Sivil toplum konusunda aile geleneğini sürdüren Pınar Eczacıbaşı Genç Yönetici İşadamları Derneği'nin (GYİAD) ilk kadın başkanı. Vedat Eczacıbaşı'nın kızı ve Bülent Eczacıbaşı ile kardeş çocukları. Çalışkan, konuşkan ve kahkahası içten bir iş kadını. Konumuna uygun olmayacak kadar da güzel. Eğitimin ise en önemli şey olduğunu düşünüyor.

Eczacıbaşı Ailesi'nde çoğunluk kimyacı. Siz bankacısınız ama Amerika'da kimya okumuşsunuz. Bu alanda niye çalışmadınız?

Türkiye'ye dönünce Eczacıbaşı'nın ilaç bölümünde staj yaptım. Sonra Boğaziçi Üniversitesi işletme bölümünde master yaptım ve bankacılık sektörüne geçtim. Aslında ben kendimi bildim bileli bankacıyım. 2001 sonundan itibaren de fon yönetimi ile ilgileniyorum. Schroders grubunun bireysel portföy yöneticiliği konusundaki temsilciliğini yönetiyorum. Eczacıbaşı ailesi sivil toplum faaliyetleriyle tanınıyor. Siz de böyle bir kurumun GYİAD'ın ilk kadın başkanısınız. Pınar Eczacıbaşı'nın dünya görüşü nedir?

Ah evet genlerimizde var galiba. Ben, liberalim. Biraz sosyalist yanım da var. Açık görüşlü, yüzü batıya dönük yetiştirilme tarzım dolayısıyla çağdaş bir Türkiye düşü kuruyorum. Yani genel anlamda liberal düşünceli ve çağdaş biriyim ve bunu yansıtabileceğim bir yerdeyim. İlla ki milletvekili olmam gerekmiyor. Bu konumumla nasıl daha yararlı olabileceğimi düşünüyorum. Milletvekili olarak da bunu düşünecektim eğer meclise girseydim. Ancak sivil toplum örgütleri de hizmet üretilebilecek yerler.

YATIRIMI GENÇLERE YAPTIK

Bugünkü ekonomik gidişatı nasıl görüyorsunuz?

Türkiye son 5 - 6 senedir enflasyonla savaşma ve belirli bir büyüme rakamını yakalama anlamında bir trendi yakaladı. Bir takım taşların yerine oturtulduğunu görüyoruz. Finans sektöründe özellikle zayıfların ayıklandığı, daha kuvvetli, sermayesi yüksek bankaların ayakta kaldığı, nitekim bunların da yabancı sermayeyi Türkiye'ye çektiği malum. Enflasyon rakamları iyi ama istikrar çok önemli. Ancak halen yapılamayan bir vergi reformu var, tam anlamıyla çözülemeyen sosyal güvenlik sorunu, işsizlik ve istihdam sorunları mevcut. Mevcut cari açığımız, Demokles'in kılıcı gibi her dakika başımızda bekliyor. Bütün bunlar, Türkiye'deki sorunların çok temelden çözülmesi gerektiğini gösteriyor.

Son seçimlerde DP'den aday olmuştunuz.

Ben görüşüme yakın bir partiden gelen teklifi değerlendirdim. Ama orada beni asıl motive eden şey ANAP ve DYP'nin birleşmesiydi. Ne yazık ki başka unsurlar vardı, zaman dardı ve olamadı. Ama çok iyi bir projeydi. Ben bu işi rol model olarak yaptım. İş dünyasındaki kadınların politikaya daha sıcak bakması gerekiyor.

Kadınlar politikaya neden girmeli?

Nüfusun yarıdan fazlası kadın. Türkiye'deki kadınların da çok problemi var ama TBMM bunu yansıtmıyor. Bir defa meclis toplumun aynası olmak durumunda. Ama meclisteki kadın milletvekili sayısı çok az. İş dünyasındaki kadınların tecrübelerinin mecliste faydalı olacağını düşünüyorum. Ev kadını olmak önemli ama iş dünyasında yoğrulmuş bir kadının başarılı olduğunu görüyorum. Çok başarılı kadınlarımız var, niye bu tecrübelerini meclise yansıtamasınlar?

GYİAD'da politikaya atılmanızı nasıl karşıladılar?

Destekleyenler pozitif baktı, ama tarafsız olmam adına görüş bildirenler de oldu, o zaman da görevimi geçici olarak başkan yardımcısı arkadaşıma devrettim.

GYİAD'ın şu anki projeleri neler?

'Altın bilezikler' diye bir projemiz var! Yani kolunda altın bileziğiyle mezun olan insanlar. Kendi işini kurmak isteyen kişilere, girişimcilik eğitimleri vermeye devam edeceğiz. Biz bir rapor hazırlıyoruz bu konuda, bu raporu Milli Eğitim Bakanlığı'na sunacağız. Neden mesleki eğitim? Nasıl ele alınmalı, neler yapılmalı, nasıl teşvik edilmeli? Yani üniversiteye giden öğrenci askerlikten muaf tutuluyorsa, mesleki liseler de muaf tutulmalı. Bunun sanayinin de ihtiyacını karşılayacağını düşünüyorum. Türkiye'de işsizlik var derken, Kayseri Sanayi Odası başkanı dedi ki , 'biz burada gazetelere günlerce ilan veriyoruz, tornada, tezgahta çalışacak adam arıyoruz, bir tane başvuran çıkmıyor! Şimdi bu, Türkiye'de işsizlik yok demek mi? Hayır tabii, o işe talep yok! Çünkü siz bir sürü mühendis yetiştiriyorsunuz. Bunlar sanayiye pahalı elemanlar. Sanayinin pahalı elemana ihtiyacı yok!

