Türkiye yeni dünyanın neresinde

Dünyadaki ekonomik güç denge merkezinin son 20 yıl içinde Batı'dan Doğu'ya doğru kaymaya başlaması, Asya'daki gelişmelere olan ilgiyi de doğal olarak artırdı.

Rusya Çin ve Hindistan gibi küresel ekonominin dinamik ülkelerinin yer aldığı Asya, petrol ve doğalgaz başta olmak üzere hammadde açısından da önemli bir potansiyele sahip.

***

Bir de kıtanın ekonomik durumuna bakalım;

Son yedi yıldır Asya ülkeleri GSYİH'lerinin ortalama büyüme oranı yüzde 6, kıtanın küresel büyümeye katkısı yüzde 20.

Asya ekonomilerinin toplam büyüklüğü, tüm dünya ekonomileri toplamının dörtte biri.

Bu oran ticaret hacmi için üçte bir, döviz rezervleri için ise dörtte üç.

Asya, aynı zamanda bir çelişkiler bölgesi.

Bölge dolar milyarderi sayısındaki artış bakımından dünyada en hızlı artışın yaşandığı yer olurken, 350 milyon insan hâlâ günde bir dolardan daha düşük gelirle yaşıyor.

***

Bu temel noktadan hareket eden Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Uluslararası Türk-Asya Kongrelerini periyodik olarak her yıl belirli temalar üzerine oturtarak karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesine çalışıyor.

Bu amaçla; 2006, 2007 ve 2008'de 3 ayrı kongre düzenlendi.

Türkiye ile Asya ülkeleri arasındaki iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel ilişkiler ilgili alanlarda uzman yerli ve yabancı akademisyenler tarafından ayrıntılı biçimde tartışıldı.

"Güvenlik, Ekonomi ve Enerji" konularında stratejik işbirliği imkanları masaya yatırıldı.

Bugün de İstanbul Cevahir Kongre Merkezi'nde başlayan "IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi" ile kurumsallaşma ve işbirliği ele alınacak.

***

Türkiye, 3,5 milyarı aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık kıtası unvanına sahip ve çoğunluğunu Türk devletlerinin oluşturduğu Asya'da maalesef bulunması gereken konumda değil.

Sebebi de çok basit; Türkiye sürekli iç sorunlarıyla (Ergenekon, PKK, yolsuzluk ve yoksulluk, laik-antilaik, Alevi-Sünni) meşgul.

Biri bitmeden biri çıkıyor, sanki başımızı kaldırmamız istenmiyor gibi.

Ana hatları ile üç gün sürecek kongre bu nedenlerle önemli.

Türkiye'nin değişen yeni dünya haritasında yeri neresi olacak derseniz söyleyeyim;

İç sorunlarımızı halledersek merkezde, halledemezsek...

Bölgesel ticaret blokları oluşuyor

Avrupa kıtasında, Avrupa Birliği (AB); Amerika kıtasında Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA), Asya kıtasında ise Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC), ekonomik anlamdaki bölgesel entegrasyon ve ittifakların önemli örneklerinden.

Türkiye bu bölgeselleşme hareketlerinin tam ortasında.

Batıda Avrupa bütünleşmeye giderken doğuda "Avrasya Yapılanması"ndan söz edilmeye başlandı.

Avrasya bölgesi enerji kaynakları, büyük pazar yapısı ve Türkiye'nin bölgedeki Türk Cumhuriyetleriyle arasındaki tarihi bağlar nedeniyle büyük önem arz ediyor. Asya'da, 2000 yılından sonra, yaklaşık 25 Bölgesel Ticaret Anlaşması imzalandı ve bir o kadarı için de müzakereler başlatıldı.

Anlaşma sayısının 2015 yılı itibariyle ikiye katlanması bekleniyor.

Dünya devlerinin gözü Asya'da

1990-2006 yılları arasında Asya'nın diğer bölgelerle yapmış olduğu ticaret hacmi üç katına çıkarken, bölgenin kendi içinde yapmış olduğu ticaret hacmi beş katına çıktı.

Batıdan doğuya güç transferinde Türkiye'nin süreçteki konumu önemli.

Çünkü Türkiye, NATO üyesi ve AB üyeliği için aday bir batı ülkesi olarak aynı zamanda doğu ülkeleri ile AB ülkeleri arasında bir köprü vazifesini de üstleniyor.

Asya'daki bölgesel kuruluşlar gözle görülür biçimde Çin ve ABD'nin, dolaylı olarak da Rusya ve Japonya'nın ilgi ve çıkar alanı içerisinde yer alıyor.

Bu durumda, kuruluşların etkin bir aktöre dönüşüp dönüşmemesi, başta Çin ve ABD olmak üzere güçlü aktörlerin çıkarlarındaki dengelere göre belirlenecek.

Kaplumbağaya dikkat et, ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor. j.b.conont