerini açıkça ifade eden bir kuşak" diyerek durumu gözler önüne seriyor aslında... Tüm bunlardan farklı olan Z kuşağı ise bütün iş hayatı algılarımızı değiştirecek gibi... Zira onlar hızlılar, çabuk tüketiyorlar, oyuncak yerine iPad'le oynamayı tercih ediyorlar.

HIZLI TÜKETEN İNDİGOLAR

İndigo çocuklar ya da kristal çocuklar Z kuşağı 1990'larda doğan çocuklara deniliyor. Yani şimdinin ilkokul ya da lise öğrencileri… Her şeyi hızlı yapan, en belirleyici özelliklerinin 'hız' olduğunu söyleyen Çevik, bu çocukların çok hızlı bir dünyaya doğduklarından dolayı hızlı konuştuklarını, hızlı öğrendiklerini hatta bazı bilgileri bilerek dünyaya geldiklerini belirtiyor. Çevik, 'Sanki onların zamanı yok, sanki hep bir şeye yetişmek ve yetiştirmek zorundalar. Bir sorumluluk ve beklenti ile doğuyorlar. Hayatları tüketim üzerine kurulu' diyor. Hızlı yaşamlarına rağmen bir şeye adapte olmalarının o kadar çabuk olmadığının altını çizen Çevik, sanal âlemde çok fazla olmalarının en büyük etken olduğunu düşünüyor ve şunları ekliyor: "Bu çocukların IQ'ları yüksek ama sosyalleşmeleri az. Ne tek başlarına kalabiliyorlar ne de çok fazla sosyalleşmeyi seviyorlar. Özgüvenleri oldukça yüksek. Takım oyununa çok uygun olmayan hatta kendine dönük bir kuşak. "

HEMEN MÜDÜR OLMAK İSTİYORLAR

Kuşaklar arası farkın fazlaca hissedilmeye başladığı dönemlerin çocukları olan Y kuşağı şimdinin üniversite öğrencileri... Henüz iş hayatına yeni yeni girmeye başlayanların da önümüzdeki dönemde iş hayatının dinamiklerini değiştirmeye aday olduklarını ifade eden Çevik Y Kuşağı hakkında şöyle konuşuyor: 'İş hayatında çok ciddi zorlanıyorlar. Bireyseller. Y Kuşağı iyi bir hayat istiyor, bunun için de öyle çok uzun beklemeye niyetleri yok. Biraz konuşursanız üniversiteden mezun olunca 'müdür' pozisyonu, en geç 30'unda üst düzey yöneticilik ve iyi bir maaş bekliyorlar. Ancak, diğer taraftan da bütün dünyada her gün on binlerce yeni mezun yetişiyor. İyi üniversitelerde eğitim almış gençleri bulmak zor değil. Hatta üniversite yıllarında tecrübe kazanmış pek çok genç bulunabiliyor.'

Y KUŞAĞI UYUMSUZ BULUNUYOR

Her gün binlerce yeni mezun, kıyasıya rekabet, kıt kaynakların daha çok kişi tarafından kullanılması dönemi yaşanırken, şirketler Y kuşağını uyumsuz bulabiliyor. Bugün 40'lı yaşlardaki X kuşağı, sabırla ve çalışkanlıkla yıllar içinde bir şeyler yapması gerektiğine inanırken, Y kuşağının böyle bir vakti ve sabrı yok. Kuşak çatışması da işte tam da bu noktada oluşuyor diyen Çevik bu iki çalışan grubunun çalışma ritimleri, tercih ettikleri saatler ve motivasyon mekanizmalarının farklı olduğunu belirtiyor. Y kuşağının şirket dengelerini nasıl etkileyeceği üzerine Çevik sözlerine şöyle devam ediyor: 'Bir şeyleri çağa uydurmak adına, hoyratça eleştiride bulunan Y kuşağı, kendisi için de tehdit oluşturmakta. Bu noktada şirketlerin asıl konusu Y kuşağının hızına yetişmek değil, mevcut eski çalışanlar ile yenileri uyumlamak ve takım halinde çalıştırmak. Özetle, asıl konuşulması gereken Y kuşağı ve bunların nasıl yönetileceği değil, şirketlerin yeni ekonomik düzene nasıl uyum sağlamayı hedefledikleri ve insan kaynağı yönetimini stratejilerinin neresinde kullanmak istedikleridir. Y kuşağının dikkat etmesi gereken en temel faktör ise; gelişim fırsatları, yeniliklere açıklık, hızlı kariyer imkânından ziyade, kendi inanç ve değerlerinin çalıştıkları şirketinkiler ile örtüşüp örtüşmediği olmalıdır. Çünkü bu kuşak dönüşümü sağlayacak olan kuşaktır.'