SERMAYEYE FİKİR GEREK

Almanya gibi yani?

Aynen öyle! Almanya bunun en güzel örneği. Almanya'nın 2. Dünya savaşından sonra nasıl mucize yarattığı konuşulur hep. Eğitim sistemi! Türkiye'de meslek okulu seferberliği yapılmalı! Bizde iş dünyasıyla, akademik dünya öyle uzak ki. Almanya'da öğrenciler üç gün okula gidiyor, iki gün bir iş yerinde çalışıyor. O öğrenci okuldan çıktığında bir süre şeye hazırlanmış oluyor zaten. İkincisi, işsizliğin çözümünde en büyük eksiklerden biri, yaratıcılığın kullanılmaması. Dedik ki, yaratıcı güç varsa, biz de sermaye yardımı yapacağız, mikro kredi vereceğiz. Kemal Derviş'in başında olduğu UNDP ve TEB den destek alıyoruz. GYİAD onlara danışmanlık hizmeti veriyor. Bilkent Üniversitesi'nde, teşvik etmek amaçlı, 'Fikrini bul, işini kur' yarışmasını başlattık.Öğrenciler bir fikirle geliyor. Akbank, bu yarışmaya sponsor oldu. Birinci, ikinci, üçüncüye belirli bir miktar para ödenerek işini kurması sağlanacak.

Mecliste olsaydınız, neyi yönetmek isterdiniz?

Eğitim tabii. Bir de, kültürel varlıklarımızın heba edilmesi beni çok üzüyor.

Kültür merakı sizin ailede var galiba?

(Kahkahayla) Evet galiba öyle. Bu da genlerimizde var.

İş dışında ne gibi aktiviteleriniz var?

Yoğun bir sosyal hayatım var. GYİAD'dan dolayı katıldığım seminerler, konferanslar oluyor. İş dışında spora vakit ayırmaya çalışıyorum, güncel sinemaları ve klasik müzik konserlerini takip etmeye çalışıyorum. Arada mutlaka seyahat etmeye çalışıyorum. Özellikle spa merkezlerini seviyorum hem sağlık hem dinlenme açısından çok hoşuma gidiyor. Hafta sonu Sapanca gibi bu konuda başarılı ve İstanbul'a yakın yerlere gidiyorum. Şimdi kayak mevsimi hafta sonu Uludağ çok kafamı dağıtıyor. Yılda bir kez yurtdışında bir kayak merkezine gidiyorum. Yemek yapma konusunda çok başarılı değilim ama kurslara gittim özellikle yeni gurme yemekleri yapmayı deniyorum. Son zamanlarda futbol maçlarına da gider oldum. Beşiktaşlıyım ama Galatasaray'a sempatim var.

Bir gün nasıl geçiyor?

Sabah erken başlıyor. Evde önce yoga yapıp (10-15 dakika) daha sonra işimin başında oluyorum. Özel bankacılık yaptığım için sık sık müşteri ziyaretlerim oluyor. Günümün birkaç saati GYİAD ile ilgili işlerle geçiyor. Akşam mutlaka spor salonuna gidiyorum. Daha sonra arkadaşlarımla bir programım yoksa genelde evde güncel ve kendi konumla ilgili okuyorum ya da TV izliyorum. Gece 12 gibi uyumaya çalışıyorum.

Güvendiğiniz dostlarınız var mı?

Az sayıda dostum var. Çocukluğumdan beri arkadaşlarım olan dostlarım ama sayıları 2-3'ü geçmez. Kolay sır paylaşan biri değilim bu dostlarım bana yetiyor.

Çok aceleciyim

İş dışında neyle ilgileniyorsunuz?

Kayak, su kayağı ve binebildiğim ölçüde at, sanatsal film seyretmek (ist festivali vasıtasıyla görebiliyorum) seyahat etmek ve yöresel yemekleri denemek. İtalya'da eski küçük kasabaları çok gezdim. Siena'yı, Toskana bölgesini ve yemeklerini çok seviyorum. Taverna kültürünü ve müziğini severim. Uzakdoğu yemeklerini severim. Japon yemekleri gittikçe daha çok ilgimi çekiyor. Bizim kültürümüze uzak kültürleri tanımak, insanlarla haşır neşir olmak hoşuma gidiyor. İşim gereği hep yurtdışı işlerle alakalı çalıştığım için ve öğrenim sürecim de Amerika'da geçtiği için yabancılarla zorlanmıyorum. Hayvanlara bayılıyorum. Evde bir kedim var çocukluğumda da hep köpeğim ve kedilerim oldu. Modayı takip etmeyi ve alışverişi severim her kadın gibi.

Nasıl birisiniz? Sakin mi, sinirli mi, esnek mi, aceleci mi?

Mükemmelliyetçi bir tarafım var. O yüzden istediğim gibi gitmeyen işlerde sinirli olabiliyorum. Şu aralar sigarayı bırakmaya çalışıyorum o da sinirli yapabiliyor. Sigarayla yıllardır bir barışık bir dargın ilişkimiz var. Sonuç odaklı düşünürüm. O yüzden aceleci bir tavrım var iş hayatında.

Hiç evlendiniz mi?

Hayır (gülümsüyor)

Peki evde yemek yapar mısınız?

Ufak tefek şeyler yaparım ama öyle çok teferruatlı şeyler değil.

Peki el işleriyle aranız nasıl?

(Kahkaha atıyor). Hiç yapmadım, ilgim olmadı. (Pek emin olmayan bir ifadeyle) galiba evin biraz haşarı çocuğuydum.