"Hıtamuhu misk"

Rahmetli babam 1926 doğumluydu. Tek parti döneminin baskılarını bizzat yaşamış görmüştü. O anlatmıştı. Kur'an okutmanın yasak olduğu o dönemde dedemin kardeşi Ahmet hoca köy camiinde çocuklara Kur'an öğretiyormuş. Bir gün köye jandarmalar gelmiş ve hoca efendi merhumu çocuklara Kur'an öğretirken suçüstü(!) yapmışlar. Jandarma erleri de Anadolu çocukları. Çocukların sağdan soldan kaçmalarına göz yummuşlar. Ama hoca efendiyi mecburen tutuklamışlar. Babam kursu basmaya gelen jandarma erlerinin kendilerini kaçırırken yaşadıklarını, yasağı uygulayanların bile çocukların Kur'an okuduğu için suçlu kabul edilmesine gönüllerinin el vermediğini anlatırken duygulanırdı.

Hoca efendiyi tutuklamışlar. Suç aleti de bir çuval Kur'an cüzü ve alfabesi. Hoca efendinin tutuklanması herkesi üzmüş. İlçedeki vatandaşlar da mahkeme memurları da durumdan etkilenmişler. Mahkemede çalışanlar kendi aralarında anlaşmışlar ve mahkemeden önce gece gizlice gidip ağzı mühürlü delil torbasını altından sökmüşler cüzleri çıkarıp yeni harf baskılı kitaplar koymuşlar. Suç delili olarak sunulmak üzere açılan torbadan yeni harflerle basılı kitaplar çıkınca hakim beraat kararı vermiş.

Mustafa İslamoğlu'nun "Hıtamuhu misk" tefsir dersi haberini okuyunca ister istemez bunları hatırladım.

Her dönemde ondan rahatsız olanlar ona engel olmaya çalışanlar çıkmıştır çıkacaktır da. Ama her dönemde onu muhafaza edecek gönül erleri de eksik olmayacaktır.

Onu gönderen "biz indirdik biz muhafaza edeceğiz" demiyor mu?

Hilal TV'nin beğenerek seyrettiğim en güzel programlarından biri Mustafa İslamoğlu'nun tefsir dersleri olmuştur. Fırsat buldukça seyretmeye çalıştım ve her seyrettiğimde ya yeni şeyler öğrendim ya da bildiklerimi hatırladım. Dersine iyi çalıştığı belli oluyordu.

Kendisini yazılarıyla ve fikirleriyle tanırım ama vicahen oturup konuşmuşluğumuz yok. Doksanlı yıllarda bir kez "beyaz yürüyüş"ün başlangıç noktasında teşehhüt miktarı görmüşlüğüm var. Hakkındaki bilgim yazıları ve derslerine dayalı.

Başarılı insanları tanımasam da takdir etmek gerektiğine inanırım.

Yaşlarının benden küçük olmasını da önemsemem.

İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanlardır.

Faydalandığımız insanları kıskanmak hasetlenmek yerine onlara teşekkür etmek gerektiğine inanırım.

Allah'a şükretmenin onun kullarına teşekkürden geçtiğine de inanırım. O yüzden 15 sene önce başlayıp geçen Pazar günü Gösteri Merkezi'nde binlerce dinleyeniyle son dersini yapan İslamoğlu kardeşimize, bu hayırlı hizmetlerden dolayı ben şahsen müteşekkirim.

İstanbul'da olmadığım için o programa katılamadım ama haberini okuduğumda salonun resmini gördüğümde her şeye rağmen Kur'an'a olan inancın ve nasihatin(samimane bağlılık) nasıl devam ettiğine bir kez daha şahit oldum ve Allah'a hamdettim. Buna vesile olduğu için İslamoğlu kardeşimizi de tebrik ediyorum.

Onu indiren, her dönemde onu koruyacak şartları da kendisi hazırlıyor. Bir jandarma eliyle, bir memur eliyle bir alim eliyle. Neticede onu koruyor.

Benim gözümde İslamoğlu, çoğumuzun dünya umuru içinde çırpındığı bu dönemde kendisini Kur'an'ı muhafazaya adamış isimlerden biridir. Bu itibarla çok önemli bir misyon ifa etmiştir/etmektedir.

Eksik bulduğum ya da katılmadığım görüşleri yahut fikir kaynakları hakkındaki tartışmaların bu vasatta kimseye bir faydası yok. Ama seyrettiğim kadarıyla tefsir dersinin bilen bilmeyen herkese faydası var.

Allah razı olsun.