MÜSİAD açılımı

Ekonomik göstergeler bugünün dünden, dünün de bir önceki günden iyi olduğunu gösteriyor.

Bunu devam ettirmek varken, kemer sıkma politikası uygulamak, vergi artırmak ve enerji gibi maliyet artırıcı alanlarda zam yapmak, Nasreddin Hoca'nın bindiği dalı kesmesine benzeyecek.

***

Finans krizi ile başlayan küresel dalgalanma, bugün kabuk değiştirerek, üretici ve tüketici başta olmak üzere tüm piyasalarda güven krizine dönüştü.

Yarın endişesi ile üretici yatırımlarını, tüketici de pahalı harcamalarını erteledi.

Şimdi iş dünyası da güveni sağlamak için hükümetten, ekonomiyi canlandırma adına açılan paketlerden çıkan ÖTV, KDV, SSK prim indirimlerinin getirdiği hareketlenmeyi devam ettirmesini bekliyor.

"Şimdi frene basma zamanı değil, gaza basma zamanı" diyor

***

'Geleneksel Basın İftarı'nda ekonomi basını ile bir araya gelen Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan'a göre, Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu iki konu var;

Siyasilerin kavgaları ile artan kutuplaşmalardan uzaklaşmak ve yapıcı meselelere odaklanmak.

Vardan'a göre ekonomik ve sosyal gelişme hızımızı kesen prangalardan kurtulmanın yolu, siyasetin ve toplumun tüm aktörlerinin, köklerimizdeki birlikte yaşayabilme özelliklerimizi hatırlayarak, önümüzdeki tüm sosyal sorunların çözümünde gayret sarf etmeleri.

Bu yüzden demokratik açılım çalışmalarının sadece bir konuda değil, her alanda öncelikli gündem maddesi olacak şekilde ele alınmalı.

Bu dönemde tartışmaları kavga boyutuna çekmeden, kurumsal ve toplumsal mutabakat ile geciktiği yargı, kamu yönetimi ve eğitim reformu ile AB sürecine hız verilmesi gerekiyor.

***

Artık 1960, 1970, 1980'lerdeki korkuya dayalı zihniyetle bir yere varamayacağımız anlaşılmalı.

"Köprüyü sattırmam", mantığı ile siyaset yapanların düştüğü durum ortada iken, deve kuşu gibi başını kuma gömerek, "Vatan-millet edebiyatı" yapmak artık çoook gerilerde kaldı.

Okullaşma, hayat süresi ve geliri ölçüt alan Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksinde Türkiye 76'ncı sırada.

Ekonomik büyüklükte dünyada 17'inci sırada yer alan bir ülke, insani gelişmişlikte 76'ncı sırada yer alıyorsa, biz bir yerlerde yanlış yapıyoruz demektir.

OECD ve Dünya Bankası, 2010 yılının en çok büyüme gösterecek ülkeler listesinin başında Türkiye'yi gösterirken, biz arkamızı dönmüş neleri tartışıyoruz.

***

Bugün Doğu ve Güneydoğu'da terörün bitmesi, Türkiye'nin istikrarlı ve zengin bir ülke olması, Türkiye üzerinden Orta Asya ve Ortadoğu'ya açılım yapmak isteyen ABD ile Avrupa'nın da işine geliyor.

Ekonomik açılımla beraber tartışılmayan demokratik açılım kör ve topal kalır.

Ekmeksiz özgürlük olur mu?

Sakız al, çiçek al, bakkala git ve evini yenile

Yapı malzemeleri sektörü, Halkbank ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) güçlerini bir araya getirerek bir kampanya başlattı.

83 firma ve 13 binden fazla bayinin katıldığı "Evini Yenile Türkiye" kampanyasıyla, 100 bin tüketicinin düşük faizli kredi alarak evini yenilemesi teşvik ediliyor.

Kampanyacılara göre, bu yöntem, pastadan dilim çalmak yerine, pastayı büyütelim yaklaşımı.

Bankacı, üretici, tüccar ve tüketici bir potada, aynı ortak payda ve çıkarda birleşecek.

Ortalama bir evin tadilatı 10 bin Türk Lirası'ndan hesaplanıyor ve 1 milyar TL iş hacmi hedefleniyor.

Kampanyada hedef; Türkiye'deki 15 milyon konut.

Proje bir sinerji politikası olarak görülüyor.

Sakız alcez, bakkaldan alışveriş etcez, çiçek alcez, ekonomiyi büyütcez.

Çalın göle mayayı, biz göl kenarında bekleyecez!

Vatan sevgisinden maksat, toprağa değil, onun üstünde yaşayan insanlara duyulan sevgidir. Namık Kemal