Dershaneler kapanıyor mu?

'Gençleri yarış atına çevirdik', 'Test ile tost arasında bir nesili kaybediyoruz'… Bunlar yıllardır sınav sistemimiz hakkında dillendirilen ve oldukça da haklı olan eleştiriler. Sanırım öğrenciyken dershaneye gitmiş olan hiç kimse de hafta sonlarını dersler-testler arasında geçirdiği ve devamlı bir rekabet/ yarış psikolojisine bürünülen o günleri severek yâd etmiyordur.

Bu hale gelinmesindeki birincil sebep elbette sınav sisteminin kendisidir. Esas sebebi ortadan kaldırmadan veya dönüştürmeden, en nihayetinde kaçınılmaz bir sonuç olan dershaneleri tasfiye etmek mümkün değildir. Millî Eğitim Bakanlığı'nın (MEB), Seviye Belirleme Sınavı'nın (SBS) yerine getirilecek yeni ortaöğretime geçiş sistemini böylesi bir çabanın ürünü olarak algılıyorum.

Eski SBS sistemi, hayatını etkileyecek sınavlara daha önce bulunmadığı bir okulda ve sırada, tanımadığı insanların arasında, ailesinin melül bakışlarına maruz kalarak girmek, yılların emeğini saatler içinde kanıtlamanın getirdiği baskıyla depresyondan kurdeşen dökmeye nice stres yaşamak, belki sonradan defalarca o sınav gününe geri dönüp kendisiyle hesaplaşmak gibi sağlıksız sonuçlar doğuruyordu.

MEB'in Bakan Dinçer döneminde başlattığı çalışmanın, Bakan Avcı döneminde hayata geçirilmesi sayesinde, öğrenciler bundan böyle tek bir sınava girmeyecek. Okulda oldukları yazılı sınavlar o dersten aldığı not yerine geçecek. Üstelik yanlış cevaplar doğru cevapları götürmeyecek. Yani öğrenci zaten aşina olduğu okulunda, kendi arkadaşlarının arasında, normal bir okul gününün parçası olarak, gündelik hayatını aksatmadan sınavlarını cevaplandıracak. Ezcümle, hem stres oranını azaltan hem de öğrencinin ve öğrencilerinin aldığı sonuç kendisini direkt bağlayacak olan öğretmenin motivasyonunu artıracak olan bir sınav yöntemi söz konusu.

Dershaneler meselesine gelince… Bence üniversite sınav sistemimiz değişmedikçe, SBS sistemine benzer bir güncelleme gerçekleşmediği müddetçe MEB'in dershanelere ruhsat vermeyecek olması neticeyi değiştirmez. Talep varsa, arz da vardır; dolayısıyla dershaneler varolacaktır.

Anlamadığım bu tartışmayı neden 'dershaneler kapanacak-kapanmayacak' ekseninde yaptığımızdır. MEB, özel bir işletme olan dershaneleri kapatma kararı vereceğini söylemiyor ki... Bugüne kadar kendi çatısı altında yer alan dershaneleri, ait oldukları yere, yani özel alana bırakacağını söylüyor. Özel teşebbüsler için, devletten gelecek denetim ve müdahalelere maruz kalmamak evlâ ve özgürlükçü değil midir?

Yıllardır eğitim sistemini ve kurumlarını katı merkeziyetçi biçimde devlete bağlayan Tevhidi Tedrisat Kanunu'na karşı olup, özel teşebbüslerin devlete göbekten bağlı kalmasını savunmayı anlamakta zorluk çekiyorum.

DİKKAT VE RİKKAT...

Hizmet Hareketi'nin dershanelerinde ve 'abla evleri'nde üniversite sınavına hazırlanmış birisi olarak dershanelerin sınava hazırlanan öğrenciler için de, Hizmet için de kıymetinin oldukça farkındayım. Lâkin sistemin dershanelere olan ihtiyacı devam ettikçe, insanımızın devletin verdiği ruhsatı önemseyeceğini hiç sanmıyorum; hele ki söz konusu olan yıllardır kendisini kanıtlanmış bir eğitim kurumuysa…

Başbakan Erdoğan'ın dershane sistemine karşı ilk sözlerini 2007 yılında ettiğini düşünürsek, ortada iddia edildiği gibi bir 'hükümet-Hizmet' çatışması olduğuna ikna olmak güç. Yalnız ne hikmetse, bu iddiayı en yüksek sesle dile getirenler,  zihniyet olarak Hizmete de hükümete de en uzak kişilerden oluşuyor. Bu mesele üzerine eğilirken dikkatli ve rikkatli olmakta fayda var.