Kahrolsun darbe, diren Mursi

Mısır'da korkulan oldu.

Asker yönetime el koydu.

Mısır'da darbe oldu.

Binlerce yıldır piramitlere dayanan Mısır, demokrasiye 1 yıl dayanamadı.

Seçimle gelen Cumhurbaşkanı Mursi bir askeri müdahale ile devrildi.

Ama Mursi, hala Mısır'ın meşru Cumhurbaşkanı.

Şimdiye kadar darbeye boyun eğmeyip direndiği için bu tarihten itibaren aynı zamanda, 'Demokrasinin simgesi' oldu.

Dün gece Mısır'da çok kötü şeyler oldu.

Mısır'da asker darbe yaptı.

Ama aynı zamanda Mısır'da demokrasi adına tarihi bir gece oldu.

Cumhurbaşkanı Mursi, 'Darbeyi reddediyorum' diye meydan okudu.

Direndi, darbeye boyun eğmedi.

Askerler, Anayasa Mahkemesi Başkanı'nı Cumhurbaşkanı olarak ilan ederken, seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak Mursi, 'Görevimin başındayım' dedi.

Sonucu ne olursa olsun, bu müthiş bir direniştir.

Mursi bununla da yetinmedi.

Halka direniş çağrısı yaptı.

Mısır'da her şey bitmedi aslında her şey yeniden başlıyor.

Direnen bir Mursi ve direnen bir İhvan var.

Şimdi kaybetmiş gözüküyor olabilirler, ama başlayan sadece yeni bir mücadele döneminden başka bir şey değil.

Seçilmiş bir cumhurbaşkanı devrilirken, batı çok kötü bir sınav verdi.

Amerika bir kez daha seçilmişlerin yanında değil, askerin ve diktatörlerin safında yer aldı.

Seçilmiş Cumhurbaşkanı'na sahip çıkmak, Mısır'daki demokrasiyi ayakta tutmak yerine, darbecilere göz kırptı.

Askeri yönetimin başkanı El Sisi'nin açıklamaları, darbe sürecinin Müslüman Kardeşler'in seçimi kazanıp, Mursi'nin göreve gelmesinden hemen sonra başladığına işaret ediyor.

Bizim gibi darbe deneyimi yüksek olan bir ülkede darbe süreçlerinin nasıl oluşturulduğunu iyi biliriz. Kenan Evren 12 Eylül sabahı kardeş kanını durdurmak için yönetime el koyduklarını söylemişti. Ancak yönetime el koyana kadar kardeş kanı akıtmıştı.

Nasır'dan, Enver Sedat'a oradan Hüsnü Mübarek'e kadar hep diktatörler tarafından yönetilen Mısır'da ordu, yargı ve bürokrasiden oluşan güçlü sacayakları vardı. Cami-ül Ezher şeyhi ise Hüsnü Mübarek döneminde yaşanan 'kısırlaştırma' sürecinden bu yana vesayet sisteminin fetvacısı oldu.

Mısır'da ordu yönetime el koyarken, bu koalisyon yine işbaşındaydı.

Askeri yönetime el koyarken ortaya koyduğu, 'Yol haritası' bu işbirliğini çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Cumhurbaşkanı olacak.

Anayasa askıya alınacak

Geçiş hükümeti kurulacak.

Yeni Anayasa hazırlanacak.

Belli bir süre sonra seçimlere gidilecek.

Şartlar hazırlandıktan sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilecek.

Bunlar 48 saatin işi değil. Bu şartları olgunlaştırılmış, uzun bir süredir hazırlanmakta olan bir Yol Haritası'nın sonuçları.

Bu darbe sadece Mısır'daki yönetim değişikliği olarak görülemeyecek kadar büyük sonuçlara gebe.

Arap baharı ile sarsılan İsrail'in güvenliği esasına oturan Camp David düzeni yeniden kuruluyor.

Çünkü Mısır demek aynı zamanda Afrika demek.

Mısır demek aynı zamanda Ortadoğu demek.

İsrail'in güvenliğinin Kahire'den başlaması demek.

Mısır'daki bu değişimin Suriye'de Şam rejimi açısından, 'Hayat öpücüğü' olması demek.

Arap baharı ile tir tir titreyen diktatörlerin rahat bir nefes alması demek.

1 Temmuz 2012'de göreve başladı Mursi.

Bizdeki 28 Şubat şartlarından daha katı bir yüksek yargı, güçlü bir ordu, direnen bir bürokrasi devraldı.

Üçlü sacayağı devleti kilitledi.

12 Eylüle giden süreç sorulduğunda, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, 'Devlet kilitlenmişti' demişti.

Aynen öyle.

Firavunlar kadar acımasız, piramitler kadar sert olan, diktatörlük kalıntısı kurumlar sadece devleti işlemez hale getirmedi.

Mısır'da her türlü sonuca açık bir dönem başlıyor.

En ciddi tehlike, Mısır'da iç savaşın başlaması.

Ancak görünen o ki, darbeyi yapanların elinde bundan sonra ne yapacaklarına ilişkin, bir yol haritası var.

Bu yol haritası sadece Mısır'ın yönetimiyle ilgili olmayacağı açık.

Çünkü bu darbenin iç dinamiklerinden ziyade, İsrail ve Suriye'nin güvenliği başta olmak üzere dış boyutu daha güçlü.

Arap Baharı ile yaşanan ve İsrail'i çok tedirgin eden Domino Teorisinin tersine dönmesi amaçlanıyor.

Ama bu arada alkışlanması gereken bir nokta ise, Mursi'nin ve İhvan'ın darbeyi tanımaması ve darbeye karşı direnme kararını alması.

Mısır'da belki her şey bitti diye bakılıyor ama Mısır'da her şey yeniden başlıyor.

Sonu ne olursa olsun Mısır'ın seçilmiş meşru Cumhurbaşkanı Mursi'yi alkışlıyorum.

Darbeyi reddeden Cumhurbaşkanı Mursi'nin bu tavrını sonuna kadar destekliyorum.

Batı'nın bir kez daha darbecilerle işbirliği yapan tutumunu kınıyorum.

Mısır'da darbe yapanları lanetliyorum.

Her şeye rağmen, 'Diren Mursi', 'Diren İhvan' ve 'Diren demokrasi' diyorum.