Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Tutukluluk süresi daha önce biliyorsunuz 10 yıldan 7,5 yıla indirilmişti. Biz dün yaptığımız bu çalışmayla, bunu 5 yıla indirme kararı verdik ve şimdi bunu 5 yıla indiriyoruz. Meclis'ten de bunun çıkmasıyla, öyle zannediyorum ki; herhalde yüzlerce, binlerce insan bundan istifade edecek" dedi.

Erdoğan, Almanya'ya gerçekleştireceği çalışma ziyareti öncesi Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını cevapladı.

Bir basın mensubunun, "Gazetelerde yer alan bir habere göre, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile geçen hafta bir görüşme gerçekleştirdiğiniz ve Bayraktar'ın istifadan vazgeçtiği, yerel seçimlerde Trabzon'da çalışmalar yapacağı söylendi. Böyle bir görüşme gerçekleşti mi?" sorusu üzerine Erdoğan, "Görüşme yaptım ama benim ikna etme gibi bir gayretim söz konusu değil. Erdoğan bey ikna edilecek bir kardeşimiz değil ki" dedi.

Bayraktar ile 20-25 yıllık bir geçmişleri olduğunu belirten Erdoğan, geçmişte beraber nereden nereye, nasıl yürüdüklerinin belli olduğunu, Bayraktar'ın kullanmış olduğu yanlış ifadeyi kendisinin düzeltmesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan, "Onun için de ikna gayreti içerisine girmem gerekmez. Onun buradan nadim, pişman olması lazım" ifadelerini kullandı.

"Dün Dolmabahçe'de Demokratikleşme Paketi konusunda bir görüşmeniz vardı. Paketin içeriğine ilişkin bir değerlendirme alabilir miyiz?" sorusuna cevaben Erdoğan, dün paketle ilgili yaptıkları çalışmayı derinlemesine ele aldıklarını dile getirdi.

Erdoğan, daha önce yaptıkları çalışmanın idari boyutuyla çözüldüğünü, halledildiğini, bu konuda adımları attıklarını kaydederek, yasal sürece yönelik bunu parlamentoya gönderdiklerini aktardı.

Bunların yanı sıra 3 paketleri daha olduğunu bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunlardan bir tanesi Adalet Bakanlığı ile alakalı. Bir diğeri İçişleri Bakanlığı ile bir diğeri de şeffaflaşmayla alakalı. Biz bu süreçte büyük ihtimalle Adalet ve İçişleri ile ilgili olanları yetiştirmenin gayreti içerisinde bulunacağız. Biliyorsunuz Özel Yetkili Mahkemeleri süratle kaldırmanın gayreti içerisindeyiz. Onu bu arada kaldırmak için yoğun bir çalışmayı gerçekleştireceğiz. TMK ile alakalı olarak orada yeni bir düzenlemeye gidiyoruz. Bunları Ceza Kanunu kapsamı içerisine alacağız. Burada öyle zannediyorum ki; en hayati, önemli olan şu olacaktır. Tutukluluk süresi daha önce biliyorsunuz 10 yıldan 7,5 yıla indirilmişti. Biz dün yaptığımız bu çalışmayla bunu 5 yıla indirme kararı verdik ve şimdi bunu 5 yıla indiriyoruz. Meclis'ten de bunun çıkmasıyla, öyle zannediyorum ki; herhalde yüzlerce, binlerce insan bundan istifade edecek."

"Gerekirse adli kolluk kurumu oluştururuz"

Erdoğan, bu arada önemli olan bir adımın da adli kolluk meselesi olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

"Adli kollukta artık herhangi bir savcı istediği gibi ki yaptıkları zaten kanunsuzdu. Yani, 'sen sen sen' emniyetten bazı polisleri toplayıp bunları hemen adli kolluk gibi görevlendirip, 'Hadi git şurayı bas, şunları topla gel'... Böyle bir şey olamaz. Hiçbir üstün astından haberi yok. Ne emniyet müdürünün, ne valinin haberi var. Kalkıp bu tür adımların atılması şimdi ortadan kalkıyor. Bunun için bir geçiş süreci var. Bu geçiş sürecinde bir defa bu iş, valinin emir-komutasında olacak veya emniyet müdürünün emir komutasında olacak. Yani yazılı olarak oraya gönderilecek ve oradan bu iş yönetilecek. Valinin, emniyet müdürünün haberi olmadan adli kolluk görevi asla verilemez. Böyle bir şey yapılamaz. Kaldı ki dünyanın birçok yerinde zaten adli kolluk müessesi de yok. Böyle bir şey yok. Oluşturulur. Şimdi biz Avrupa Birliği'nin de böyle bir talebi sebebiyle şöyle bir çalışmayı da düşündük. Dedik ki; 'Adli kolluk gerekirse kurumu oluştururuz.' Yani bir Adli Kolluk Kurumu kurarız, bu İçişleri Bakanlığı'na veya tamamıyla Adalet Bakanlığı'na bağlı olur ve bunun bir başı olur. Bunun görevi sadece adli kolluktur. Başka hiçbir şeyle de ilgili olmaz. 81 vilayetin bu tür bir adli kolluğu olabilir. Bunun üzerinde arkadaşlarımızla bir çalışma yaptık. Bu çalışma olgunlaştırılacak. Eğer buna karar verirsek bununla ilgili bir personel alımı yapacağız ve bu geçiş sürecinin arkasından da ona bir yürürlük tarihi vereceğiz. Daha sonra da onu inşallah devreye sokmuş olacağız."

