MİT yasası: Yeni sorunlar

Uzmanlar 'çağdaş devletlerin karşı karşıya kaldığı en zorlu sorunlardan biri, istihbarat servislerinin hesapverebilirliğine yo¨nelik hem demokratik hem de etkili bir sistem kurmak olduğunu söylerler...'

Peki bu nasıl olacaktır?

Bu konudaki en derli toplu referans, Cenevre Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Denetimi Merkezi (DCAF), Norvec¸ Parlamentosu İstihbarat Go¨zetim Komitesi ve Durham U¨niversitesi İnsan Hakları Merkezi'nin birlikte hazırladıkları rapordur. 'Hem gec¸iş devletlerinde, hem de ko¨klu¨ demokrasilerde uygulamaya konabilecek en iyi uygulamaları' belirleyen ve o¨neriler getiren bu rapor, TESEV tarafından 2008 yılında Türkçeye çevirilmiş ve yayınlanmıştır. Bugün ilgilileri ve meraklıları için tesev.org sitesindeki yerini muhafaza etmektedir.

Raporun Türkçe önsözünde MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş şunları söyler:

'C¸ağdaş devlet, çağdaş demokrasi kavram ve uygulamaları ic¸inde 'demokratik gu¨venlik', 'demokratik istihbarat', 'insani gu¨venlik' gibi kavramsal ve niteliksel bir su¨recin ortaya c¸ıkması da, insan hakları mu¨cadelesinin şekillendirdiği o¨nemli sonuc¸lardandır. Bu gelişmeler gu¨venlik, istihbarat servislerinin hesap verebilirliği, go¨zetimlerinin sağlanması, demokratik şeffaflıklarının gerc¸ekleştirilmesi gibi c¸ağdaş demokrasilerin kurumsallaştırılmasının, olmazsa olmaları arasında bulunmaktadır...'

Geçen hafta yeni MİT yasası meclisten geçti ve Çankaya'ya gitti.

Bu demokratik seviyenin neresindeyiz?

Hemen söyleyelim bu haliyle, MİT yasası eskiye oranla yeni ve olumlu, olması gerekene nispeten zayıf ve sorunlu bir adımdır.

1983'te 12 Eylül rejiminin biçimini verdiği mevcut yasa muğlak, MİT aşırı geniş eylem alanı tanıyan, kurallardan çok fiili durumlar ve teammüllerle yol almasını öngören bir yapıdaydı.

Yeni yasa bu sorunları bir ölçüde gideriyor. İstihbarat örgütünün yetki alanı tanımlanarak, belirleniyor. İstihbarat faaliyetlerinin parlamenter denetimi konusunda ilk adımı atıyor.

Bu gelişmeleri hafifsememek gerekir.

Özellikle istihbarat denetimi Türkiye'nin siyasi lügatına yeni girmektedir. Milli güvenlik devletinden kalma keyfi ve muğulak yetki alanları belli bir çerçeveye oturtulmakta, yetki-sorumluluk ilişkisi yerleştirilmektedir.

Bununla birlikte yasa yeni sorunlar üretiyor, bunu da özellikle görmek gerekir.

Geçen hafta bugün bu köşede yayınlanan 'MİT' başlıklı yazıda yeni düzenlemelere yönelik kimi eleştirileri dile getirmiştim.

Buna göre, MİT'in (basın dahil) tüm kurum ve kuruluşlardan bilgi, belge, arşiv isteme yetkisi aşırı geniş tutulmuştu, keyfi görüntü sunuyor, pek çok hak ve özgürlük alanını tahrip edecek nitelik taşıyordu.

Ne yazık tüm uyarılara rağmen, bu konuda beklenen sınırlama, en azından bu yetkilerin MİT görev alanıyla sınırlanması bile parlamentoda yapılmadı. Ve bu hüküm siyasi ve hukuki ciddi bir meseleye dönüştü.

Ayrıca yasanın son haline göre, parlamentoda kurulacak komisyonun sadece faaliyet raporu üzerinden çalışacak olması, yasayı bu konudaki uluslarası normların gerisine itiyor. Parlamento komisyonunun işinin denetim olduğu yasada belirtilmiyor, denetim kelimesi bir kez olsun geçmiyor. Komisyonun görevleri söyle sıralanlanmış:

'Milli güvenliğe ilişkin konularda görüş ve öneriler sunmak, güvenlik ve istihbarat konularında uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek, kendi faaliyetlerine ilişkin rapor hazırlamak, güvenlik ve istihbarat hizmetleri sırasında elde edilen kişisel verilerin güvenliğini ve bireyin hak ve özgürlüklerini koruyucu öneriler geliştirmek...'

Yetki ve denetime ilişkin düzenlemeler, geçen hafta basına yansıyan halin çok gerisinde kalmış görünüyor.

Demokratik düzen açısından ciddi bir sorun kaynağı olmayı sürdürüyor.

Yasanın Çankaya'da elden geçirilmesi umudunu saklayalım.