Yeni süreçte ABD'nin pozisyonu

Çözüm sürecinin en kritik sorularından biriydi.

'ABD işin neresinde' diye sormuştuk.

Elbette ki sadece sormakla kalmadım.

Görüşmeler yaptım, nabız tuttum, diplomasi koridorlarında bu sorunun cevabını araştırdım.

Amerikan kaynaklarıyla yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenimleri, sorularıma verilen yanıtları aktaracağım.

Ama öncelikle şunu belirtmek istiyorum;

1-Süreç çok dikkatli bir şekilde takip ediliyor.

2-Türkiye'nin sorunu demokrasi sorunu olarak algılaması nedeniyle, 'kritik eşik aşıldı' deniliyor.

3-Sorunun çözüme kavuşacağına olan inanç var.

4-Ama henüz nelerin olup, nelerin olamayacağını görmeye çalışıyorlar.

Bu açıdan, ABD'nin şimdiki pozisyonunu, 'İhtiyatlı iyimserlik' olarak adlandırmak mümkün.

Peki ABD süreci nasıl buluyor:

'Çok ilgileniyoruz, çok önemli bir konu. Türkiye'nin bu sorunu çözmesini çok talep eden biri olarak iyimserim. Çok inanmak istiyorum ki, bu sorun çözülebilir.'

Soru şu: Türkiye'nin PKK'dan kurtulması, Kürt sorununu çözmesi, ABD'nin çıkarına mı?

İşte cevap: 'Amerika'nın bu süreçteki çıkarı ve yaklaşımı yüzde 100 bu sürecin başarı ile sonuçlanması yönünde.'

Amerikalılarla bu sorunu konuştuğumuzda her zaman, 'Siz terör sorunu diyorsunuz ama bu sadece bir terör sorunu değil, demokratikleşme sorunu' diyen eleştirilerle karşılaşırdık.

KRİTİK EŞİK AŞILDI

Doğruluk payı da vardı. Türkiye'de algı değişti. ABD bunun farkında.

'Bu sadece terör ve Kürt sorunu değil, daha fazla demokrasi sorunu. Türkiye'de demokrasi olgunlaşıyor. Daha önemlisi birçok Türk, (hükümette ve medyada) bunu demokrasi sorunu olarak görüyor. Bu açıdan da bir eşiğin aşıldığını düşünüyorum.'

BİR EŞİK DAHA VAR

Kritik eşik aşıldı. Paris ve Diyarbakır testlerinden de başarıyla geçildi. Ama aşılması gereken eşikler var. 'Bu müzakere sürecinde aşılması gereken bir eşik daha var. İmralı, Başbakan'ın başarılı olmasını düşünmeli, Başbakan'ın da, İmralı'nın başarılı olmasını düşünmesi lazım'

ABD'nin çözüm sürecine ilişkin yaklaşımı olumlu. Ama tuzakların da farkındalar.

'Aslında çok fazla tuzak var bu süreçte. Hem taraflar için tuzaklar var hem de bizim gibi yabancılar için tuzaklar var. İyi niyetli olsak da hata yapabiliriz.'

GÜÇLÜ DESTEK MESAJI OBAMA'DAN

İmralı sürecine ilişkin Amerikalılardan bir destek talebinde bulunulmamış. Zaten işin doğası gereği bu aşamada beklemiyorlar. Ama süreç planlandığı şekilde ilerlerse, Başkan Obama'dan güçlü bir destek gelebilir. Ne zaman? Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye yapacağı ziyaret sırasında.

Ziyaret ne zaman gerçekleşecek? 'Bu yılın ilk yarısında gerçekleşecek. Sayın Obama'nın, Sayın Başbakan'a doğrudan daveti var. Ama bizde yönetim yeni oluşturuluyor. Bu ziyaret gerçekleşecek. Ziyarette çözüm sürecine ilişkin elbette ki güçlü bir destek mesajı verilir.'

Amerikalılar süreci dikkatle takip ediyorlar. Ama aynı zamanda, 'Bekle-gör' yanlısı da değiller. Yapıcı anlamda ilgililer. 'Tabi ki biz de hata yapmamak için soruyoruz. Türk hükümeti ile yakın ilişki içindeyiz. Bizi bu konularda bilgilendirdiklerini söyleyebiliriz.'

BDP'YE TAVSİYELER

Ama sadece hükümetle temas halinde değiller.

'BDP'yle de görüşüyoruz. BDP'ye çok önemli bir tavsiyemiz var. Bu tavsiyenin başında PKK silah bırakmazsa, BDP'nin PKK'dan uzaklaşmasını ya da PKK'yı silahsızlandırmasını tavsiye ediyoruz. Eğer bunu yapamazsa bunun mesuliyetinin kendilerine olacağını söylüyoruz. BDP'liler bizim pozisyonumuzu çok net anladı.'

Hillary Clinton, 2011 tarihinde Dışişleri Bakanı sıfatıyla ülkemizi ziyaret ettiğinde BDP'lilerle de görüşmüştü. İRA sorununun çözüm sürecinde Tony Blair kadar devrede olan birisi vardı; ABD Başkanı Bill Clinton. Eşi Hillary Clinton 2011 tarihinde Dışişleri Bakanı olarak Türkiye'yi ziyaret ettiğinde BDP'lilerle görüşmüştü. Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak'a, eşinin İRA deneyimlerini anlatmış.

'Sinn Fein şiddeti kınamasa, muhatap olamayacaktı' demiş.

BDP bu süreçte önemli bir rol oynayabilir. Amerikalılar da bunu işaret ediyor.

Edindiğim izlenim. Amerika süreci önemsiyor. Sorunun, Türkiye'nin demokratikleşme sorunu olarak görülmesini, 'Kritik eşiğin aşılması' olarak görüyorlar. Sürecin doğru yönetilmesini hayati derecede önemli buluyorlar. Eğer biz bir hata yapmazsak, süreç çözüme doğru evrilirse, ABD'den daha güçlü destek mesajları beklenebilir.

Çünkü ABD bu kez, 'Bekle-gör' yanlısı değil, 'Çözün-destekleyelim' pozisyonunda…