İran ziyareti dönüşünde ekonomide A, B, C paketleri ve bu kapsamda alışılmadık bazı önlemler alınabileceğini söylediği hatırlatılarak sorulan bir soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Türkiye-İran arasındaki süreçte önlemler diye bir şey söz konusu değil, sadece İran'a yönelik yaptırımlar söz konusu. Bu yaptırımlar içerisinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi mensubu ülkelerin bazılarının bunları rahatlıkla aştığını görüyoruz ama bazı ülkeler için ise çok farklı, değişik yollarla engellenebiliyor. 2012 dış ticaret hacmine baktığımız zaman İran'la aramızdaki dış ticaret hacmimiz, 21,5 milyar dolara ulaşmıştır. Fakat 2013'te yüzde 35 gerilemeyle, yaptırımlar sebebiyle çok ciddi bir düşüşle, 13,5 milyar dolar gibi bir seviyeye geriledi. Türkiye-İran olarak siyasi irademiz, 2015 sonu itibariyle bu rakamı 30 milyar dolara çıkarmak. Bu ziyaretimde, bu iradeyi gerek Sayın Ruhani ile yaptığımız görüşmede, gerek Sayın Başbakanla yaptığımız görüşmede çok açık, net gördük. Yaptığımız 4 anlaşmada da bunu teyit eden yaklaşımlar söz konusu.

Bizim gerek şu anda Türkiye-İran arasındaki petrol ithali, gerekse doğalgaz ithalimiz ve bunun yanında da tabii doğalgaz ve petroldeki yeni fiyat ayarlamaları hususunda, enerji bakanlarımız görüşmelerini çalışmalarını yapacak. Buralarda eğer bir anlaşmaya varılması halinde, inanıyoruz ki bu ticaret hacmimiz süratle daha da artabilecektir. Bunun yanında çok farklı bizim onlara verebileceğimiz ürünlerimiz var. Bu ürünlerle ilgili vergiler noktasında arkadaşlarımız karşılıklı olarak, özellikle ekonomi bakanlarımız çalışmalarını yaptılar. Vergilerde karşılıklı bazı indirimlere gitmek suretiyle yani kazan-kazan esasına dayalı olarak, o zaman bizim ihracatımızda ve ithalatımızda tabii ki bu kalemlerin sayısı daha da artacaktır. İnanıyorum ki şu anda arkadaşlarımızın gerek Karma Ekonomik Komisyon başkanlarımız gerekse Tercihli Ticaret Anlaşması'nı imzaladığımız için tabii burada ciddi bir sıçrama başlayacak. Serbest ticaret bölgeleriyle ilgili ayrıca bir adım atma kararını verdik. Bunlar aramızdaki ilişkileri inanıyorum ki çok çok olumlu istikamette etkileyecektir."

Erdoğan gazetecinin, "Alışılmadık önlemler, Türkiye ekonomisine ilişkin algılandı" şeklindeki ifadesi üzerine, "Bunlar yanlış anlaşıldı" dedi.

Paralel yapılanmaya yönelik soruşturma

Başbakan Erdoğan, İçişleri Bakanlığı'nın "paralel devlet örgütlenmesine dair bir soruşturma başlattığı" iddiaları konusunda bir soruya, şu yanıtı verdi:

"Paralel yapılanmaya yönelik soruşturma denilince... Burada da tabii ki sadece İçişleri Bakanlığımızın değil, tüm istihbari çalışmalarımızın bundan sonraki hassasiyeti, mevcut eksikliklerin giderilmesi suretiyle, bu yöne çok daha farklı bir şekilde eğilmek. Çünkü devletin içerisindeki böyle bir yapılanma, bizim bir beka meselemiz haline gelmiştir. Dolayısıyla buna da bizim fırsat vermemiz mümkün değildir. Gereği neyse bunları da yapacağız."

