Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın 162 sayfalık iddianamesini Yeni Şafak ele geçirdi. Yalçınkaya'nın iddianamesinde İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy'un 'Safahat' isimli kitabını dağıtmak bile suç olarak gösteriliyor. İddianamede milletvekillerinin Anayasal görevleri olarak kanun teklifi vermeleri kapatma gerekçisi olarak gösteriliyor.
HABER YALAN BELGE SAHTE
Gazetelerin attığı manşetlerden yararlanan Başsavcı, yalan olduğu ortya çıkan ve sahte bir belgeyle hazırlandığı anlaşılan bir haberi iddianameye ilave etti.
KAYNAK VURAL SAVAŞ
Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül'ün kapatılan Refah ve Fazilet partilerinden daha fazla üniversitede başörtüsü özgürlüğünü savunduğunu iddia eden Savaş, bu durumda AK Parti'ye kapatma davası açmayan bir Yargıtay Başsavcısı'nın görevi kötüye kullanma suçu işlemiş olacağını öne sürdü.
Kendisinden önce bu görevde bulunan Sabih Kanadğlu ile Vural Savaş, başvuruyu haklı görürken, Anayasa hukukçusu Süheyl Batum ile İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, başsavcıya destek verdi.
Velev ki kapattın
Başsavcı Yalçınkaya'nın açtığı kapatma davasına halk sanal ortamdaki haber portallarından katıldı. Aralarında Yeni Şafak, Hürriyet, Milliyet, NTVMSNBC, CNNTÜRK'ün haber portallarına gelen okuyucu tepkilerinde kapatma girişimi bir skandal olarak değerlendirildi. İşte gelen tepkilerden bazıları:
AK Parti'nin kapanınca laik olmayan başka parti kurulmasını engellemek için AKP üyelerinin yanı sıra ona oy verenlere de siyasi yasak koymak lazım. Peki kimler oy verdi?
Sayın savcıya sözüm: "Türkiye Cumhuriyeti'nin tek koruyucusu siz değilsiniz ve cumhuriyet halk tarafından korunur."
Ordu diktatörlüğü bitti sıra yargı diktatörlüğünde. Her ne şekilde olursa olsun egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacaktır.
Artık AKP kapanınca bu savcımız da bir parti kurarmış. Acaba fikirleri kaç oy eder dersiniz ?
Evet sayın savcım. Yatırımcı ürkecek, ekonomi tepe taklak gidecek, euro basşını alıp gidecek, sen rahat uyuyacakmısın yatağında. Ne yazık ki bu memlekette ordu ile devlet anlaşmaya başladı mı hep böyle yollara baş vuruluyor. Kimse ülkenin iyi olmasını istemiyor!
Eğer Cumhuriyetimizin başsavcısının kafa yapısı hala 50 sene önceki kafa yapısı ise vahhh Türkiyem vaaaah ki vaahhh
Şunu iyi düşünmek lazım, halkın yarısının desteklediği bir partiyi kapatmak, ülkeye darbeden daha çok zarar verir.
27 Nisan'dan sonra AKP'ye oy vermeye karar vermiştim, şimdi de üye olmaya karar verdim. Böyle sudan gerekçelerle dava açan bir kişiye hukukçu denemez.
Savcı beyin duygusal davranıp iddianame hazırladığı nasıl belli. Hepsini anladık da Zafer Üskül'e irticacı diye siyaset yasağı getirirlerse buna herkes güler doğrusu
Bu kafayla bir yere gidemeyiz. Yüzde 47 yetmedi galiba. Önemli değil siz bu kafayla yüzde 57 istiyorsunuz ama siz akıllanmazsınız. Bu memleketi zaten savcılar yönetiyor. Millet zurnanın son deliği. Büyük önderin bir lafı var. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.
AK Parti'nin kapatılması için yapılan başvuruyu değerlendiren sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar, başvuruyu demokrasi ve milletin iradesine karşı girişim olarak değerlendirdi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın liklik karşıtı odak haline geldiği gerekçesiyle AK Parti'nin kapatılması için yaptığı başvuru, her kesimden büyük tepki gördü. Anayasa hukukçuları başta olmak üzere sivil toplum kuruluşu temsilcileri girişimin hukuki değil siyasi bir yaklaşım olduğunu kaydetti.
ANAYASA İLE ÇELİŞİYOR
Yrd. Doç. Dr. Adnan Küçük (Anayasa Hukukçusu): AK Parti'nin kapatılması için başörtüsü serbestisine kapı aralayacak anayasa değişikliğinin bir dayanak olarak gösterilmesi, Anayasa'nın yasama sorumsuzluğu ilkesi ile de çelişir. Türk seçmeninin yüzde 47'sinin desteğini alan bir partinin, salt din ve vicdan hürriyetinin alanını genişlettiği için kapatılmasını sağlamak, halkın eğilimleri ile kurumların karşı karşıya gelmesi gibi çok zararlı ve tehlikeli bir neticeye sebebiyet verebilecektir. Esasen bir parti hakkında kapatma davası açmak onun kapatılacağı anlamına da gelmez.
HUKUK SİYASALLAŞTIRILIYOR
Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem (Anayasa Hukukçusu): Kapatma davasına en büyük gerekçe 'laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmak' diye gösteriliyor. Bunun içinde başörtüsü yasağı ile ilgili düzenleme gösteriliyor. Gerekçelerden biri buysa, hukukun siyasallaşmasının en tipik durumudur bu. Söylenecek bir şey yok. Siyasi olduğu çok açık. Yargı Türkiye'de seçkinci ideolojinin en önemli taşıyıcısı ve aracı. Su davayı siyasi bir araç olarak kullanıp AK Parti'yi sınırlamaya çalışıyorlar.
BAŞSAVCI TÜRKİYE'Yİ GERİYOR
Bayındır eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı: Daha önceki türban, laiklik gibi açıklamalarıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafsızlığını yitirmişti. Ülke meselelerinde herkesin güvenebileceği bir başsavcı olmak zorunda. Başsavcı güvenirliğini yitirdi. Yargıtay Başsavcısı AK Parti'yi yıpratmaya, ortamı germeye çalışıyor. Basında çıkan haberleri derleyip, araştırmadan bir dosya hazırlayıp AK Parti'yi anti laik oluşumların temelinde göstermek yanlış. Hukuki amaç gütmekten çok yıpratmaya yönelik bu talep Türk demokrasisine büyük zarar verecek nitelikte.
ERGENEKON'UN RÖVANŞI
HAK-PAR Van İl Başkanı Mehmet Baydar: Son 1 yıldan bu yana yaşanan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde ve türban tartışmalarında kamuoyu kazanmaya çalışan bu derin güçler kriz senaryoları ortaya attı. Ancak taraftar bulamadılar. Ergenekon çetesine yönelik yapılan operasyonla rahatsız olan derin güçlerin AK Parti'ye yönelik bir karşı operasyon başlattığını düşünüyorum.