Pakistanlı Sümeyye Kerim Y kuşağının başarılı temsilcilerinden

YAZILIMCI YA DA TASARIMCI

Şirketler ne sadece eski tecrübeli çalışanları ile devam edebiliyor ne de tamamen genç kuşağa kayabiliyor. Şirketlerin artık bu kuşağa adapte olması gerektiğini vurgulayan Çevik, "Bu dönemdeki tüketiciye hizmet verebilmek için şirketlerin de bu yeni düzene geçmeleri gerekiyor. Teknoloji çok çabuk ilerliyor ve hayatımıza çok çabuk giriyor. Bu hıza rağmen dönüşmemek mümkün mü? Hiç değil. Hele tüketicinin buna hiç tahammülü yok. Tabii şirketler hantal yapılar, değişim kolay olmuyor. Üç beş yılı bulabiliyor. Bu çocukları arabanın ön tekerleği olarak değerlendirmek lazım. Masa başı işlerde pek çalışamazlar. Daha çok yazılımcı, tasarımcı ya da kreatif işlerde başarılı olabilirler. Şirketlerin kendileri yararına olabilecek Y kuşağı çalışanlarını çekmek için sağladıkları maddi olanaklar, yan haklar ve esnek çalışma modellerinin yanı sıra çalışanın kişisel gelişimine katkı sağlamaları ve bireysel başarı ile girişimciliği desteklemeleri şart.

İş hayatı kadını asosyalleştiriyor

Müge Çevik Ankara siyasal bilgiler ve uluslararası ilişkiler bölümünden mezun. Yurtdışında işletme masterı yapmış. 45 yaşına geldiğinde kendisini bir yönetici olarak görmek istemediğini anlayınca, koçluk ve psikoloji eğitimi almış. İş hayatındaki kuşakların farklılıkları ve iş hayatına entegrasyonları üzerine de çalışan Çevik, insanların birçok kimliği olduğunu dile getiriyor. 'Anne kimliğiyle iş kimliği çatışıyorsa orada sorun oluşur" diyor ve ekliyor: ' İşi önceliğine taşıyan ve hayatını tümünü işi çevresinde kurgulayan insanlar genelde mutsuzlar. Çünkü iş hayatı bütünün sadece bir parçası. Hele ki kadınlarda muhakkak bir tercih gerekiyor. Hem çocuk hem de çalışayım kariyer yapayım diyen anneler arafta kalıyor. Ne çocuğa yetebiliyor ne de işte çalışabiliyorlar. Çoğunlukla çalışma hayatı kadını asosyalleştiriyor. Mutluluğu nerede aradığınızı iyi tanımlamak gerekiyor. İş hayatı bir alışveriş, kişiyi ancak memnun edebilir mutlu edemez. Aldığınız bir kazak da sizi memnun eder, sonra bir başkasını almak için arayış başlar. Mutluluk şükretmektir. Bu da sahip olduğun olamadığın her şeyin farkında olmakla olur.'

X KUŞAĞI KİMLER?

- X Kuşağı 1965-1979 yılları arasında doğan jenerasyona verilen isim

- Dünyanın petrol krizini, Türkiye'nin ise sağ-sol çatışmalarını yaşadığı yıllar.

