Mücahitleri Bosna'ya ABD mi gönderdi?

ABD'nin bazı hesapları Bosnalı Müslümanların hesaplarıyla örtüştü diye, İslam dünyasının dört bir yanından Bosnalı kardeşlerinin yardımına koşan mücahitlerin izzetli konumunu sorgulamamız gerekir mi?

Nuray Mert, gerektiğini düşünüyor.

"İslamcı hareketlerin karanlık tarihi" başlıklı yazısının bir yerinde diyor ki:

"Bugün gelinen noktada, sadece 'terörle mücadele' politikalarının ikiyüzlülüğünü deşifre etmek adına değil, yakın tarihteki İslamcılık hareketlerinin, dünyadaki siyasi tablonun içindeki yerini tayin etmek açısından da ciddi bir sorgulamaya ihtiyaç var. Bu sorgulamaya, Türkiye'de ve tüm İslam dünyasında tabu konu olan Bosna meselesini katmakta da sonsuz fayda var. Bosna, ABD öncülüğündeki askeri müdahalelerin meşrulaştırıldığı ilk yerdir. Askeri müdahale öncesi, Bosna'ya Afganistan'dan dahi cihatçı gönderilmiştir. / Bu sıradan ve spontan bir olay olarak görülemez. Öyle olsaydı, dünya Müslümanlarının uğruna savaşmak için en çok gitmek isteyecekleri yer Filistin olurdu. Filistin'e mücahit gitmesi mümkün mü, olabilir mi? O halde Yugoslavya'ya nasıl gidebildiler? Dünyada olan biteni anlamak açısından, bu soruları sormaya başlamakta, fayda var." (Radikal, 19 Temmuz 2007)

* * *

Bosna savaşına katılan 'yabancı' mücahitlerin hatırı sayılır bir kısmıyla şahsen tanıştım.

Emin olun, bu "cihatçı"ların hiçbirisi oraya "gönderilmiş" değildi.

Kur'an ve Sünnet'in biçimlendirdiği vicdanlarının sesini dinleyerek kendileri geldiler.

Peki, Filistin'e niye gitmediler?

"(Bosna'ya mücahit akışı) sıradan ve spontan bir olay olarak görülemez. Öyle olsaydı, dünya Müslümanlarının uğruna savaşmak için en çok gitmek isteyecekleri yer Filistin olurdu" diyen Nuray Mert, Bosna'da savaşan yabancı mücahitlerin Filistin'de savaşmamasını, anladığım kadarıyla, ABD tarafından kendilerine böyle bir görevin verilmemesine bağlıyor:

Filistin'e değil Bosna'ya gönderilmeleri uygun görüldü, onlar da gereğini yaptılar... Böyle düşünüyor Nuray Mert.

Neyse ki, "Filistin'e mücahit gitmesi mümkün mü, olabilir mi?" diye sorma nezaketini gösteriyor.

Cevap:

Hayır kardeşim, mevcut şartlar altında bu mümkün değil.

Filistin'e tek-tük sızmalar olabilir, ama Bosna'daki gibi bir mücahit akışı olamaz.

Kapıları İsrail ordusu tutuyor.

Üstelik, Filistin'in komşuları olan Mısır ve Ürdün'deki rejimler mücahitlere geçit vermiyor.

"Öyleyse Yugoslavya'ya nasıl gidebildiler?"

Çok basit:

Bosna savaşının ilk evresinde (ve de son evresinde) Boşnaklarla Hırvatlar müttefikti ve topraklarının yarısı Sırp işgali altında olan Hırvatistan - "düşmanımın düşmanı benim dostumdur" diyerek- mücahitlerin Bosna'ya geçişine izin veriyordu.

Hatta, Yugoslavya'dan daha yeni ayrıldığı ve devlet düzenini henüz kuramadığı için, Hırvatistan'ın silah ve mühimmat depolarını bekleyen yolsuz askerlerden her türlü silah da satın alınabiliyordu...

* * *

Unutmadan:

Amerikalılar, savaş sırasında, yabancı mücahitlerin üzerine gidilmesi için Bosna hükümetine ve BM Koruma Gücü bünyesindeki Türk birliğine baskı yapıp duruyorlardı.

Onları mücahitlerle çatışmaya sokmak için türlü çeşit oyunlar oynadılar.

Zaten Dayton'da Boşnaklarla müzakere masasına oturur oturmaz da "yabancı mücahitlerin tahliyesi" şartını ileri sürdüler...

* * *

Kalemine saygı duyduğum Nuray Mert'in, mücahitleri, ABD nereyi işaret ediyorsa oraya koşan / nereyi işaret etmiyorsa oradan uzak duran iradesiz enstrümanlar olarak göstermesine bir anlam veremedim.