03 Mayıs 2009 Pazar
Son kullanma tarihini bekleyen çocuk starlar

Önce şöhret olduklarına inandırılıp sonra bir köşeye atılan, sabah programlarında konu sıkıntısı çekildiğinde hatırlanan, popstarlardan geçilmiyor ortalık. 'Yalancı şöhret' dönemi sona erdikten sonra yaşanan sıkıntıların dile getirilmesi sırasını bekleyen popstar adaylarını korumaya yetmezken düşen reytingler imdada yetişti. 'Yalancı star' adayları şöhret belasından şimdilik kurtulmuşken; popüler tüketim aracı sömürülecek damarı ekrana sürmekte gecikmedi: Nur topu gibi "çocukstarlar"ımız var artık!

ATV'de yayınlanan 'Bir Şarkısın Sen' adlı formattan bahsediyorum. Format kelimesini özellikle kullandım, neye hizmet ettiği anlaşılamayan, tek hedefi reytingi on ikiden vurmak olan bir program Bir Şarkısın Sen. Yaşları 9 ile 16 arasında değişen '20 mucize sesli çocuk', son 50 yıla damgasını vuran şarkıları seslendiriyor cumartesi akşamları. Sakın ola ki eleştirmeyin çünkü çocuklar değil şarkılar yarışıyor! Yersen!

Yapım şirketi başına geleceği bildiğinden, önlemini baştan alıyor. Bin bir çeşit star yarışmasından sonra çocukstar yarışmasının çok eleştiri alacağını tahmin ettiğinden, çocukları puanlama dışı bıraktığına inandırmaya çalışıyor izleyiciyi. Göndereceğiniz sms'ler şarkı için diyor ısrarla. Tabi salondaki seyirciler nostaljik şarkıları alkışlıyor! Jüri koltuğunda oturan sanatçı ağabeyler, ablalar 'geleceğin çok parlak derken' şarkıları kastediyor!

Ülke çapında yapılan elemelerden sonra, sadece sesi güzel olan değil; sahneye hakim, şova yetenekli, rahat çocuklar seçilmiş. Maksat şov olmasa 9 yaşındaki bir çocuğa neden kanto söyletilsin? Alkışlayan elleriniz dert görmesin diyerek alkışları kabul eden, sahnenin şifresini çoktan çözmüş bir kız çocuğu ayakta alkışlanıyor, bir daha diye tempo tutuluyor. Erol Evgin'in tabiriyle 'esnaf' bir küçük şarkıcı var karşımızda.

İlk günden bu yana gözyaşı döken, seslendireceği uzun havayla dinleyicileri ağlatacağı iddia edilen, köyünden kalkıp gelen 15 yaşındaki kız, ben çoban kızıyım diyor ısrarla. Reytingi yüksek çoban tartışmalarından haberdar olmanın bilinciyle. Çobanlık yapan baba 'aşık' aynı zamanda. Normalinde çoban kızının babasının 'aşık' olmasıyla gurur duyması beklenir değil mi? Ama bu reyting endişesi yok mu? Damardan bir kurgu, özenle yazılmış 'kimlik hikayesiyle' gecenin galibi çoban kızı oluyor.

Tıpkı popstarın İngiltere versiyonundaki 'kıllı melek' Susan Boyle örneğinde olduğu gibi. Jürinin kendi eliyle seçtiği yarışmacıya ilk defa görüyormuş muamelesi yapması, sen kim şarkı söylemek kim önyargı klişesi eşliğinde söylenen opera şarkısı, internete servis edilen videonun tıklanma rekoru kırması. Kilise korosunda şarkı söylediği es geçilen Susan Boyle'un etrafından kurgulananlar seyredilirliği artırmaya yönelik TV zekası sadece.

30 kişilik dev orkestranın önünde parlak ışıklar altında, iltifatlar, alkışlar eşliğinde raf ömürleri dolana kadar gündemde olacak çocuk şarkıcılar. Son kullanma tarihleri dolduğunda kimse hatırlamayacak onları. 'Garantili looser' yetiştirmenin bundan daha etkili bir yolu olamazdı.

Çocuklar yarışmıyor şarkılar yarışıyor söylemine inandık diyelim, peki çocukları şova malzeme etmek yarıştırmaktan daha mı masum?

Oylamalar açıklandığında oyun şarkıya değil kendisine verildiğinin bilincinde olacak o çocuk.

Her cumartesi beş saatlik bir yayın, bir gün öncesi prova. Şarkıyı ezberlemek şovu hazırlamak için bir hafta süren çalışma. Yapımcı firma İstanbul dışından katılanları okullarıyla beraber İstanbul'a taşıdığı iddiasında. Sanki bu çocukların okula gitmeye vakti varmış, gitse konsantre olabilecekmiş gibi. Tanınırlık oranları yükselmeye yıldız muamelesi görmeye başlamadılar henüz. Şöhretin dayanılmaz cazibesiyle tanışmadılar.

Tanınan bir yüz olmak kısa vadede çocuk için olumlu gibi gözükse de ilgiden bunalıp sokağa çıkarken tanınmamak için güneş gözlüğü takan minik yıldızlar var. Abartılı övgü çocukta özgüven patlaması yapabilir. Ki sahnedeki rahat tavırlarına küçük dünyaları ben yarattım duruşlarına bakılırsa aşırı bir 'özgüven yüklemesi' ile hazırlanıyor çocuklar sahneye.

Kendisini başkalarının gözünden görmeye alışan, ailenin duyduğu gurur ve sevinci kaybetmek istemeyen çocuk, şöhret kültürünün ağında geleceğin mutsuz birey adayı.

Yeteneği tescillenen çocuğuyla gurur duyan, kolay para kazanmanın dayanılmaz cazibesine kapılan, çocuğunu şöhret yapmak için her türlü fedakarlıktan kaçınmayan 'menajer ailelerin'; çocuğuna boyacılık yaptıran, mendil sattıran alilerden farkı yok.

Daha fazla kar hırsı sebebiyle çocuk emeği sömürenlerden bir farkı yok daha fazla reyting yakalamak için çocuk şarkıcıları ekrana sürenlerin.

Oyun ve eğitim çağında çalışmak zorunda kalanlardan bir farkı yok ekrandaki 'çocuk işçilerin'.

Çocuklar ucuz işgücü olmadığı gibi garantili reyting aracı da olmamalı.

Yaşanmamış çocukluk kadar yanlış yaşanmış çocukluk da bir travma sebebidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Diyalog Gazetecilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Haberi PaylaşFacebookGoogle BookmarksTwitterMixxLiveDel.icio.usDiggYahoo! My WebStumbleUponRedditTechnoratiSlashdotHaber.gen.trOyylaTusulMynet EksenimLimklinkibolBuzla
 YAZARA AİT YAZILAR   [ TÜM YAZILAR ]