Kan tutulması, akıl tutulması

Hatay Reyhanlı'da, 40'ın üzerinde insanımızın hayatını kaybetmesine, yüze yakın kişinin yaralanmasına yol açan korkunç saldırı üzerine ne söylenebilir?

Önce hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa ve Türkiye'ye başsağlığı…

Sonra derin bir üzüntü ve öfke.. Giderek büyüyen bir öfke. Ve lanet olsun denir.

Ölü ve yaralı sayısı daha da artacak gibi, maalesef..

Türkiye tarihinin en büyük, en kanlı terör saldırılarından biri gerçekleşti dün. Banyas'taki katliamın bir benzeri Reyhanlı'da yapıldı. Banyas katliamının failleri kimse bu saldırının sorumluları da onlar.

El Muhaberat.. Acilciler… Stepne örgütler.. Ya da hepsi.. Suriye rejimi ya da onlarla birlikte hareket eden Türkiyeli unsurlar..

Bu işin içinde, Suriye üzerinden, PKK'nın devredışı kalması üzerinden hesap yapanlar da var mı, bilmiyorum.

Ne önemi var! Kimin yaptığını sorgulamaya ne gerek var. Her şey ortada.

Cilvegözü saldırısından üç ay sonra, yine ayın on birinde, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD'ye yapacağı ziyaret öncesi böyle bir saldırı ne anlama geliyor?

Üç ay önceki saldırı ne anlama geliyorsa o anlama geliyor.

Şartlar aynı, bölge aynı, taraflar aynı, örgütler aynı, sorun aynı, Suriye aynı, Türkiye'nin durduğu yer aynı..

O saldırı sonrası yapılan yorumlar/analizler de aynı.. O gün ne söylenmişse o söyleniyor.

Farklı olan; ölümlerin çoğalması, öfkenin artması, krizin yayılıp Türkiye'nin istikrarını tehdit eder hale gelmesi, terörü bitirme noktasına gelen Türkiye'nin yepyeni bir sorunla yüzleştirilmek istenmesi, on yıllardır olduğu gibi bu ülkenin terörle terbiye edilmek istenmesi…

'ABD'de Suriye'nin kaderini etkileyecek bir karar alırsanız bu savaşı Türkiye'nin içlerine yayarız' diyorlar.

'Türkiye'deki uzantılarımızla ülkenizi kan gölüne çeviririz' diyorlar. 'Suriye olayında taraf olan bölge ülkelerini de savaşın içine çekeriz, Suriye krizini bölgesel savaşa dönüştürürüz' diyorlar.

Savaşı Türkiye'ye taşımak istiyorlar.

Türkiye topraklarında Arap-Türk savaşı çıkarmak istiyorlar. Saldırı sonrası sokaklarda Suriyeli mültecilere yönelik uygulama bunun ilk örneği.

Suriye'deki ayrışma üzerinden Türkiye'de de bir ayrışma tezgahlamak istiyorlar. PKK sonrası stepne örgütleri devreye sokmak istiyorlar.

Türkiye'de etnik çatışmaları yeniden başlatmak, belki de mezhep çatışması çıkarmak istiyorlar.

PKK'nın sınır dışına çekilmesi ve barış sürecinin başarılı olması sonrası Türkiye'nin kucağına bir ateş topu daha bırakmak istiyorlar.

Suriye yönetimi, aslında ortada bir yönetim de yok aksine bir örgüt var, kendisinden sonra bütün bölgeyi yangın yerine çevirmek istiyor.

'Benden sonrası tufan, ben öleceksem herkes ölecek' diyor.

Bunu yapar da… Gücü yetse bütün bölgeyi yok eder. Kendi halkını da bölge halkını da. Bunun örneklerini çok gördük.

Bu rejim, halkına rağmen, bölgeye rağmen ayakta kalamayacağını çok iyi biliyor. Ne kadar yıkım yaparsa yapacak, becerebilirse bölgesel savaş çıkaracak.

Bir uyarı yapmak istiyorum buradan.

Suriye meselesini kimse küçümsemesin. Hafife almak en büyük hatadır. Tahmin edilenden çok büyük bir mesele bu. Bu bölgede hiçbir mesele küçük değildir. Kolay başlar yıllarca bitirilemez.

Uzun yıllar sürebilir. Türkiye'yi, Ürdün'ü, Lübnan'ı içine çekebilir.

PKK sonrası PKK kadar büyük bir meseleyle yıllarca uğraşmak zorunda kalabiliriz.

'PKK bitti' derken yeni PKK'larla yıllar geçirebiliriz.

Bunu sadece Suriye değil, bütün komşularımız ve Türkiye'nin büyümesinden rahatsız olan 'Batılı dostlarımız' da istiyor, emin olun..

Suriye bir intikam saldırısı yaptı.

Ama PKK'nın bıraktığı boşluk üzerine hesap yapanların sırada olduğu ortada.

Sadece Suriye'yi, sadece bu saldırıyı değil, bugünlerde her şeyi dikkatle sorgulamak lazım. Kendimizi de…

Türkiye'nin başı sağolsun…