"Meydanlar 30 Mart'ın dilini konuşacaklar"

Habertürk gazetesi muhabirinin, bugün Zaman gazetesinde yayımlanan anket sonuçlarına ilişkin değerlendirmesini sorması üzerine, Erdoğan şunları söyledi;

"Bunu değerlendirmeme aslında pek gerek yok da sen inanıyor musun buna? Senin mensubu olduğun gazete dün başka bir anket yayımlamıştı. Şimdi bugün bunlar başka bir anket yayımlıyor. Hangisine inanalım, seninkine mi inanalım, ona mı inanalım? Bizim yaptırdığımız anketler var, bunlara mı inanalım? Bunların dışında yapılmış anketler var. Ben size şimdi okuyayım. Bakalım buna ne diyeceksiniz ve aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu görüp... Konda herhalde benim şirketim değil, hepiniz biliyorsunuz. Konda'nın Ocak ayı anketini söylüyorum: AK Parti 47,7, CHP 28,5, MHP 14,4, BDP 5,9.

Sen bana şimdi bir anket okudun, ben de diyorum ki senin kendi mensubu olduğun gazete dün bir anket yayımladı. Onunla da uzaktan yakından alakası yok. İşte bu anketin adı paralel yapı firmasının anketidir. Bunlar duymaz, uydururlar. Dert başka... Bunlar kendilerine göre bu ülkede bir irade oluşturabileceklerini zannediyorlar ama oluşturamayacaklar. Bunun en büyük sadası meydanlardır. Dünyanın değişik bir ucundan durup da Türkiye yönetilmez. Çıkarsın, gelirsin ülkende ne yapacaksan bunu burada yaparsın. Şu anda bu hafta bugün Almanya seyahatim var ve Cuma günü Soçi'de kış olimpiyatları var, oraya gideceğiz ve ondan sonra tamamen arazideyiz, meydanlar 30 Mart'ın dilin konuşacaklar.

O tür palavraları anketleri filan bu millet yutmuyor. Her ay 4 tane anketi var bizim partinin. Bu 4 tane ankette biz hemen karşılıklı olarak bunları çaprazlama yaparız ve adımlarımızı da buna göre atarız. Buralara biz bugüne kadar hep böyle geldik. Nerede eksiğimiz var, ne yapmamız gerek, neyi düzelmemiz gerek, bunların hepsi. Biz, hayali projelerle de konuşmuyoruz, yaptıklarımızla konuşuyoruz. Eser ortadadır, bütün bu eser, Türkiye'dir. Bugüne kadar yaptıklarımızla da milletimiz bize istikamet vermiş, biz o istikamette yürüdük. Milletimiz de bunun için bize 2002 Kasımı'ndan bugüne hep sahip çıktı, trendimizi de hep yüksek tuttu."

Kayseri'de bugün görülmeye başlayan, üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın, Eskişehir'deki Gezi Parkı eylemleri sırasında darp edilerek hayatını kaybetmesine ilişkin dava konusundaki bir soru üzerine Erdoğan, "Yargı süreci. Yargı süreciyle ilgili söyleyecek herhangi bir sözüm yok" dedi.

NTV muhabirinin, 'Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun, ofisinize konulan böcekle ilgili medyada yer alan raporunun ayrıntıları medyada yer aldı. 'Başbakanlık koruma ekibinden alt düzeyli bir yöneticinin yerleştirildiğine inanılıyor' diye bir ibare var. Bu konuyla ilgili gelişmeler nedir, kimdir bu kişi?' sorusuna karşılık Erdoğan, 'Şimdi sevgili kardeşim, vallahi sen ayrıntıları öğrenmişsin. Ben bu ayrıntıları bilmiyorum. Yani bu ayrıntılardan beni de bir bilgilendirirsen bundan çok da mutlu olurum. Şimdi Başbakanlık Teftiş Kurulu gizlilik, çok gizlilik kaydıyla Ankara Başsavcılığı'na bunu gönderiyor ve şimdi bundan sizin haberiniz oluyor. İşte paralel devlet bu, paralel yapılanma bu. Anlatabiliyor muyum ? Yani bu ülkede hala paralel devlet yok diyenler başını şöyle bir iki elinin altına alsın da düşünsün. Buna paralel devlet mi dersin, paralel yapı mı dersin işte bu' ifadesini kullandı.

"Çok gizlilik" kaydıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun, Ankara Başsavcılığına aylardır hazırladığı dosyadan en ufak bir şey sızmadığını, çıkmadığını belirten Erdoğan, 'Bu, şimdi ortaya çıkıyor, nasıl bir şey bu? Bakın, benim haberim yok ama sizin haberiniz var. Fakat açıklamıyorsun, hadi açıkla' diye konuştu.