Din ve siyaset

Dini siyasetten, dünya işlerinden, devletten ayırma konusu, Batı'dan gelen laiklik ve sekülerlik rüzgârı yüzünden en az bir asırdır tartışılıyor.

Bu konuda iki temel tez var:

1.Din iman, ibadet, ahlaktır, diğer konulara din kitaplarının teması tarihi ihtiyaç sebebiyle olup devamlı bağlayıcı değildir; dünya işleri, siyaset, devlet insan akılı, bilgisi ve ihtiyaçları çerçevesinde insanlar tarafından kurulmalı ve yönetilmelidir, din bu işlere karıştırılmamalıdır.

2.Din yalnızca iman, ibadet, ahlak ve ahiretten ibaret değildir, İslam'ın kesin ve açık hükümleri, talimatı, bağlayıcı emirleri dünya işlerinin önemli bir kısmını da yani (dinin, insanların bilgi ve becerisine bıraktığı teknik ve teknoloji dışında kalan hukuk, ekonomi, siyaset, uluslar arası ilişkileri…) içine almaktadır. Bir mümin iman edecek, ibadet edecek, İslam ahlakı ile ahlaklanacak, ama aynı zamanda yine dinin buyrukları gereği olarak faiz yemeyecek, zina yapmayacak, içki içmeyecek, usulüne uygun nikah yapacak, aile kuracak, savaş ve barış yapacak, siyasette, ekonomide, hukukta… Kur'an-ı Kerim'i ve Sünnet'i birinci derecede bağlayıcı kaynak olarak kabul edecek ve uygulayacak.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığı ki, hakim Müslümanlık budur ve Şî'a'nın önemli bir kısmı tarih boyunca ve günümüzde ikinci tezi kabul etmişler, birincisini İslam dışı telakki etmişlerdir.

Bu durumda dünyanın herhangi bir yerinde Müslümanlar bir topluluk ve bir devlet oluşturduklarında siyaseti nasıl dinin dışında tutacak ve 'siyaseti dinsiz' yapacaklar?

Bir mümin iman, ibadet ve ahlak konularında dinli, diğer konularda dinsiz nasıl olacak?

Eğer mümin, tuvalet adabından ölüme ve sonrasına kadar hayatın her adımında dini rehber edinecekse, buna mecbur ise 'siyaseti, dini işe karıştırmadan yapmanın' manası nedir; bunu nasıl anlamak gerekiyor?

Bu sorulara benim cevabım şudur:

Müminler ya İslam'ı her alanda uygulama imkanı bulmadıkça siyasete girmeyecek, devlet işlerinde sorumluluk almayacaklar; bu bir ictihaddır ve tercihtir; ya da böyle bir yaklaşımı İslam'ın ve Müslümanların geleceği/bekası için tehlikeli ve sakıncalı görenler siyasete girecek, ama mevcut şartlarda neyi ne kadar yapmak mümkün ise onu yapacak, kalanı zamana, imkana ve gelecek nesillere bırakacaktır.

Mümin, attığı her adımın dinine, imanına, dolayısıyla Allah rızasına uygun olduğu bilgisi ve şuuru içinde olacak, aksaklılardan af dileyecek, Hz. Peygamber'in (s.a.) örnekliğinde kemale doğru yol almaya çalışacaktır.

Bir seyahat sebebiyle bir iki yazım aksayabilir. Bağışlayın.