Yirmibeş yıl boyunca atölye kurmadan evinde çalışan, 5 kişisel, 11 karma sergi açan Erdinç, atık maddelerden yapılan süs eşyalarının ülke ekonomisine büyük katkı sağlamasının yanısıra, yeni bir ihracat olanağının da doğacağını düşünüyor.

Lise mezunu Demet Erdinç, 1980 yılında Sivas'ta yaşadığı dönemlerde bir ansiklopedide gördüğü resimlerden esinlenerek yaptığı çalışmalarını deneme yanılma yöntemi ile geliştirip, 4 yıl içerisinde ilk sergisini açtı. 'Kurutulmuş çiçek tasarımcılığı' olarak isimlendirdiği çalışmalarını, hiç bir mesleki kariyeri olmadan evde tek başına geliştiren ve kısa sürede açtığı sergilerle birçok ödül kazanan Erdinç, ürünlerinin kendisine önemli kazanç sağladığını söylüyor. Kağıt, cam, teneke, porselen, plastik gibi atıkların üstüne kuru çiçeklerle tasarım yapan Erdinç, atık maddeler kullandığı için sıfır maliyetle çalıştığını ancak çerçeve, yapıştırıcı, karton gibi malzemelerin masraf olduğunu belirtiyor. Bursa Akbank Sanat Galerisi'nde ilk karma sergisini açan Erdinç, 2002 yılında sanatsal faliyetlerle Sivas'ın kır çiçeklerini el sanatlarında kullanarak yaşattığı nedeniyle aday gösterildiği Dünya Gazetesi Sivas ili başarılı iş kadını ödülünü kazandı. Henüz bir atölyesi olmamasına rağmen evde yaptığı eserlerini açtığı sergilerle sanatseverlerin beğenisine sunan Erdinç'in en büyük hayali ise atölye açmak ve mesleğini gençlere öğretmek.

Atölye açmayı çok istemesine rağmen kendisine destek verilmemesinden yakınan Demet Erdinç, bankaların da sanatçıya sanatsal kredi vermemesini eleştiriyor. Bu konuda belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının kendisine destek vermesini beklediğini ifade eden Erdinç, "Bir atölye için 50 metrekarelik bir yerin kiralanması, raflar, bir takım ihtiyaçlar derken önemli bir maliyet çıkıyor karşımıza. Ben bunu karşılayamadım şimdiye kadar. Bence işsizliğin çok yoğun olduğu ülkemizde bu tür istihdamı artırıcı sanat dallarına destek verilmeli. Bu sayede bir çok işsiz hem işsahibi hemde meslek sahibi olacak. Bursa ekonomisi ve ülke ekonomisi için çok önemli bir sektör. Belediyeler bu konuda çalışmalar yapabilir. İl ekonomisinin geliştirilmesinde büyük getirisi olacak bir sanat dalının kursunu açarak ve ilgilenenlere yardımcı olarak istihdam ortamı sağlanabilir. "diye konuşuyor.

2 kız çocuk sahibi Demet Erdinç, kurutulmuş çiçek tasarımcılığının geniş ve güçlü bir pazar olduğunu vurguluyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi basketbol takımının antenörlüğünü yapan eşi Mehmet Erdinç'in kendisine her zaman destek olduğunu ifade eden Erdinç, ev işlerinden arta kalan zamanlarda büyük bir zevkle yaptığı çalışmalarından güzel para kazandığın söylüyor. 3 ile 500 milyon lira arasında değişen fiyatlarda değeri olan çalışmalarının, atölye üretimi olması halinde ve öğrencilerinde çalışması halinde çok önemli bir gelir kapısı haline dönüşeceğini ifade ediyor. Sivas'ta 5 yıl TEMA Vakfı temsilciliği de yapan Erdinç, günümüzde özellikle nikah şekeri, davetiye ve mutfak aksesuarları tasarımında bu tarz ürünlerin çok beğenildiğini ve tercih edildiğini aktarıyor.

Mesleğinin çok zevkli ve çok zahmetli olduğunu ifade eden Erdinç şunları söylüyor: "Çok emek isteyen bir iş. Önce çiçeklerin açması için baharın gelmesini beklemeniz gerekiyor. Bu çarpık yapılaşmanın arasında eğer kır çiçeklerine ulaşabilirseniz onları toplayıp baskıda kurumasını beklemelisiniz. Yapay çiçeklerle de süsleme yapılabilir ama bu kır çiçeklerinin güzelliğini hiçbir zaman vermiyor. Ülkemizde malesef kurutulmuş çiçek sektörü diye bir sektör yok. Oysa Hollanda'da kurutulmuş ve dizayna hazır bu çiçekleri ihraç ediyor. " Türkiye'nin, kır çiçekleri bakamından kendine özgü çok fazla çeşidin bulunduğu zengin bir ülke olduğuna dikkat çeken Erdinç, Avrupa'da bulunan 12 bin bitki türünün 9 bininin Türkiye'de de bulunduğunu ve bunların 3 binininde Türkiye'ye özgü bitkiler olduğunu vurguluyor. Erdinç, Avrupa'nın bu çiçekleri işleyerek ihrac ettiğini belirterek, "Türkiye'nin bu alanda hiçbir çalışma yapmıyor. Halbuki çok önemli bir ihracat alanı bu. " diyor.

Çalışmalarını fırsat buldukça evde sürdürdüğünü belirten Erdinç, yeni bir sergi açabileceğini ancak arzusunun bir atölyeye kavuşarak bildiklerini insanlara öğretmek olduğunu yineliyor.