- En yaşlısı 44, en genci 30 yaşında.

- X kuşağının ilk büyük devlet lideri 2008 yılı seçimleri ile Beyaz Saray'ı devralan 1961 doğumlu Barack Obama oldu.

- Sadakat duyguları duruma göre değişir, daha iyi kariyer imkânları ararlar, çoğu (teknolojik devrime denk geldiklerinden) teknolojiyi kerhen, zorunluluktan kullanmaya başladılar.

- Dünyaya gözlerini, merdaneli çamaşır makinesi, transistorlu radyo, bantlı teyp ve pikapla açtılar.

- Toplumsal sorunlara duyarlılar, iş motivasyonları yüksek, otoriteye saygılı ve kanaatkârlar.

- Kadınların iş gücüne katılmaya başladığı dönem...

- Özellikle gözlerini Özal'lı yıllarda açan bu kuşak paraya daha fazla odaklandılar ve bireycilik önem kazandı.

İngiltere Başbakanı David Cameron ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'da X kuşağının temsilcileri

Y KUŞAĞI KİMLER?

- 1980-1999 yılları arasında doğan çocuklar, en yaşlısı 29, en genci 10 yaşında.

- Türkiye'de yaşayan 71.517.100 kişinin yüzde 25'i bu kuşaktan

- Internet ve çok kanallı televizyon ile birlikte büyüdüler.

- Mobil ya da yüz yüze görüşme haricinde sanal görüşmeyi de tercih edebiliyorlar

- ABD'de 55 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre bu kuşağın yüzde 97'si cep telefonu kullanıyor, yüzde 20'si YouTube'u günde birkaç kere ziyaret ediyor.

- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 20-24 yaş arasında ortalama 7 milyon kişi var.

- Yokluk bilgileri yok, sabırsızlar

- Bireysel yaklaşım ağırlıklı karar mekanizmasına sahipler

- Kendine güven duyguları yüksek.

- Sadakat duyguları zayıf.

- Kariyer ve gelişimleri için her türlü talepte bulunmaktan çekinmiyorlar, hızla iş değiştirebiliyorlar, bunu gayet normal ve sağlıklı bir hareket olarak görüyorlar.

- Para için çalışmak istemiyorlar, kendi işlerini yapmayı özgürleşmenin bir adımı olarak benimsiyorlar.

- Hemen yönetici olmak istiyorlar.

- Çok kanallı TV ile büyüdüler. İnterneti tanıyıp hemen adapte oldular.

- Danışmanlık, finans ve bilişim sektörlerinde çalışmayı tercih ediyorlar.

- Uzun süreli sadakat göstermeyen bir yapıya sahipler.

- X kuşağından en büyük farkları hangi şirkette çalıştıkları değil, şirketin sağladığı imkânlar önemli.

- İşverenden beklentileri oldukça yüksek. Kolay kolay tatmin olmuyorlar.

- Eğitim ve öğrenmenin sürekli olması gerektiğine inanıyorlar ve şirket içi eğitimleri önemsiyorlar.

- Sorumluluk almaya çok hevesliler ve hemen kendilerini ispat etmek istiyorlar.

- Kendilerini ve tercihlerini rahatlıkla ortaya koyabiliyorlar. Çekingen değiller. Daha girişimciler.

- Rahatlarına düşkünler. Çalışmayı ve sosyalleşmeyi pek sevmiyorlar. Kendi dünyaları var.

- Direkt emir almaktan ve ast olmaktan pek hoşlanmıyorlar. Onların istediği daha demokratik bir yönetici, daha anlayışlı, değişimden yana, kolay ilişki kurulan bir patron.

- Yüksek otorite karşısında çok rahatsız oluyorlar.

- Kendi fikirlerine çok önem veriyorlar ve fikirlerinin mutlak sorulmasını istiyorlar.

- İleriye dönük olarak eski kuşaklara göre daha hırslılar, çok çabuk yükselmek istiyorlar.